By 1 Şubat 2013 0 Comments

5. Yılında Sorgun Düşünce Kulübü

Tarihten edindiğimiz bilgiler ışığında insanların birlikte yaşama ihtiyacı çok eskilerden beri süregelen bir gerçektir.

Başlangıçta komün ve koloniler olarak birlikte yaşamaya başlayan insanoğlunun toplumsal birliktelikleri hiç bir zaman sonlanmamıştır.

Toplumda yaşamanın doğal bir sonucu olarak okulda, iş yerinde, yolculukta, tatilde, askerde vb. birden fazla insanın bulunduğu her yerde bir birliktelikten, bir toplumsal ilişki ve toplumsal iletişimden söz edebiliriz. Toplumsal birlikteliklerde amaçlar çok farklı olabilir. Örneğin askerde vatanı korumak, dernekte siyasi bir amaç, okulda eğitim, futbol kulübünde şampiyonluk vs. örnekler çoğaltılabilir. İletişimin arttığı 21. yüzyılda derneklerin, cemaatlerin, siyasi partilerin, futbol takımlarının aslında sivil toplum kuruluşlarının artması da doğal karşılanacak bir sonuçtur. Peki, bir sivil toplum kuruluşu olarak Sorgun Düşünce Kulübü nedir ve beş yılı nasıl şekillenmiştir? Yazımın asıl konusunu oluşturan bu hususu kendi örneklemimde özetleyeceğim.

Sorgun’dan tanışıp, İstanbul’ da da görüştüğüm öğretmen Nuri abi (Nuri Kaya) bir gün beni bir sabah kahvaltısına davet etti. “Sorgun’dan hemşehrilerimizle Cumartesi günü Dragos/Maltepe’de kahvaltımız var gelir mi sin?” dedi. Ben de memnuniyetle kabul ettim. Kahvaltıya gittik. Nuri abiyi ve bir kaç kişiyi zaten tanıyordum. Tanımadıklarım ve uzaktan tanıdıklarımla da kahvaltı  sonrası tanıştık. Tabi, kahvaltının sonuna kadar tanıdığım ve tanıştığım insanlar hakkında  hep şunu düşündüm ve içimdeki ses hep şu soruyu tekrarladı: Evet Fatih, bu işin sonu nereye gider, yine dernekçilik mi? Bu işin sonu bir partiye ya da cemaate dokunur mu? Ne kadar garip değil mi? Tanıdığımız insanları bile iş bir topluluksa sorguluyoruz. Maalesef bunu yaparken de kahvaltının ve hemşehri özleminin sarıla sarıla tadını çıkarmak varken, kuşku ve şüphelerle kahvaltının tadını bile alamıyoruz.  Bir topluluğa, bir kulübe katılırken bu tür bir sorgulamayı da işin açıkçası çokta yadırgamadım. Yadırganmaması gerektiği kanaatindeyim de.

Sorgun Düşünce Kulübü’nün katıldığım  ilk kahvaltısının sonunda kulübü tanımaya yönelik ilk soruyu Adnan abiye sordum: Sorgun Düşünce Kulübü nedir, amacı nedir, nasıl bir sivil toplum örgütüdür? Aldığım cevap şu oldu: “Biz İstanbul’ da yaşayan Sorgunlu’lar olarak bir araya geldik. Her ayın ilk Cumartesi İstanbul’un Anadolu ve Avrupa yakasında kahvaltı yapıyoruz. Bunu yaparken de Sorgun için düşünüyoruz. Düşünmek yeterli”.

Aslında çok renkliydi kahvaltı masası. Avukatlar, bankacılar, esnaflar, öğretmenler, öğrenciler… Bu renklilik kulübün renkli yansımasıydı. En azından kulüp bir meslek kulübü değildi. Bu seferde kör şeytan yine içimde şu şüpheyi uyandırdı: Bu bir araya gelme amacı çok saf ve çok iyi bir fikir ama İstanbul’ da bir araya gelmenin fiziki zorluğu, alternatif maliyeti sadece bu  amaç için basit gibiydi. Bu birlikteliğin başka bir amacı var mıydı, sırf bu masum amaç birliktelik için yeterli miydi? Bunu ise zaman gösterecekti. Aylık katılımlarım sonrası anladım ki evet ( bu sene dördüncü yılı olacak katılışımın) Adnan abinin o ilk günkü sözü kulübün özüydü. Her ayın ilk Cumartesi’sinin kahvaltı ile özdeşleşen hasret gidermesidir benim için Sorgun Düşünce Kulübü.

Burada Kulübün bir kahvaltı kulübü olduğunu, amacının kahvaltının ötesine gitmediğini belirten bir kaç arkadaşımdan duyduğum eleştirileri ise aşağıda Sorgun Düşünce kulübünün beş yılı kısmında özetleyeceğim. Her sivil toplum kuruluşunun bir amacı vardır. Dernekler ve vakıflar belirli bir amaca hizmet ederler. Vakıflar bu amacı yerine getirmek için ortaya konmuş mal topluluğu, dernekler ise amacını üye olan kişilerle yerine getiren tüzel kişilerdir. Sorgun Düşünce kulübü tüzel kişiliği olmayan kişi kulübü olarak beş yılda neler yaptı bunları aşağıda paylaşacağım:

  • Her ay düzenli olarak ayın ilk Cumartesi günü kahvaltıları eksiklikler olsa da yapıldı. Bu durum gerçekten “bir sivil toplum örgütünün yaptığı şeye bakın; sadece bir kahvaltı” (yukarda belirttiğim üzere) olarak algılansa da bu kulüp için çok önemlidir. Çünkü bu basit bir olay değildir. İnsanların çocuklarına bile zaman ayıramadığı, karşıdaki komşu ölse komşuların ceset kokusuyla ölümden haberdar olduğu İstanbul’da, aileye ayrılacak zamandan, uykudan, ulaşım şartlarından, havadan fedakârlık ederek, Sorgunlular’ın bir araya gelmesinde Sorgun Düşünce Kulübü en büyük bütünleştirici faktör olmuştur.
  • Bu sene Sorgun’da ikincisi düzenlenen Sorgun Düşünce Kulübü kahvaltısı ile hemşehriler ile bir araya gelinmiştir.
  • Kahvaltılarda bir kişinin belirli bir konuda hazırlık yapılıp üyelere o konu hakkında bilgi sunması sağlanarak kulüp üyesine sorumluluk yüklenmiş, üyeler ise seçilen konular hakkında bilgi sahibi olmuşlardır.
  • Kulübün internet sitesi hayata geçirilmiştir.
  • Memleketimizden yetişen değerli yazarlarımızdan Abbas Sayar’ın eserleri okunarak Abbas Sayar Okumaları olarak sitede yayımlanmıştır. Toprağımızdan yetişen bir diğer kıymetli yazarımız Durali Doğan’ a ilişkin eserlerin okunup yayınlanmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir.
  • Memleketimiz  Sorgun’ a ait tarihi eserlerden Salih Paşa Camii’nin 200. yılına yönelik Sorgun Düşünce Kulübü’nün hazırladığı ve Salih Paşa Camii hakkında detay bilgi sunacak eser çalışmasında önemli bir yol alınmıştır.
  • Düşünce kulübü olmanın gereği olarak 2013 yılına düşünce üretme adına planlı bir giriş sağlanmıştır.
  • SDK’nın temel misyonu şekillenmiş ve belirli bir çerçeveye oturmuştur. Tüzel kişiliği olmayan bir oluşum olarak Sorgun Düşünce Kulübü’nün teamüle dayanan (yazılı olmayan kuralları/aylık birlikteliklere katılamama durumunu bildirme, eser çalışmalarında sorumluluk alma, 2013 yılı yıllık planı, okumalar, ay sorumluları, yazılar vb.)  yaptırımları oluşmuştur.
  • SDK’ya aidiyet kavramı belirmiş olup, katılım ise günden güne artmıştır.
  • Sorgun Düşünce Kulübü’ nün gönüllüğe dayalı yapısı, gönüllülüğün yanı sıra özveriye ve sorumluluğa dayalı olarak yeniden şekillenmiştir.
  • Sorgunlu olup İstanbul’ da üniversiteyi kazanan öğrencilerden ulaşılabilenler kahvaltıya davet edilmekte, tanışılmakta ve sıkıntıları paylaşılmaya çalışılmaktadır.

Kısacası, Sorgun Düşünce Kulübü, popülist yaklaşımlar yerine yapılabilir ya da yapılabilecek hedefler üzerinde ilk beş yılını geçirmiştir. Bu husus hem iç hem de dış çevre için gerçekten önem arz etmektedir. Çünkü bu birlikteliğin amacı, “düşünce kulübü” olmaktır. Dolayısıyla çok sık karşılaştığımız bir durumu da paylaşmadan geçemeyeceğim. Hemen hemen tüm toplantılarda dışarıdan gelen arkadaşlarımızın sorduğu bir soru var: “Sorgun Düşünce Kulübü somut olarak ne yaptı?” Ben aslında bu soruyu bir taraftan çok yadırgıyorum, bir taraftan da hiç yadırgamıyorum. Yadırgıyorum çünkü düşünce somut değildir. Düşüncenin somutlaşmış hali konuşma ya da yazmadır. Düşüncenin somutlaşmasının en güzel  hali ise eserlerdir. Çünkü soruyu soran eser bazlı somutluğu sormuyor. Maddi anlamda (burs, şehir kalkındırma, düşüncenin dışında çoğu şey kısaca) somutluğu soruyor. Hal böyle olunca da ne biz soruyu soranı anlıyoruz, ne de soruyu soran bizi. Yadırgamadığım husus ise şu: Sorgun’da ve Sorgun dışında kurulan tüm sivil toplum kuruluşları somut bir şeyler üzerine kurulmuş. En güzel örnekleri ise dernekler… Sorgun’a ait dernek vb. tüm kuruluşların yaptığı somut işleri eleştirmek ya da burada tartışmak haddime değildir. Sadece şunu belirtmek isterim ki SDK, maddi anlamda eser ve düşünce dışında somut bir şey vaat etmeyen, tüzel kişiliği dahi olmayan bir birlikteliktir. Buna alışılıncaya kadar maalesef yadırgamayacağım bu soruyu. Ancak, Sorgun adına ikinci bir düşünce kulübü kurulur “onlar çok eser yayınlıyor sizin somut düşünce ve eserleriniz nerede?” denirse o zaman soruyu ve soru sahibini ayakta alkışlayacağım.

Yukarıda ana hatlarıyla belirtildiği üzere SDK, düşünce kulübü olmanın gereklerini iyimser bir söylemle yerine getirmiştir. Yazı, yayın, eser üretme anlamında hıza, çabaya ve eser sayısında artışa ihtiyacımız bulunmaktadır.

 

FATİH ŞAHBAZ

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*