By 1 Mart 2019 0 Comments

Eser İncelemesi: “Sorgun Temettuat Defterleri”

Osmanlı devlet geleneğinde kayıt altına alma kültürü çok gelişmişti. Tahrir Defterleri, Şer’iye Sicilleri, Vakfiyeler, Temettuat Defterleri, Salnameler gibi evraklar sayesinde dönemin iktisadi, ticari, sosyal, kültürel ve siyasi yapısı hakkında çok zengin bilgilere ulaşılabilmektedir. Başta tarihçiler olmak üzere farklı disiplinlerde çalışan ilim erbabı için bahsi geçen evraklar bugün paha biçilmez kıymete sahip.

Osmanlılar bir bölgeyi fethettiğinde adına “tahrir” denilen, o bölgenin başta arazi yapısı ve nüfus durumu olmak üzere gelir kaynaklarını sayarak kayda aldıkları bir işleme başvurmaktaydılar. Yapılan bu işlemler tahrir defterlerine kaydedilmekteydi. Bu kayıtlar esasen vergilendirme amaçlı kullanılsa da yukarıda da değinildiği gibi bugün bize çok farklı alanlarda yol gösterecek bilgiler de içermektedir. Fetihler dışında padişah değişikliklerinde de uygulanan tahrirler uzun yıllar devam ettirilmiştir.

Devlet idaresinde birçok reformun hayata geçirildiği Tanzimat dönemine gelindiğinde sayımlarla ilgili de farklı yöntemlere başvurulduğunu görmekteyiz. Devlet gelirlerinin kontrol altına alınması, vergi konusundaki aksaklıkların düzeltilmesi, vergi mükelleflerinin tespit edilmesi ve bütçe dengesinin oluşturulması amacıyla bu dönemde kapsamlı sayımlar yapılmıştır. Adına “Emlak, Arazi, Hayvanat ve Temettuat” sayımları denilen bu sayımlar sonucu, yirmi bine yaklaşan defter serileri oluşmuştur. Temettuat Defterleri olarak adlandırılan bu defterler; Tanzimatın uygulandığı bölgelerde mal- mülk, hayvan, arazi ve vatandaşların mal varlıklarının hane bazında kaydedildiği resmi defterlerdir. 19. yüzyıl Osmanlı sosyo ekonomik tarihi açısından önemli bilgiler içeren bu defterlerde; vergi mükellefinin adı, vergiye esas olan gelir kaynağı, kaynağın yıllık hasılatı ve bu gelire göre tarh eden vergiyi görmek mümkündür. 1840 yılında başlanan temettuat tahrirlerine ait temettuat defterleri, 9 katalog halinde ve toplam 17.747 adet olmak üzere Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yer almaktadır.  

SORGUN TEMETTUAT DEFTERLERİ

Sorgun Belediyesi’nin 2 numaralı yayını olarak 3 cilt halinde 2010 yılında yayınladığı “Sorgun Temettuat Defterleri” de 1844-45 (Hicri 1260-61) tarihli Sorgun bölgesine ait Temettuat Defterlerinin transkripsiyonu ile birlikte Serkan Polat tarafından yüksek lisans tezi olarak hazırlanan “Temettuat Defterlerine Göre Sorgun Kazasının Sosyo-Ekonomik Yapısı” (Bozok Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2010) çalışmadan alıntılar içermektedir.

Serkan Polat eserin önsözünde yaptığı açıklamada “Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde Maliye Nezareti Temettuat Defterleri içerisinde Sorgun kazasına ait hem H. 1256 hem de H. 1260-1261 yıllarına ait temettuat defterleri yer almışken, bu iki sayım defterinin birden tahlil edilmesinin çalışmamızın alanını genişleteceği için sadece H. 1260-1261 sayımları değerlendirilmiştir. Bu defterlerin pek çoğunda rakamların eksik ya da fazla yazılması gibi yanlışlıklar ile kimi gelir, adet ve dönümlerin hiç yazılmaması gibi eksiklikler tespit edilmiştir. Buna göre kaza genelinde bir hayvandan elde edilen sabit gelirin kimi hanelere yazımı sırasında yanlış yazılmasının yanında kimi hanelerde ise tarla dönümü yazılmadan gelirlerinin ya da sadece dönümünün kayda geçirildiği durumlar olmuştur.” diyerek defterlerde tespit ettiği eksiklikleri belirtmiştir.

Eserin içeriği ve formatı hakkında ise şunları yazmıştır: “Bu çalışmada ana kaynağı oluşturan temettuat defterleri ile ilgili bilgiler verildikten sonra Sorgun kazasının coğrafi durumu ve iklimi ile tarihi süreç içerisindeki yeri belirtilmiştir. Daha sonra Sorgun kaza merkezi ve köylerine ait temettuat defterlerinin transkripsiyonu yapılmıştır. Bu transkripsiyon esnasında belgedeki kimi kelimeler günümüzdeki okunuşlarına göre sadeleştirilerek verilmiştir.”

3 cilt ve toplam 1,509 sayfadan oluşan bu eser, 3 ana bölümden oluşuyor. Birinci bölümde; temettuat defterleri, sayımlarının yapılışı ve defterlerin yazım şekli hakkında bilgiler veriliyor. İkinci bölümde ise Sorgun kazasının coğrafi durumu ve tarihi gelişimine değiniliyor. Bu iki bölüm toplam 14 sayfa. Takip eden eserin ana bölümü ise 3 cilde yayılmış Sorgun ve 85 köyünün defter kayıtlarının alfabetik sırayla transkripsiyonunu içeriyor. Köylerle ilgili bölümlerin ilk sayfasında defterdeki orijinal kayıtın bir sayfası örnek olarak verildikten sonra,  o köyde ikamet edenlerin hane hane detayı – hane sahibine ait emlak arazi, hayvan varlığı ve ödediği verginin türü ve tutarı şeklinde – yer alıyor.

Sorgunlu gazeteci/yazar Durali Doğan 2011 yılı Şubat ayında arka arkaya yazdığı üç yazıyla eseri değerlendirirken tespit ettiği hataları şöyle sıralamıştır:

“Bunlardan birincisi; kitabın birinci cildinin baş kısmındaki tarihçe bölümünde Sorgun ilçesinin Köhne-i Kebir iken Sorgun adını alması ve ilçe olduğu tarihin 1928 olarak gösterilmesidir. Kitapta konuyla ilgili olarak aynen şu bilgi yer almaktadır: “1925 yılında Sorgun bucağı ilçe olarak düzenlenerek lağvedilen Devecidağ (Kadışehri) ilçesi, Hacıköy ve Mamure bucakları ile birleştirilmiştir. Köhne-i Kebir kelimesinin Arapça olması nedeni ile 1928 yılında ilçeye tekrar Sorgun ismi verilmiştir. (Sorgun Temettuat Defterleri, birinci cilt, s.14) 

Bu bilgi tamamen yanlıştır. Doğrusu şudur: “Milli Kütüphane arşivlerinde yapılan taramalarda ele geçen salnamelere göre (1874, 1887, 1898 ve 1905 sayılı) göre; Sorgun’un, Yozgat Sancağı’nın merkez ilçesine bağlı bir Bucak olduğu görülmektedir. T. B. M. Meclisi’nin  ikinci dönem 30 Mayıs 1926 tarihinde kabul edilen 877 Sayılı Teşkilât- Mülkiyye Kanunu ile Resmi Gazete’de yayım tarihi olan 26 Haziran 1926’da ilçe olmuştur. Bu kanunun altında o dönemde milletvekili olan şu kişilerin imzası bulunmaktadır. Avni Doğan, Ahmet Hamdi Bey, Salih Bozok ve Süleyman Sırrı İçöz. Bu tarihten sonra halk arasında Köhne-i Kebir (Büyük Köhne) olarak bilinen ilçemiz, Sorgun adıyla anılmaya başlanmıştır. Bir ara ilçeye, Söğütlük ve Yeşilova dendiği de bilinmektedir. (D. D. Sorgun 95, s. 18)
877 Sayılı Teşkilât-ı Mülkiyye Kanunu’nun aslı ve Türkçe açıklaması için (Sorgun 95. s. 22)

Kitaptaki diğer büyük hata da “Nefs-i Sorkun” başlığı altında eski ismi Sorgun Köyü olan (Karye-i Sorkun) Çiğdemli kasabasında 1844-45 yıllarında yaşayan ailelerin – soyların Sorgun merkezinde yaşayanlar olarak kitabın birinci cildinin en başında yer almasıdır. Halbuki Sorgun nahiye iken merkezi Köhne-i Kebir olarak olarak geçer. 26 Haziran 1926 tarihinde resmen ilçe olduktan sonra Sorgun adıyla bilinir. Sorgun’un merkezi olan Köhne-i Kebir’e ise merkeze bağlı bir köy gibi kitabın 3. cildinin 5. sayfasında yer verilmiştir. 

Durali Doğan tespit ve eleştirilerinde haklıdır. Eser bu haliyle yayınlanmadan önce konunun uzmanı bir heyetin inceleme ve kontrolünden geçseydi çok daha doğru olurdu. Böylece Durali Doğan’ın değindiğine benzer hataların önüne geçilebilirdi.

Aslında Serkan Polat çalışmanın eksikliklerini baştan kabul ederek önsözü şu cümlelerle bitirmiştir: “Çalışmamızda şüphesiz ki eksiklikler mevcuttur. Bu eksikliklerin, eserin ilk çalışmamız olması hasebiyle hoşgörülmesini temenni etmekle birlikte, çalışmamızın alana mütevazı bir katkı sağlayacağını ümit etmekteyiz.”

Ciddi bir emeğin ürünü olan bu eser eksik ve hatalarına rağmen elbette alana önemli bir katkı sağlamıştır/sağlayacaktır. Sorgun Belediyesi’nin böyle bir tarihi vesikayı yayınlayarak Sorgun kültürüne kazandırması da başlı başına takdiri hak etmektedir. Fakat umulur ki, bundan sonraki benzer çalışmalarda daha titiz hareket edilir ve en azından ilgili sahanın uzmanlarından oluşan bir danışma heyeti teşkil edilerek olası hataların önüne geçilir.

Abdullah ALPAYDIN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*