By 1 Haziran 2012 0 Comments

Dik Bayır/Abbas Sayar

Şimdiye kadar okudum kitaplara pratisyen doktor gibi uzaktan bakıp karar verirdim. Fakat Adnan Korkmaz’ın keşfedip bize sunmasıyla Abbas Sayar’ın Dik Bayır adlı eserini yakından inceleme fırsatı buldum.

Şimdiye kadar birçok kitap okudum. Ancak, okumak bir iş, okuyup, anlayıp, hazmetmek; başkalarının faydalanmasına imkan vermek başka bir iş. Birçok tanınmış kitap ve yazar var. Bu kadar yazar ve kitap arasından neden Abbas Sayar ve Dik Bayır? Çünkü Abbas Sayar Dik Bayır adlı eserinde kıvrak bir üslup (bol küfürlü sözler hariç), büyük bir gözlem yeteneği, kendine ve Yozgat yöresine özgü bir dil ve tadına doyum olmayan hasret dolu mektuplarla birlikte güzel bir eser ortaya çıkarmış. Yazılarını Anadolu üslubuyla, ağdalı cümlelerin arasında gizlenen ince esprilerle güzelleştirmiş.

O dönemin Yozgat’ındaki mekan ve kültürel yapı, gelenekler, alışkanlıklar, siyasi hayat, insan ilişkileri gibi unsurları ele almış; Türk Dilini bütün zenginliğiyle yansıtmış, Türkçe’ye Arapça, Farsça ve Batı Dillerinden giren kelimeleri harf düşmesi, harf türemesi ve sesli uyumu gibi kurallarla düzenleyip yeniden yazmış (Dua-Duva, Reis-İresi, Layık-İlayık, Allah’ını seversen-Allasen).

Eser günümüzde pek kullanılmayan deyimler ve atasözleriyle süslenmiş. Bunlardan bazıları şöyle:

Çayı avurt dolusu yudumlamak,

Ayağının turabı olayım,

Kuru ekmeğe ağu katma, gibi

Bunun yanında, bolca, küfürlü ve argo cümleler kurmuş. Bunlardan bazıları şöyle:

Yezitin dölünden düşen,

Gavur dölü,

Döl artığı fışgı,

Ulan murtad

 

NURİ KAYA

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*