By 1 Kasım 2017 0 Comments

Kardeşlik Zamanı

Üzerinde yaşadığımız topraklar, farklı din ve etnik köken mensuplarını yüzlerce yıl bir arada yaşatan cevheri bünyesinde taşır. Bugün o cevheri yeniden keşfetmeye fazlasıyla ihtiyacımız var.

Bana göre o cevher; mensubiyetleri ne olursa olsun insanların birbirlerinin inanç, gelenek, kültür ve düşünce dünyalarına duydukları saygı; birbirlerine gösterdikleri tahammül ve anlayış, farklılıklarından ziyade ortak noktalarına odaklanmalarıydı.

Bugün ise birbirimizi farklılıklarımız üzerinden tanımlamaya çalışıyor, farklılıklarımız üzerinden yargılıyoruz. Birbirimizin inançlarına, fikirlerine, değer yargılarına, aidiyetlerine en ufak bir anlayış ve tahammül gösteremiyoruz. Aramıza aşılmaz ön yargı duvarları ördük. Birbirimizi anlama ve empati yeteneğimizi büyük oranda kaybettik. Karşımızdakinin her sözünde, her davranışında art niyet arar olduk. Birbirimize güvenimizi yitirdik. Birbirimize tamamen yabancılaştık. “Biz” duygusunu yitirdik, “öteki” olduk. Artık birbirimizden bahsederken, “bizimkiler, sizinkiler, onlar” diyoruz.

Nefret dilini yaygınlaştırdık. Nefret tüccarlarına alet olduk. Birbirimize hakaret etmekten, birbirimizi aşağılamaktan zevk alır olduk. Karşımızdakine hakaret ederken kullandığımız en hafif tabir: Vatan hainliği! Herkesin bir diğerini vatan haini zannettiği paranoyak bir topluma dönüştük.

Kutuplaştık, ayrıştık, cepheleştik. Bir olmayı, birlik olmayı, kardeş olmayı lügatımızdan sildik. Hatta bazılarımız birbirimizin acısından, felaketinden dahi haz duyar oldu. Sevgisizlik her yerde kol geziyor. Politikacısı, kanaat önderi, din adamı, bilim adamı, sanatçısı, sporcusu; kısaca toplumun rol modelleri her fırsatta birbirlerine ağıza alınmayacak ifadelerle saldırıyor.

Medya organları ise bu sorumsuzluğa ağızlarının suyu akarak çanak tutuyor. Çünkü kavga reyting getiriyor, reyting ise para! Sürekli olarak çatışan/kavga eden insan görüntüsü izlemeye maruz kalan sıradan vatandaşların olup bitenden etkilenmemesi mümkün mü? Şimdi bir de sosyal medya var ki tam anlamıyla nifak yuvası. Bu mecrada adına klavye cengaveri denilen yeni bir tip türedi. Bilip bilmediği konularda hiç görmediği, tanımadığı insanlara saydırdıkça saydırıyor; kendisini öyle tatmin ediyor zavallı!

Hasılı kelam, bu gidiş gidiş değil! Bu ülkenin karşı karşıya olduğu, geleceğimizi tehdit en büyük tehlike sevgisizlik ve sevgisizliğin türevleri olan anlayışsızlık ve tahammülsüzlük. Böyle zamanlarda sağduyu ve akl-ı selimin öne çıkması gerekir. Nefretin ve düşmanlığın propagandası bu kadar pervasızca yapılabiliyorsa, birileri de çıkıp sevgi, anlayış, merhamet ve kardeşliğin propagandasını yapabilmeli. O birileri kim mi? Biz! Önce biz, kendimiz!

Var mısınız ezber bozmaya? İlla bir şeyleri kırıp dökeceksek, ön yargılarımızdan başlayalım önce! Hiç vakit kaybetmeden, yarın bir gün demeden; bugünden tezi yok ilk kıvılcımı biz yakalım, ilk adımı biz atalım. Hiç zor değil, hepsi egomuza/nefsimize biraz söz geçirmeye bakar. Taviz verilecekse biz verelim. Biliyorum, taviz vermek bizde hoş karşılanmaz; zayıflık işareti sayılır. Lakin bu yolda verilen taviz kayıp değil, kazançtır! Kolay değil ama zor da değil. Biraz inanç, biraz irade, biraz da cesaret! İşte o zaman özümüzde ve köklerimizde mayalanmış olan kardeşlik cevheri yeniden açığa çıkacaktır.

 

Abdullah ALPAYDIN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*