By 1 Aralık 2016 0 Comments

İhsan Bulut ve “Şehir Coğrafyası Açısından Sorgun”

Bazı insanlar vardır, keşke daha önce tanısaydım dersiniz. Prof. Dr. İhsan Bulut bunlardan biri. Kendisiyle üç yılı aşkın bir zamandır tanışmaktayız. Sorgun Düşünce Kulübü’nün 2013 yılında iki bölüm halinde yayınlamış olduğu “Sorgunlu Akademisyenler ve Bilim Adamları” dosyasına konu edindiğimiz bilim adamlarımızdan biri olan İhsan Bulut Hocamızla telefonda başlayan iletişimimiz kendisinin 2014, 2015 ve 2016 Sorgun toplantılarımıza katılımıyla farklı bir aşamaya geçti. Tavrı, üslubu ve Sorgun şivesini sıkça kullanarak yaptığı sunumlarla programlarımıza her zaman büyük renk kattı ve zihnimizde iz bıraktı. Her davetimize, asla hiçbir bahaneye sığınmadan “Sorgun Düşünce Kulübü nereye çağırırsa emir kabul eder, koşa koşa gelirim” diyecek kadar içtenlikle ve alçakgönüllülükle karşılık vererek bizleri onore eden İhsan Bulut Hocamız, samimiyeti, sahiciliği, doğallığı, nüktedanlığı, mesleğinde en üst seviyeye çıkmış olmasına karşın kibirsiz ve komplekssiz kişiliğiyle gönüllerimizde yer etmeyi başaran gerçek bir Sorgunlu ve örnek bir bilim adamı. Biliyoruz ki; bize göstermiş olduğu teveccüh onun aynı zamanda memleketine olan sevgisi ve bağlılığının da bir tezahürü.

Prof. Dr. İhsan Bulut’un 1998 yılında yayınlanmış olan “Şehir Coğrafyası Açısından Sorgun” adlı kitabının değerlendirmesine başlamadan yukarıdaki girişi yapma gereği hissettim. Bu eser, İhsan Bulut Hocanın meslek hayatı boyunca Yozgat/Sorgun yöresi üzerine yayınlanmış kitap, makale, bildiri gibi çalışmalarının en önemlilerinden biri. Hemen hatırlatalım; 20 yılı aşkın bir zaman zarfına yayılan bu çalışmaların sonuncusu, bu yıl yayımlanan ve hocamızın Temmuz ayında Sorgun Düşünce Kulübü 2016 Sorgun toplantısında da sunumunu yapmış olduğu “Yozgat’ın Kaybolmaya Yüz Tutan Geleneksel Mesken Şekli: Karayapı” başlıklı çalışmadır. Kıymetini bilemediğimiz için zamanla yok olan bize has değerlerimizden biri olan geleneksel evlerimizin yani “Karayapıların” az da olsa ayakta kalmış son örneklerinin korunmasına dönük toplumsal bir bilinç ve duyarlılık oluşturma adına çok önemli olan bu çalışmadan dolayı İhsan Bulut hocamıza bu vesileyle bir kez daha teşekkür ediyorum.

Yöremizden yetişen bilim, kültür, sanat ve edebiyat adamlarının eserlerini incelerken Sorgun Düşünce Kulübü olarak benimsediğimiz ilke; eserlerin eleştirel bir bakış açısıyla değerlendirilmesinden ziyade, bu eserler ve eserleri ortaya koyanlar hakkında toplum nezdinde farkındalık ve tanınırlık sağlamaktır. Dolayısıyla, Prof Dr. İhsan Bulut’un Şehir Coğrafyası Açısından Sorgun adlı eserini de bu çerçeveden değerlendirmeye çalışacağım.

1998 yılında basılan kitap kapsam ve içeriğiyle Sorgun ilçesi adına alanında ciddi bir boşluğu dolduruyor. Sağlam bir akademik bakış açısıyla ve bir akademik çalışmaya göre akıcı bir dille yazılmış olan kitap, konuya ilgi duyanlar açısında bir çırpıda okunacak nitelikte. Eserde, şehir ve şehirleşme olgusu, göç ve nüfus hareketlerinin ve diğer toplumsal, siyasi ve ekonomik faktörlerin şehirleşmeye etkisi, bu süreçlerin Sorgun özelinde nasıl bir seyir izlediğine dair önemli bilgi ve analizler yer almakta. Kitabın hazırlık aşamasında elde edilen birçok veri; harita, fotoğraf, tablo, grafik ve şekillerle kolay anlaşılır ve akılda kalır şekilde sunulmuş.

“Coğrafi Çevre Özellikleri” konulu 1. Bölüm; Doğal Çevre Özellikleri ve Beşeri Çevre Özellikleri, “Şehir Fonksiyonları ve Sorgun” konulu 2. Bölüm Fonksiyon Kavramı ve Sorgun’un Şehirsel Fonksiyonları (Tarım, Hizmetler, Ticaret, Sanayi, Madencilik) alt başlıklarından oluşuyor. 3. Bölüm ise “Sorgun’da Şehirsel Fonksiyonların Dağılışı ve Kent İçi Arazi Kullanılışı” hakkında. Kitabın sonunda “Sonuç ve Öneriler” bölümü yer alıyor. Bu bölüm kitabın genel bir özetinden ibaret ve akabinde Prof. İhsan Bulut’un Sorgun’un şehirleşme sürecinde yaşanan sorunlara ve olumsuzluklara dönük görüşleriyle ve geleceğe dair önerileriyle son buluyor.

Eserde öne çıkan görüş ve tespitlerden çok kısaca bahsedecek olursak; 1925 yılında ilçe olan ve o zamanlar 1.700 civarı bir nüfusa sahip olan Sorgun, eski adıyla Köhne-i Kebir, özellikle Perşembe pazarıyla sadece bağlı köyleri için değil, civar ilçeler için de önemli bir merkez vasfı taşımakla birlikte, uzun bir süre köy ve kasaba hüviyetinden kurtulamamış. Bu seyir 1965’lerde linyit ocaklarının işletime açılmasıyla değişmeye başlamış ve Sorgun 1970’lerden sonra hızla büyüyerek şehirleşme evresine geçmiş; şehirde bu büyümeye bağlı olarak hizmetler, ticaret, ulaşım ve sanayi fonksiyonları da sırasıyla gelişmiştir. Şeker fabrikasının faaliyete geçmesi bu gelişmelerin sonuncusu ve belki de en önemlisi olmuş, Sorgun’un merkez nüfusu 1995 itibariyle 40,000’e dayanmıştır. Diğer yandan, bu gelişmelerin şehrin verimli tarım alanlarının imara açılarak büyük oranda kaybedilmesine yol açtığı gerçeğini de dikkat çekmekte fayda var.  Prof. Bulut’a göre Sorgun’un şehirleşmesinde başlıca şu evreleri belirlemek mümkündür (sayfa 96):

  1. 1925-1950 arasındaki 25 yıllık dönemde büyük bir tarım köyü
  2. 1950-1970 arasındaki 20 yıllık dönemde tarım kasabası
  3. 1970-1980 arasındaki 10 yıllık dönemde tarım, madencilik ve hizmet şehri
  4. 1980-1990 arasındaki 10 yılda hizmetler, tarım, sanayi ve ticaretin çeşitlendiği şehir yerleşmesi
  5. 1990’dan sonra hızla sanayi, madencilik, ulaşım, ticaret ve hizmetlerin genişlediği, tarımın gerilediği bir şehir yerleşmesi

1970 yılından kitabın yayınladığı döneme kadar her seçim döneminde nüfusu ortalama 5.000 gibi (Prof. Bulut’un ifadesiyle bir kasaba büyüklüğünde) artan Sorgun’un nüfusu hızla 50.000’e ulaşmış sonrasında ise duraklama dönemine girmiştir. İhsan Bulut hocamızın eserin yazıldığı dönemdeki verilere göre haklı olarak artmaya devam edeceğini öngördüğü Sorgun’un merkez nüfusu, eski usül fiili nüfus sayım sisteminin terk edilerek 2007 yılında Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemine geçilmesinden sonra Türkiye’nin tamamında olduğu gibi bir düzeltmeye tabi olmuştur. 2007 yılından itibaren yılllık bazda güncellenip TÜİK web sitesinde açıklanan verileri incelediğimizde Sorgun’un merkez ilçe nüfusunun 2009 yılından bu yana 50,000’e kilitlenmiş olduğunu görmekteyiz. Kırsal kesim nüfusu ise her yıl ciddi oranda azalmakta, köyler hızla boşalmaktadır. Bir diğer ifadeyle, kitabın yayınlandığı tarihe kadar her alanda hızla büyüyen şehir bir duraklama ve gerileme evresindedir.

Bu sorun, sadece Sorgun’un değil Yozgat’ın da genel bir sorunudur. 2009 yılında 487,000 civarinda olan Yozgat toplam nüfusu her yıl 10,000 kişiden fazla azalarak 2015 sonu itibariyle 419.000’e gerilemiştir. Yani, Yozgat nüfusu son 6 yılda % 14 oranında küçülmüştür. Türkiye nüfusunun aynı dönemde % 8.5 arttığını dikkate alırsak tablonun ne kadar dramatik olduğu ortadadır. Coğrafi olarak Türkiye’nin tam ortasında bulunan Yozgat, bu dönemde Türkiye’nin açık ara en çok göç veren ili olmuştur. Nüfustaki bu gerilemenin en önemli sonuçlarından biri Yozgat’ın çıkardığı milletvekili sayısının önce 6’dan 4, 2016 yılından itibaren de 3’e indirilmesi kararıdır. Bu karamsar göstergeler, Prof. İhsan Bulut Hocamızın 1998 yılında yayınlanmış olan çok değerli bilgilerle birlikte özgün tespit ve öneriler içeren çalışmasının, aradan geçen yaklaşık 20 yılın sonunda Sorgun ilçesinin ve geniş manada Yozgat ilinin değişen dinamiklerinin çok boyutlu olarak incelenerek yenilenmesi ihtiyacını ve zaruriyetini doğurmaktadır. Bu elbette sadece İhsan Bulut Hocamızın yükleneceği bir vazife olmamalıdır. Acizane görüşüm, hocamızın yönetiminde oluşturulacak bir ekibin bu çalışmayı yürütmesi yönündedir. Tabi ki takdir saygıdeğer hocamındır.

Yazıma son verirken, Prof. Dr. İhsan Bulut Hocamıza bu değerli eser için teşekkür ediyorum. Hocamızın salt akademik amaçlardan ziyade, doğup büyüdüğü topraklara bağlılığının ve vefa duygusunun bir göstergesi olarak kaleme aldığını düşündüğüm ve bu yönüyle de hepimize örnek olması gereken bu kitabı ancak 18 yıl sonra okumuş olmayı da kendi adıma bir eksiklik olarak kabul ediyorum.

 

Abdullah ALPAYDIN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*