By 31 Ağustos 2014 0 Comments

Bir Yılı Bir Güne Sığdırmak…

Sorgun Düşünce Kulübü olarak bu yıl Sorgun’da dördüncü kahvaltımızı düzenledik. Sorgun kahvaltısının bu seneki anlam ve önemi büyüktü.

Bir yıl öncesinden kararını aldık Sorgun programının. Tabi telaşta o zamandan başladı. Kahvaltı masasında bu yıl Sorgunlu akademisyenleri buluşturmak fikri istişare ve kabul edildi.

Gelirler miydi acep hocalar? Hadi Rauf Hocamı, Hamdi Temel Hocamı yakinen tanıdık da diğer hocalarımız davetimize icap ederler miydi? Hepsi de Sorgun’dan yetişmiş ama gocaa profosör olmuşlar, doçent olmuşlar… Öyle ya, günümüz modern çağının en büyük sorunlarından birisi zaman yönetimi. Zaman ayırırlar mı? vs. sorular karar aldığımız ilk gün içimden geçmedi değil.

Neyse Bismillah dedik. Ramazan Bayramının sonrası ilk Cumartesi gününü belirledik. Tarihi rastgele seçmedik. En azından hocalarımızdan Bayram için gelen olursa toplantıya davet için avantaj olur dedik. Öyle de oldu.

Sadece tarih belirlemeyle olmuyor… Eli dolu gitmek lazım dedik. Eser lazımdı. Öyle ya bu kadar insanın huzuruna eli boş gitmek olmazdı. Bu bizim için de 2013 yılında yazdığımız yazıları SDK yıllığına çevirmek adına bir fırsat doğurdu. S. Hatipoğlu ağabeyimizin de bir kitap yazabileceğini ve bunu Sorgun programına yetiştireceğini belirtmesi bizim çantayı doldurmamıza yetti de arttı.

Sonra Abdullah Alpaydın ağabey aracılığıyla davetiyeler mail ortamında hocalarımıza iletildi. Hocalarımızın tamamına yakınının olumlu cevap vermesi ve katılacağını ifade etmesi bizim programa daha da iyi hazırlanmamız gereğini zorunlu kıldı ve Sorgun Düşünce Kulübü bireyleri olarak hepimizi derinden sevindirdi.

Yer sorunu ağabeyim Ercan Şahbaz’ın kulübümüze olan sevgisi sayesinde hiç sorunsuz halledildi.

Davetiyeler basıldı, kitapların büyük bir çabayla programa yetiştirilmesi sağlandı. Bandroller, dizgi, basım vs. tamamına yakını halledildi. Burada kitapların basım aşamasında emeğini esirgemeyen Sn. Siyami Yozgat hocama da teşekkür ederim.

Davetiyeleri dağıtma işi bu sene de Nuri Kaya ağabeyimiz ve Recep Dağdemir ağabeyimize düştü. Ramazan ve sıcak. Her ikisi de elinde poşet, oruçta sıcakta davetiye dağıttılar. Tıpkı oğlunun-kızının düğününe okuntu dağıtırcasına bıkmadan usanmadan… Her yıl olduğu gibi.

Ve bayram yaklaştı. Tatlı telaş başladı. İki bayram bir arada olacaktı. Hem Ramazan Bayramı hem de akademisyenleri bir araya getirmenin mutluluğunu yaşayan Sorgun Düşünce Kulübü’nün bayramı.

Bir gün öncesinden her şeyi hazır etmeye çalıştık. Yer ile ilgili ses düzeni, slayt, bilgisayar, kahvaltı menüsü, kitapların bandrollenmesi, poşetleme vs. bir sürü işi Cuma gününden hallettik.

Akşam yemeğine Abidin Polat ağabey bağ evinde yemek verdi. Ama ne testi kebabıydı abi. Ne mangaldı o öyle. Adeta çok çalıştınız yoruldunuz bunu hak ettiniz dercesine. Kulüp üyeleriyle güzel bir yemek yedik. Sonra yine işe kaldığımız yerden devam ettik.

O gün, gece mekânın temizliği vs. Nuri Ağabeyle saat gece 12’de eve gittik. Sunum görevi bana düşmüştü. Bir heyecan olmadı değil hani. Hepsi yıllarını kürsüde geçirmiş hocaların karşısında programın sunumunu yapmak… Zor işti. Gece saat 3 gibi uyudum. Sonra sabah 7 de uyandım. Koştum programın yapılacağı mekâna. Misafirler geldi ve tatlı bir telaş ile program belirttiğimiz saatte başladı.

Belediye başkanımız, hocalarımız, esnaflarımız, sivil toplum kuruluşları, misafirlerimiz ve kulüp üyelerimiz hepsi bir aradaydı. Bütün bu ahenk heyecanımı daha da artırdı.

Her şey planladığımızdan öte iyi gitti.

Belediye başkanımız Sn. Ahmet Şimşek güzel bir selamlama sonrasında Sorgunumuzun rekabetçi yönlerini söyledi ve yapılabilecek çalışmalara her türlü desteği Belediye olarak yapabileceğini belirtti.

Dönem Başkanımız Abdullah Alpaydın selamlama konuşmasını, üyemiz S. Hatipoğlu ağabeyimiz kitabının sunumunu yaptı.

Ve sıra hocalarımızdaydı. Kimisi bilimsel, kimisi serbest konuştu. Ama hepsi de vefalı konuştu. Hepsinin de Sorgun için aklından geçen bir düşüncesi vardı. Hepsi de doğup büyüdüğü topraklara kendisini borçlu hissediyordu. Geniş bir platformda Sorgun Düşünce Kulübünün ruhuna uygun olarak Sorgun için yapılabilecek fikirler ortaya kondu. Bir vizyon oluşturuldu. Misyon görevini biz Sorgun Düşünce Kulübü olarak zaten yürütüyoruz. Ama daha fazla birlikteliğe daha fazla özveriye daha fazla desteğe ve daha fazla çalışmaya ihtiyacımız var kanımca.

İhsan Bulut hocamız konuşmasında soğuk kuyu ayakkabıdan, okula giderken ayağına bulaşan bir batman çamurdan bahsetti. Rauf Hocamın kitabı da acıdan yokluktan bahsediyordu. Oradaki herkesin zor okuduğu belliydi. Herkes zor şartlarda bir yerlere geldi. Herkes geçmişte yaşadığı zorlukları açık yüreklilikle ifade etti.

Biz buyuz. Anadolu’nun zoru başaran insanlarıyız. Akademisyeniyle, esnafıyla, kentlisiyle, köylüsüyle acıyla yoğrulmuşuz hepimiz. Yokluk sırtından hiç inmemiş Sorgunlunun. Ceketteki kir, şapkadaki ter, pantolondaki yama hep onur oldu babalarımıza.

O topraklar bizlerden (okumuşundan esnafına, akademisyeninden sade vatandaşına) ve herkesten daha çok şeyler bekliyor. Bizi tarlada dudakları çatlarcasına çalışan, yemeden yediren, giymeden giydiren, “ceketimi satar okuturum” diyen babalarımızın Allah’tan istediği tek duaları: “Okusun, vatanına milletine faydalı bir insan olsun!” temennisiydi.

Memleketimizde yapılması gereken çok iş var. Bütün sivil toplum kuruluşları, hocalarımız esnafımız bir araya gelip bu sorunları ciddi ciddi tartışmalılar. Masaya yatırmalılar. Çözüm aramalılar. Belki çıkıp bu sorunları bir günde çözme imkânı yok. Ancak konuşulmayan, tartışılmayan fikirler ölü fikirlerdir. Fikirler ancak tartışılan ortamlarda hayat bulur, gerekli desteği gördüğünde fiiliyata geçer ve toplumsal kabulle gerçekleşir.

Sorgun Düşünce Kulübü olarak hocalarımızı bir araya getirme programı fikirleri tartışma adına ilk kıvılcımı çaktı. İnşallah devamı gelir ve Sorgun için yararlı işlere hep birlikte ortak oluruz.

Arkasında bir yıl olan emeği bir güne sığdırmanın zorluğunu unutturan ve davetimize katılan tüm hocalarımıza teşekkür ederim.

Katılımınız şahsım adına bende ciddi bir heyecan oluşturdu. Genciz ve vatanımıza, Sorgun’umuza yapılacak çok şey olduğunun farkındayız. Çalışmak, durmadan ve yorulmadan. Bıkmadan, kimseyi fikirlerinden dolayı kırmadan… Siz değerli büyüklerimizin tecrübesinden yararlanarak düşünceyi hayata geçirmek gerek.

Sayın eski belediye Başkanımız Yılmaz Kılıçarslan beyin dediği ve altını çizdiği önemli bir husus vardı. Unutulmamak. Aslında ne güzel de özetlemişti Sorgun Düşünce Kulübü’nün amaçlarından biri olan farkındalığı. Evet ağabey, Sorgun Düşünce Kulübü olarak farkındayız. Belki de tüm siyasi yapılara olan eşit mesafemiz bize farkındalık oluşturuyor. Bu da bize ciddi bir ivme sağlıyor.

Kulübümüzün en yaşlı üyesi Rauf Hocam program sonrası telefonla aradı. Bir paragraf müsaadenizle hocama ayırıyorum. Yarım saate yakın bir muhabbet geçti aramızda. Hep güzel şeyler söyledi programa ilişkin. Dönüşünüz beni çok motive etti hocam. Siz de zaten bir hayat felsefesi buluyorum. O gırarmış saçlar ve gırarmış bıyıklar bana Sorgun’un içinde barındırdığı güzel olan ne varsa hepsini anımsatıyor. Azmi, zorluklara karşı ayakta durmayı, yaşına rağmen hala Sorgun için ne yapılabiliri, mücadeleyi, tevazuyu, hayata hoş bakış açısını ve bir sürü şeyi hocam.

Son olarak Sn. Kaymakamımız programından dolayı çok istemesine rağmen katılamadı. Olmanızı biz de çok istedik ama nasip bu sene için böyle imiş. Size de Sorgun Düşünce Kulübüne olan ilginizden dolayı çok teşekkür ederiz.

Belediye Başkanımız Ahmet ŞİMŞEK’ e, değerli akademisyenlerimiz/hocalarımız Prof. Dr. Abdülkadir DÜNDAR’a, Prof. Dr. Ali İrfan İLBAŞ’a, Prof. Dr. Hamdi TEMEL’e, Prof. Dr. İhsan BULUT’a, Prof. Dr. Murat DOĞAN’a, Prof. Dr. Mustafa İLBAŞ’a, Prof Dr. Nuri YILMAZ’a, Prof. Dr. Rauf YÜCEL’e, Doç. Dr. Bayram DURBİLMEZ’ e, Siyami YOZGAT’a Durali DOĞAN’a, Doğan ÖZMEN’e, Hüseyin EKİNCİ’ye, toplantıya katılan tüm esnaflarımıza, sivil toplum kuruluşlarına ve misafirlerimize teşekkür ederim. Bu sene biz katılımınızla emeğimizin karşılığını fazlasıyla gördük. İnşallah daha geniş platformlarda daha geniş zaman aralığında yine buluşmak dileğiyle.

Sunum yapmam hasebiyle özellikle bir iki sefer hocalarımızın kürsüsüne zaman baskısı nedeniyle müdahale ettim. Kürsünüz sizin özgürlüğünüz, müdahale edilmez. Farkındaydım. Ama zaman yönetimi bunu gerektirdi. Bu konuda hakkınızı helal ediniz. Zaman baskısı dedim evet bir yılı bir güne sığdırdık. Hep birlikte bir ilki ve zoru başardık.

Son olarak yer temininde ve ağırlamada hiçbir talebimizi ikilemeyen ve bütün kolaylıkları gösteren Sn. Ercan ŞAHBAZ’a da teşekkür ediyorum.

 

Fatih ŞAHBAZ

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*