By 1 Mayıs 2015 0 Comments

Eğitim ve Kalkınma

Sorgun Düşünce Kulübü olarak eğitim kurumlarını gündeme aldığımız bir dönemde eğitim ile kalkınma ilişkisinin değerlendirilmesinin faydalı olacağını düşünüyorum.

“Türkiye neden geri kaldı, Yozgat neden geri kaldı, nasıl kalkınır?” diye tartışıyoruz hep. Ben de bu işlere biraz kafa yorup, mesai harcadım. Ancak, o kadar uğraştan sonra şu an ulaştığım netice, aslında kalkınmanın, gelişmenin en temel yolunun “Eğitim” olduğu gerçeğidir.

Kalkınmadan bahsederken sırf ekonomik konulardan bahsetmek nafiledir. Çünkü neticede ekonomiyi belirleyen insandır. Üreten, tüketen, icat yapan, girişim yapan, israf eden, katma değer yaratan, hep insandır. Kalkınmadan anlaşılması gereken, öncelikli olarak “ekonomik” gelişmişlik değil, insani, “beşeri” gelişmişliktir.

Bu sebeple de kalkınmanın yolu eğitimden geçmektedir. Eğer kalkınma çabalarına bir yerden başlamak istiyorsak bu kesinlikle eğitim kurumları, eğitim sistemidir.

Sürdürülebilir güçlü kalkınma ancak sağlıklı, güçlü, istikrarlı ve çağın gerekleri ile değerleri harmanlayabilen bir eğitim sistemi ile sağlanabilir.

Evet, eğitim kalkınmanın başlangıç noktasıdır. Eğitim dediğimizde sadece dersler anlaşılmasın. Bir insanın bir bütün olarak eğitiminden bahsediyoruz. Matematik, fizik, kimya, vs. yanında spor, müzik, edebiyat, şiir, maneviyat, sevgi, saygı, ahlak, tiyatro, vatandaşlık, yabancı dil, iletişim, bilim, sanat, tarih, vs. de eğitimin birer parçasıdır. Bu bakımdan eğer eğitim sistemi tüm bu alanlara önem atfederek insanları eğitirse, bu şekilde eğitim almış insanların oluşturduğu toplumlar hızla kalkınacaktır.

Biz, bizden öncekiler ve sonrakiler bu tarz bir eğitimden mahrum kaldık. Liseyi bitirenler, yabancı dilde adını zor söyleyebildi, üç kişinin karşısında konuşamaz haldeydi, ne bir spor, ne bir müzik ne bir sanat alanında becerisi vardı, ülke gerçeklerinden, dünya gerçeklerinden bihaberdi, yabancı biri ile iletişim kurmaktan çekinirdi, yabancı ortamlara intibak etmekte zorlanırdı. Ve bunlar gibi nice husus…

Bu bizlerin suçu değildi. Çünkü bu şekilde eğitilmedik. Bunlar bize öğretilmedi. Ancak, belli bir seviyeye ulaştıktan sonra kendi kendimize eksikliklerimizi tespit edip gidermeye çalıştık. Hayata sıfırın altından başladık. Bu bakımdan hayata tutunup, başarılı olmamız hep zor oldu.

Eğer bir toplumun insanları dünyayı, ülkesini, tarihini, değerlerini, sanatı, okumayı, araştırmayı, sorgulamayı bilmiyorsa; sanattan, müzikten, spordan zevk almıyorsa, bu şekilde yetiştirilmediyse, bu toplum nasıl kalkınacak?

Eskiden okullarda “kol”lar vardı. Her öğrenci bu kollarda etkinliklere katılırdı. Şimdi ne durumda bilmiyorum ancak bu tür faaliyetler çok etkin bir şekilde sürdürülmelidir. İlkokullar dâhil her okulda değişik alanlarda “kol”, “kulüp” ne derseniz deyin etkinlik alanları oluşturulmalıdır. Folklör kolu, müzik kolu, tiyatro kolu, sinema kolu, tarih kolu, şiir kolu, edebiyat kolu, satranç kolu, tarım kolu, bilim kolu, spor kolu, münazara kolu, yabancı dil kolu, el becerileri kolu, v.s. gibi etkinlik gurupları her okulda oluşturulmalı ve her öğrencinin bu guruplardan birine katılımı sağlanmalıdır.

Bu kollardaki öğrenciler arasında okullar arası etkinlikler düzenlenmeli, yarışmalar yapılmalı, ödüller verilmelidir. Belediyeler, milli eğitim, kaymakamlık, STK’lar bu tarz faaliyetlere öncülük etmeli, destek olmalıdır. Ama bu işler ucundan tutularak laf olsun diye değil, gerçekten önem verilerek, değer verilerek, sahiplenilerek ve önemine, gereğine inanarak yapılmalıdır.

Bu tarz bir eğitim sistemini kurmadan kalkınma yolunda yapacağınız uğraşlar nafiledir. Yapacağınız üç beş bina, fabrika kalkınmayı sağlamaz. Sadece ekonomik aktivite biraz artar, o da sürdürülebilir olmaz. Bir süre devam eder sonra yok olur gider.

Eğitim kurumları toplumumuzun göz bebekleridir. Onlara o hassasiyetle yaklaşmamız icap etmektedir.

Ve kalkınma ile ilgili önemli bir diğer mesele ise şudur: “Eğer bir toplum etrafındaki emsallerine göre çok geri kalmışsa ve o toplumun çok büyük bir kesimi bu durumu sorgulamıyorsa, o toplum kalkınamaz!”

Hatip SORGUN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*