By 1 Haziran 2013 0 Comments

Bizim Masallar / Siyami Yozgat

“Masal dinlememiş çocuklar büyüyünce kendi resmini bile cetvelle çizerler.” Cemal SÜREYYA

Özlü yaşamın mimarları olan büyüklerimizin,  o yumuşak sesiyle çocukluğumuzda, başımızı dizine koyarak ya da birkaç yaşıtımızla uzun kış gecelerinde can kulağıyla dinlediğimiz ve hala unutamadığımız masallarımız vardır. Hepimizin dünyasında önemli etkiler bırakan bu masalların günümüzde dahi önemi büyüktür. Modern dünya artık masalları daha çok çizgi film planına taşımasına rağmen çocuk psikolojisinde pozitif katkıları bulunmaktadır.

Masal nedir ve ne gibi özellikler vardır?

Masallar, Türk Halk Edebiyatı’nın en sevilen halk anlatmalarından biridir. Kahramanları hayvanlar, insanlar ve tabiatüstü varlıklardan oluşan; olayları masal ülkesinde geçen; halkın ortak şuurundan doğmuş; ağızdan ağza, kuşaktan kuşağa sürüp gelen; hayal mahsulü bir takım olayların anlatıldığı sözlü halk edebiyatı ürünlerindendir.

Masallar, bilinmeyen bir yerde, bilinmeyen bir zamanda yaşanır ve olağanüstü kahramanları vardır. İçerisinde geleneklerin, göreneklerin yer aldığı, ders verici anlatımlar içerir. Sadece insanları eğlendirmek için değil, özellikle çocuklara doğru ile yanlışı, iyiliğin ödülsüz, kötülüğün cezasız kalmayacağını öğreten halk anlatmalarıdır.

İstisnalar dışında, masallar, mutlu sonla, iyilerin, güzellerin, akıllıların kazanması ile biter. Türk masallarında “Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine” tekerlemesi sonsuz huzuru, mutluluğu ve zenginliği ifade etmektedir.

Peki,çocuk eğitiminde masalın etkisi nedir?

Masallar:

Çocuklarda hayal gücünün gelişmesine, düşünce ufkunun açılmasına yardımcı olur. Kelime dağarcığını zenginleştirir ve kavram öğrenimini hızlandırır. Bununla birlikte, masallar, çocuğun merak duygusunu uyandırır, üretkenliğini, hatta neden-sonuç ilişkisi kurma becerisini arttırır.

Masallar;

Çocukların özlemlerini dile getirir. Karşılaştıkları güçlükleri kavramasına, çözüm bulmasına yardım eder. Kişiliğini geliştirir. Geleceğe dair umutlarını arttırır. Onlara güven verir.

Çocukluğunda masallarla büyüyen Siyami Yozgat Hoca, kendi söylemiyle;” Benim karakterimin şekillenmesinde, hayal gücümün, yazı yazma yeteneğimin gelişmesinde Satı Hala’nın anlattığı masalları çok büyük etkisi olmuştur.” derBu pozitif katkıyla edebiyat alanında bir Sorgunlu olarak önemli eserler ortaya koymuştur. Ortaya koyduğu eserlerin, SDK (Sorgun Düşünce Kulübü) olarak bu ayki dosya konusu olmasına karar verdik. Her bir arkadaşımız bu değerli insanın eserlerini inceliyor. Bu vesileyle bana da “Bizim Masallar” eserini okuma ve inceleme fırsatı doğdu.

Hocamız “Bizim Masallar”  kitabında, öncelikli olarak “Masalların Tadı” başlığında, masalın kendi hayatına olan etkisi ve önemini vurgulamıştır.

Sonraki bölümde masalların girişlerinde vazgeçilmez olan ve yarı anlamlı, yarı anlamsız söz dizelerinden oluşan örnek tekerlemelerden bahsetmektedir. Masalın tanımını ve önemli edebiyatçıların düşüncelerini paylaşırken, Yozgat masallarındaki kahraman özelliklerine değinmiştir.

Siyami Yozgat bu eserinde 18 tane masala yer vermiştir. Keloğlan, Mısdılıç, Altın Bülbül, Sanatın Değeri, Köse…  bir kaç tanesidir.

İçlerinden bir tanesini sizlerle paylaşmak istedim.

Keloğlan’nın Düşü;

“Susuz Köy” diye bir yerde geçer masalımız. İnsanları çalışkan ancak karınlarını doyuracak kadar üretebiliyorlar. Üretememelerinin en önemli nedeni suyun olmaması…

Keloğlan öğrencidir. Öğretmen öğrencilere ödev verir. Ödevde bir sonraki gün düşlerini anlatmalarını ister.  Ancak kahramanımız çok önemsediği için uyumakta zorlanır. Nasıl bir düş göreceğini merakı onu uykuya dalmakta zorlar. Üç gün boyunca bu problem devam eder. Arkadaşları rüyalarını anlatırken o uyuyamadığından düş göremez ve anlatamaz.

Tembel olan kahramanımız üçüncü gün geç saatte rahat uyuyabilmek için dışarı çıkar ve bir nar ağacının altında gökyüzünü seyre dalarken uyuyakalır. Ve sonunda rüyasını görür. Rüyasında kurak bir vadide ilerlerken Allah’a yalvarmakta, ağlamaklı olan kahramanımız köyü için su ve bolluk istemektedir.

Bu sırada aksakallı dede kahramanımızla diyaloğa geçer. Keloğlan, köyünün yaşadığı su ve ürünlerinin yetersizliğinden bahseder. Aksakallı köyde önemli su havzasının olduğundan bahseder.

Kahramanımız okulda düşünü anlatamaz. Çünkü aksallı dede “hayırola” denmediği sürece anlatmamasını tembihler. Sonunda bütün köyden sadece imamın söylemesiyle rüyasını anlatır. Aslında çok bereketli topraklarda yaşadığını anlatır. Su ihtiyacını yıllarca korkulan “Gümdürdeyen Mağranın” altından geçen ırmakta karşılanabileceğini anlatır. Ürün olarak d a bir narın tohumlarının vadiye ekilerek temel ihtiyaçlarını çok rahatlıkla karşılanabileceğini anlatır.

Cesareti gelen kahramanımız mağaraya girerek su kaynağını bulur ve köylüyü böylece sıkıntılarından kurtarmış olur.

Kısaca anlatmaya çalıştığım bu masal; çalışmayı, sorumluluk bilincini, üretmenin önemini, cesareti, aslında birçok zenginliğe sahip olduğumuzu vurgular.

Teşekkürler hocam. Bu eserinizi bütün anne ve babalara bir eğitimci olarak tavsiye ediyorum.

 

RECEP DAĞDEMİR

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*