By 1 Ocak 2014 0 Comments

Düşünmek…

Düşünmek bir amaç dâhilinde ya da amaçsız bir şekilde gerçekleştirilen zihinsel bir süreçtir. Genelde bir problemin çözülmesi ya da bir kararın verilmesi durumunda sıklıkla düşünürüz.

Düşüncenin kendi içerisine sınıflandırmaları vardır. Mantıklı (mantıksız) düşünme, somut- soyut düşünme, bilinçli-bilinçsiz düşünme, gerçekçi-hayalci düşünme vb.

Aslında akıl sahibi her insanın yaratılışının bir gereğidir düşünmek. Çocukluktan tutunda ömrün sonuna kadar hayatın her aşamasında düşünmek vardır.

Öyle ya,  bebekken bile doymayı düşündüğümüz için ağlarız.  Aslında düşüncenin fizyolojik bir betimlemesi var mıdır bilmiyorum ama fizyolojinin düşünceye yansıması vardır. Tıpkı acıkan bir bebeğin ağlaması gibi… Bilinçsiz de olsa, fizyolojik bir nedene dayansa da, ağlayarak doymayı düşündüğümüzü ifade ederiz.

Düşünsel sınıflamalar bir tarafa, gelelim yazıda ele alacağım bizim için düşünmek kavramına…

Anadolu insanıysan, bizim işimizdir düşünmek… Ebeden tut dedeye, anadan babaya, beşikteki çocuğa kadar düşünmeyi gerektirir Anadolu insanı olmak…

Geçimi düşün. Aylık gelir ya da harmandan kalkan hasıla yetecek mi?  Gelirimiz,  doğalgaz, kömür,  bulaşık makinesi deterjanı, omo, temel gıdalar, internet, motora yakıt, okula aidat, cep telefonlarına kontür, çocuklara elbise almaya yetecek mi? Ayakkabı delinmedikten sonra nasılsa idare edecek te…

Çocukları düşün.  Zaten kendinden geçtin de, hayırlısıyla bir büyüler mi? Okula başlayacak, sevinçle onu düşün. Okul bitiyor,  üniversiteyi kazanır  mı acep, merak ve masrafla onu düşün. Hayırlısıyla bir gireydi şu okula. Okulu kazanır, bitmesi gelir aklına… Bir bitirseydi şu okulu… Öyle ya,  işiyle hayatını bir garantiye alsaydı… İşi bulduysa, artık onu evermeyi düşün.

Evet, evermeyi düşün.0 Hayırlısıyla bir nasip bulsaydı kendisine… Nasibini bulmuş oğul… Gel hadi düğünü düşün. Harmanı düşün, hasılayı düşün. Avradı buldu da bir de bunlara ev almayı düşün.

Böyük oğlan okudu kendini kurtardı da, küçük okumadı şimdi gel bir de onu düşün. Askerliğini edipte bir işe gireydi de, düşünme sırası üçüncü  çocuğa geçeydi.

Eee, yaşta geçti artık deyip, yine ve yeniden düşünmek… Hem kendin için, hem ailen hem Sorgun için düşünmek…

Düşünmeyen ya sanısızdır ya akılsızdır deseler de  nihayetinde düşünmek zor iştir. Bu nedenle zaten az kişi düşünür.

Yazıma Yahya Kemalin Düşünce şiiriyle son veriyorum:

Ülfet belâlı şey, fakat uzlet sıkıntılı,

Bilmem nasıl geçirmeliyim son beş on yılı?

İnsanlar anlaşıldı. Cihânın da sırrı yok,

Kalsaydı terkeşimde bugün tek bir altın ok.

En tatlı bir hayâl için atmazdım ufkuma.

Dalsın yakında gözlerim artık son uykuma!

“Yalnız duyan yaşar” sözü, derler ki, doğrudur

“Yalnız duyan çeker” derim, en doğru söz budur.

Gördüm ve anladım yaşamak mâcerâsını,

Bâkiyse rûh eğer dilemezdim bekasını.

Hulyâsı kalmayınca hayâtın ne zevki var?

Bitsin, hayırlısıyla, bu beyhûde sonbahar!

Ölmek değildir ömrümüzün en fecî işi,

Müşkül budur ki ölmeden evvel ölür kişi.

 

FATİH ŞAHBAZ

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

 

About the Author:

Post a Comment

*