By 31 Mart 2014 0 Comments

Başlangıçtan Sonuca, Sonuçtan Başlangıca Doğru

Adalet, hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi anlamına gelir. Haklı ile haksızın ayırt edilmesi adaletle sağlanır. Adalet kavramı, temelde hukuk kurallarına uygunluğu içerir. İnsanların toplum içindeki davranışlarıyla ilgili olduğundan ahlak ve din kurallarıyla da ilişkilidir ve tarih boyunca tartışmalı bir alan olmuştur.( http://tr.wikipedia.org/)

İnsan var olduğu sürece hak, adalet ve hukuk kavramları üzerine tartışmalar devam edecektir. Çünkü bilgi çağında insanın zihinsel gelişimi arttığı gibi yaşamının standartları da değişmektedir. Buna paralel olarak yaşamındaki dengeler de değişecektir. Özgürlük alanlarının korunması ve devamı adına bu kavramlar sürekli âdemoğlunun gündeminde olacaktır.

İnsan psikolojisi alanında çalışan biri olarak, adalet ve hukuk alanına olacak katkım “sonuçlar ve başlangıçlar” üzerine dikkat çekmek olacaktır. Çünkü insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, koruyan ve yargılayan bir süreç olan adalet ve hukukun sonuçları ve başlangıçları önemlidir.

Neden önce sonuçlar? Suçlu ve mağdurların, yaşanan olayın sonuçları üzerinden analizini yaparak topluma enerjinin doğru yönlendirilmesi için.

Neden önce başlangıçlar? Suça yönelimi azaltmak adına var olan enerjiyi önleyici, doğru çalışmalar yapabilmek için.

Hak ve hukuk tamamen bir olay üzerine cereyan eden bir faaliyettir. Yani bir vakadan/olaydan hareketle kişiler arasına doğru karar verebilmektir. Bu teknik bir alandır. Beni aşan bir alandır. Ancak sonuçlarının etkisiyle oluşabilecek başlangıçlar, psikoloji bilimlerini ayrıntılı olarak ilgilendirmektedir. Bunun için de sonuçları iyi analiz ederek başlangıçları düzenlemek, ya da başlangıçları doğru değerlendirerek sonuca olumlu katkılar sağlamak önemlidir.

Patolojik faktörlerin dışındaki bütün olaylar, tamamen yaşam biçimi ile ilintilidir. Öğrendiklerimiz, yaşantılarımız ve bize öğretilenlerin etkisi ile şekillenen bir yaşama sahibiz. Yaşadıklarımız ve öğrendiklerimiz, yaşayacaklarımızı şekillendirmektedir.

Davranışçı yaklaşıma göre; normal dışı davranışlar (patolojik olanların dışında) öğrenilmiş davranışlardır. Bir ailede ilişkilerin şekli toplum içerisindeki ilişkilerini belirlemektedir. Ailesinde tutarlı ve duyarlı ilişkiler içinde büyüyen bir nesil normal şartlar içerisinde yaşamını o yönde devam ettirecek ve karşılaştığı sorunları bu temel tutumla çözecektir. Ne öğrendiysek onu yaşarız ve uygularız.

Olayların, olgu havuzunda kaybolmasına izin vermemek lazım… Her olayın, kendi içerisinde hazırlayıcı süreçlerini irdelediğimizde, sonuçları üzerine tedbirleri, alternatifleri üretmek gerekir. Yoksa sadece olaya verilecek olan ceza başka olayları belli bir süre erteleyici bir etken olur.  

Sorular sormalıyız; neden insan suç işler, neden başka yöntem geliştiremedi, neden tepkisi bu şekilde gerçekleşiyor, neden sadece bu bölgede suçlar işleniyor, neden boşanmalar bu bölgede daha fazla, neden bu bölgede suç oranları fazla, neden daha fazla karakola ihtiyaç duyuluyor, neden daha az STK var?  Çoğu zaman bir olayı incelememiz, toplumsal değişimi içinde barındırabilmektedir.

Hukuk düzeni içerisinde suçu azaltmak, suçluları azaltmak ve unsurları yok etmek imkânsızdır. Bunu sadece güvenlik tedbirlerini arttırarak sağlamak, enerjinin kısmen kontrol edilmesidir. O enerji, güvenlik zafiyetinin olduğu başka bir zaman ve mekânda ortaya çıkacaktır. Asıl olan o enerjiyi doğru okumak ve yönlendirmektir. Güvenlik tedbirini, kolluk tedbiri olarak algılamamak gerekir. Güvenlik ve önleyici tedbirlerin içerisinde insan psikolojisini etkileyen bütün disiplinlerin aktif olarak çalışması vardır.

Karakollar önemli olduğu gibi okullar da önemlidir. Güvenlik kuvvetleri önemli olduğu gibi sivil toplum kuruluşları da önemlidir. Hâkim ve savcı önemli olduğu gibi imam ve öğretmen de önemlidir. İhtişamlı adliye sarayları önemli olduğu kadar fabrikalar da önemlidir. Cezaevleri ne kadar gerekliyse halk evleri de o kadar gereklidir. 

Hak ve adalet insan içindir. İnsan ise gelişime açık ve değişimi içerisinde barındıran, canlıların içerisindeki en değerli varlıktır. İnsan gelişimi, anne karnından başlayarak bu dünyandan göçene kadar devam eder. İnsan bir enerji ile dünyaya gelmektedir. Eğer bu enerji doğru yönlendirilirse güzel sonuçları barındıracağı gibi kontrol edilmediğinde karakol ve ceza evlerinin dolmasına neden olabilmektedir.

Sonuçtan başlangıca giderek ya da başlangıçtan sonuca giderek insanda var olan enerjiyi (libido) doğru yönlendirmek için insanlara hizmet eden bütün disiplinlerin aktif ve koordineli bir şekilde çalışması lazım gelir.

****

Birkaç Ünlem:

Bilimin ve aklın gözleminden yoksun bazı olaylar toplumsal infiale neden olabilmektedir. Bu olayları patolojik, yani ruh sağlığı yerinde olmayan kişilerin gerçekleştirmesi ve toplumun değişimi olarak yorumlanması, insanları endişeye sevk etmektedir. Mesela “bir babanın eşini ve çocuğunu öldürmesi” gibi…

Her toplumda olduğu gibi toplumumuzda da bu tarz olaylar olmaktadır. Bunların çok iyi değerlendirilip toplumun doğru bilgilendirilmesi lazımdır. Belki de adli mercilerin davanın sonucundan hareketle analizlerini paylaşması daha sağlıklı olacaktır.

****

Hukukun adil kararlar verebilmesi için öncelikle yoruma kapalı olması gerektiğini düşünüyorum. Bu teknik olarak ne kadar mümkündür bilemem ama liyakatsiz insanların elinde bulundurulduğunda her yorum diğer davalara emsal olmaktadır.

Çünkü her durumun mutlaka mantıklı bir açıklaması bulunabilir. Öyle olmasaydı, psikolojide önemli bir yer bulan “savunma mekanizmaları” olmazdı. Savunma mekanizması, ruh sağlığını korumak ve dengelemek adına devreye giren bir “ara rahatlatma” evresidir. Ancak çok uzun ve her durumda kullanıldığında ruh sağlığı tehlikeye girmektedir.

 

Recep DAĞDEMİR

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*