By 5 Eylül 2018 0 Comments

Geri Dönüşüm Bile Okyanusların Kirlenmesini Önleyemiyor

Plastik kirliliğinin önlenmesinde “geri dönüşüm” şüphesiz büyük bir öneme sahiptir. Ne yazık ki “geri dönüşüm çözümü” plastiklerin okyanuslara, denizlere ya da nehirlere akmasını asla engelleyemiyor.

Düşünün; “her dakika bir kamyon dolusu plastik” okyanuslara gidiyor ve alınan önlemler ise yetersiz kalıyor.

Gün geçtikçe plastik kaplı yeni ürünler çıkıyor ve piyasaya sürülüyor. Tüketiyoruz ve ambalajlarını çevreye atıyoruz.

1950 yılından beri dünya çapında 8,3 milyar ton plastik üretildi ve bugüne kadar sadece % 9’u geri dönüştürülebildi. Geri dönüştürülemeyen plastiklerin de büyük çoğunluğu okyanus diplerinde birikiyor.

Süpermarketlere gittiğimiz zaman aldığımız yiyecekler ve diğer ürünlerin hemen hemen hepsi plastik ambalajlı. Yediğimiz cipslerden tutun, içtiğimiz sodalara kadar her şey plastik kaplı. Kısa bir kullanımdan sonra ambalajını atıyoruz ve büyük ihtimalle de geri dönüştürülmüyor. Kirletici olarak doğada kalıyor, okyanusları yani sularımızı kirletiyor.

Mutfağınıza girdiğiniz zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hemen hemen her şeyinizin plastikler ile tutsak olduğunu göreceksiniz.

Yollarda arabaların pencerelerinden atılan plastikleri hiç saymıyorum bile. Görgüsüzlük de cabası…

Bu noktada hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Hepimiz geri dönüşümün bir parçası olmalıyız. Yeniden kullanılabilir naylon poşetler veya bez torbalar ile alışverişler yaparsak, yeniden kullanılabilir cam şişelerden içeceklerimizi içersek bir fark oluşturabiliriz.

Üretici firmaların da, gerekli AR-GE çalışmalarını yaparak biyo-çözünürlü ambalajlara acilen dönmesi gerekiyor. Her birim geri dönüşüm ünitelerine destek vermelidir.

Büyük marketler, şirketler, kafeler, lokantalar… Her yerde bir bilinçlenme oluşmalıdır.

Öncelikle plastik pipetlerin kullanımı yasaklanmalıdır.

Plastik karıştırıcıların imalatına ise son verilmesi gerekiyor.

330 veya 500 ml’lik küçük pet şişelerin lokantalarda veya benzeri yerlerde kullanımı yasaklanmalıdır, daha büyük hacimli cam şişeler tercih edilmelidir. İsraf önlenmelidir.

Tüm plastik kaplı ürünlerin güneş ışınlarından korunması gerekir. Bu yasalaştırılmalı ve ürünlerini hala güneş ışınlarına maruz bırakan kişiler var ise cezalandırılmalıdır.

Ülkemizde naylon poşetlerin vergilendirilmesi çok önemli bir gelişmedir. Ama yeterli değildir. Nedenini halkımıza iyice açıklamamız gerekmektedir. “Yine mi vergi?” diyen büyük bir kitleyi görüyor ve işitiyorum.

Çöp problemleri en kısa zamanda çözülmelidir. Geri dönüşüm üniteleri her belediyede olmalı ve devlet tarafından acilen desteklenmelidir.

Tek kullanımlık plastiklerin üretimi kesinlikle durdurulmalıdır ve bu konu ile ilgili tüm dünya insanlığına ve ilgililere büyük sorumluluklar düşmektedir.

Ama şu da unutulmamalıdır ki mikro plastiklerin özellikle de okyanuslara vereceği zarar önlenemez boyutlara gelmiştir. Herkes bilir ki, canlılar hasta olduktan sonra tekrar sağlıklarına kavuşmaları çok zordur ve pahalı bir tedavi metodu gerektirir.

En doğru yol; bu plastiklerin üretiminin yavaşlatılması, yeni alternatif çözüm yolları bulunması ve kontrol edilmesidir.

Bu konu da kimse ticari bir endişe duymamalı, çünkü sağlığımız giderse kazandığımız paranın da bir önemi kalmayacaktır.

 

Prof. Dr. Hamdi Temel

 

 

 

 

About the Author:

Post a Comment

*