By 28 Şubat 2014 0 Comments

Bilgi Toplumu

Yüce Allah, kendisine halife olarak tayin ettiği insanı eşyanın hakikatini ve bilgisini öğreterek Dünya’ya gönderdiğini biliyoruz. Kısacası bilgi insanlığın ilk döneminden itibaren gücü tayin eden birinci etken olmuştur. Nitekim peygamber efendimiz; “Dünyayı istiyorsan ilime sarıl, Ahireti istiyorsan yine ilime sarıl” diyerek bunu teyid etmiştir.

Bilgi gerek tarım toplumunda, gerekse sanayi toplumunda ekonomik ve toplumsal hayatın her alanında varlığını hissettirmiştir. Tarım toplumunda bilginin kaynağı insanlığın geçmişten getirdiği tecrübeler olmuştur. 1700’lü yıllardan sonra Batı’da daha sonra bizim ülkemizde elde edilen her türlü bilimsel bilgi endüstriye uygulanarak kullanılmıştır. Bunun sonucu olarak bilgi teknolojiye dönüşmüştür. Bilgi ve teknoloji daha sonra güç ve servete dönüşmüştür. Bilgi toplumu deyince aklıma doğrudan bilgiyle bağlantılı olan eğitim öğretim faaliyetleri alanı geliyor. Türkiye’nin bu alandaki gücünü ortaya koyan kıstas ise eğitime ayırdığı bütçe olacaktır. İkinci kriter ise bilgiyi üreten, işleyen, kullanabilen bilinçli bir topluluk olacaktır. Çünkü bilgi toplumunda maddi ürünler yerine bilgi üretimi önem kazanacaktır. Bilgi toplumunun sürükleyici gücü ise bilişim teknolojisi olacaktır.

Eski tarihlere oranla artan toplumsal bilgi miktarını göz önünde bulundurarak kültürel ağırlıklı bir tanım da yapılabilir, fakat günümüzde teknoloji ağırlıklı bir bilgi toplumu tanımlaması çok daha fazla kabul görmektedir. Geleceğin dünyasında ülkelerin uluslararası güç sisteminin neresinde yer alacağını bilgi toplumları belirleyecektir. Bilginin ekonomik kalkınma ve toplumların gelişmesi açısından taşıdığı önem giderek artmaktadır. Bilgi toplumunun temellerini oluşturan teknolojik bilgiden bahsetmek son yıllarda meydana gelen teknolojik gelişmeleri ön plana çıkartmak son derece önemli oldu.

İnsanlık tarihinde birçok buluş insan bilgisini milyonlarca kez arttırmıştır. Mesela, araba insanların yürüme yeteneğini yirmi kat arttırmıştır. Bilginin elde edilmesi, depolanması, bir yerden bir yere iletilmesi, bilgiyi kullanan insanların hizmetine sunulması teknolojik bilgi olarak adlandırılır. İnsan bilgisindeki yüz katlık artış insanı tarım toplumuna, bin katlık artış sanayi toplumuna ulaştırdıysa, on bin katlık veya yüz bin katlık artış insana neler kazandırır. Yani bilgi toplumuna giden yol bilgi ve teknolojinin bütünleşmesinde aranmalıdır. Bilgi toplumunda bilimsel ve teknolojik bilgileri hızlı akışını sağlamak, gerek duyulan bilgileri isteyen insanlara anında ulaştırmak; yani fikirlerin veya buluşların hızla yayılmasına olanak sağlamak gerekir. Yararlı bilgilere en kısa zamanda erişmek uluslararası arenada yer almanın önemli bir koşuludur. Çünkü bilgi ağları bilgi sağlamak için farklı birimlerdeki insanları birbirine bağlar.

Günümüzde bilginin önemi giderek arttığı için, bilgi sektörüne ihtiyaç da o derece artmıştır. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde en büyük sektörler bilgi sektörü olmuştur. Bilgiyi toplayıp elde etmek, sonra düzenleyerek depolamak ve işlemek, bilgiye erişmek için kullanılan ekonomik ve toplumsal yapıda bir dönüşüm yaşatmıştır. Çünkü gelişmekte olan ülkelerde bilgi teknolojisine yapılan yatırımlar ve harcamalar artmıştır. İnsanlar, yaptığı ana harcamaların yarısını bilgi teknolojisi ürünlerine yapmaktadır. Hatta Türkiye’de enflasyon sepetine eklenen ürünlerin bir çoğu bilgi teknolojisi ürünlerinden meydana gelmektedir.

Dünya ülkelerinde insanların bilgi gücünü harekete geçiren ve bu gücü daha verimli kullanan insanoğlu, bilgi toplumunda bilginin gücünü harekete geçirmek ve bu kaynaktan en verimli biçimde yararlanmak zorundadır. Bilgi toplumunda güç, bilgiye sahip olanların elinde olacaktır. Mevcut bilgilerden yararlanarak yeni bilgiler üretilmesi, yeni teknolojilerin geliştirilmesinde bilgi topluluklarının ekonomik gelişmesinin sürdürebilmesini kolaylaştıracaktır. Çünkü salt bilgi kaynaklarında var olan bilgi güç değildir. Bilgi, ancak bu bilgiye ihtiyacı olan kişilere verildiği ve işlerine yaradığında bir güç haline gelecektir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin ithal teknoloji ve teknolojik bilgi ile bu aşamaya geldiğini görüyoruz. Bugünkü gelişmiş ve gelişmekten olan ülkelerin toplumlarına baktığımızda hepsinin bilişim teknolojisi üretebilir bir konumda olduğunu görüyoruz. Çünkü bu teknoloji ve bilgiye sahip olan toplumlar tabiattaki her şeyin sahibi olmaktadır.

 

Nuri KAYA

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*