By 28 Şubat 2018 0 Comments

Kültürün Ayrılmaz Bir Parçası: Yemek

Günümüzde kültürün en önemli bir ayağını da yemek kültürü oluşturmaktadır. Ancak üzülerek görmekteyiz ki, oluşması ve bugünlere aktarılması hiç de kolay olmamış olan kültürel değerlerimizi sahiplenmede çok duyarsız ve yetersiz kalıyoruz. Bunun yerine özellikle yeni nesillerde başka kültürlere hayranlık duyma ve özenme hızlı bir şekilde yaygınlaşıyor. Halbuki hayranlık duyulan Batı, kendi kültürünü koruma ve yaymada bizden çok daha bilinçli. Kültürel emperyalizm dediğimiz olgu da tam burada devreye giriyor. Hiçbir zaman bir bulgur pilavının, eşgilinin, giliğin, çokelikli dürümün yerini fast food tutamaz ve tutamayacak da.

Peki, ne oldu da şehirde (üzülerek söylüyorum köyde de) sadece tereyağı ve suyunu koyma ile pişirilebilecek olan bir bulgur pilavına hasret kaldık?

Eşgili ya da gilik? Yapılması çok zor olmayan bu yiyecekleri hangi etkenler zor veya ulaşılamaz hale getirdi.

Sucuklu helleye, mercimekli bulgura, Ramazan’da eşgiliye, çayın yanında köfte giliğine, pekmezli gebile, yufka ekmeğin arasına konulan çokeliğe, bayat yufka ile yapılan omaca, ekşi ayrana ne kadar da uzak kaldık.

Yeninin keyifsiz eskinin lüks olmasını kim, neden ve niçin sağladı? Ne istediler o kırk çeşit yemek yapılan ve tüten ocağın göstergesi olan tandırdan?

Ramazan’da sosyalleşmenin de önemli bir ayağı olan komşuları bir araya getiren, Ramazan gecelerini şenlendiren tandırları önce tüplü, sonra elektrik saclar ile ortadan kaldırdık.

Devamında soba da kalkıverdi. Hani şu içindeki ateşten ev ahalisinin ısındığı, çayın kaynatıldığı, tüm yemeklerin üzerinde pişirildiği, kuzinesinde ayva, patates, kestane pişirilen sobayı da kalorifer bitirdi.

Aslında çoğu şey küresel kültürün süsleyip püsleyerek sunduğu, çokta tercih hakkı tanımayan ve genelde tek taraflı kabul ile sonuçlanan bir yaşam biçimi değişikliğinden ibaret. Tüm bu dönüşümlerin temelinde rahata olan düşkünlük de var. Şimdi bir taraftan da “Kardeşim sobanın, odunu, kömürü, külü ile kim uğraşacak?” demiyor da değil insan. Eski ile yeninin tercihi de emeksiz yemek olmuyor düsturu ile değerlendirildiğinde anlamlı.

Yöremize ait çoğu yemek öyle ya da böyle bir şekilde yaşatılıyor, yaşatılmaya çalışılıyor. Özellikle köy derneklerinin çoğunda yöresel arabaşı ikramları arabaşı yemeğinin unutulmamasının yanı sıra tanıtımında da önemli bir yer tutuyor. Ancak arabaşının sadece dernekler ile yaşatılması yeterli mi sorusunu sormadan geçemiyorum?

Yozgat yöremize ait birçok yemek sayabiliriz. Bulama çorbası, arabaşı, testi kebabı, bazlama, düğürcük çorbası, parmak çöreği, madımak, gebil, omaç, kesme hamur çorbası, incir uyutması, kavurga, hedik ve bir sürü yemek. Bir soru daha soruyorum: Bütün bu yemek çeşitlerine rağmen kurumsal bir Yozgat mutfağının varlığından bahsedebiliyor muyuz?

Maalesef… Mesela İstanbul’da Adana Mutfağı, Konya Mutfağı, Antep Mutfağı, Hatay Sofrası, Bursa Kebabı, Samsun Pidesi, Çayeli Kuru Fasulyesi vb. birçok ile ait mutfak mevcut. Ama Yozgat mutfağı ya da Bozok Mutfağı gibi bir mutfağımız yok. Son dönemlerde kaz yetiştiriciliği ön planda. Mesela kaz etli bulgur pilavının Türkiye mutfağına Yozgat mutfağının bir ürünü olarak benimsetilmesi bu soruya da cevap olması anlamında hiç de abartı bir teklif olmayacaktır.

Ancak Yozgat’ın genel anlamı ile markalaşmada birlik sağlayacak, küyerel (küresel düşünüp yerel davranan ve bu doğrultuda ürünlerini pazarlayabilen) düşünebilen ve bunu disiplin ile sürdürebilecek bir argümana ciddi anlamda ihtiyacı bulunmaktadır. Bunu gerçekleştirebilecek en iyi kişi ya da kurumlar ise iş adamları veya sivil toplum kuruluşlarıdır.

Mesela bir Yozgatlı olarak İstanbul’da (derneklerin sunduğu ikramlar dışında) kış aylarında arabaşı çorbası içeceğim, parmak çörek ile testi kebabı yiyeceğim ya da misafirime bunları tattırabileceğim bir mekân var mı?

İnternette (Google’dan), “İstanbul’da Yozgat yemekleri” deyip arama yaptırdığımda (https://www.tripadvisor.com.tr/Restaurants-g1156324-Yozgat_Yozgat_Province.html) tarayıcı 89 adet sonuç veriyor. Ancak bunların neredeyse tamamı Yozgat’ta…

Yani Yozgat’ın dışında – belli başlı bir kaç yer dışında (Gebze’ de desti kebabı yapan Yöre Testi Kebabı)- Yozgat yemekleri maalesef yok. Bu sonuç beni çok da şaşırtmadı.

Elbette yapılan vardır.

Son zamanlarda Ahmet Hakan Yozgat yemekleri üzerinden belki de Yozgat’a olan bir küçük vefa adına “Yozgat’ta Yapılabilecek En Güzel 10 Şey” isimli bir yazı kaleme aldı. (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/yozgatta-yapilabilecek-en-guzel-10-sey-40384865) Ama o da çok üzün süreli bir etki yapmadı.

“Kim neyi yaptı?”dan kastettiğim Yozgat ile ilgili ya da Yozgat mutfağına dönük olarak aşağıdakiler yapıldı mı ya da yapılabilir mi?

  • TRT, TRT belgesel gibi kanallarda Yozgat mutfağına yönelik tanıtım hiç yapıldı mı? Yapıldı ise yapılan tanıtımlar diğer mutfaklara göre hangi düzeydedir?
  • Ünlü gurmeler (Vedat Milor gibi) hiç testi kebabı için Yozgat’a davet edildi mi?
  • Sivil toplum kuruluşlarının gündeminde yöresel mutfak ne kadar var?
  • Yöresel mutfak kültürümüzün tanıtımına yönelik il ve ilçe yönetimlerinde bir bütçe mevcut mu?
  • Yöresel mutfağımıza yönelik basılı bir eserimiz mevcut mu?
  • Yöresel mutfağın geliştirilmesi ve kurumsallaştırılması adına neler yapılmaktadır?
  • Yöresel mutfağımızın koordineli ve planlı bir şekilde oluşturulmasına yönelik bir amaç var mıdır?
  • Yozgatın kırsal (Çamlık) ve Sorgun ile diğer ilçelerimizin kırsal turizminin yanı sıra kaplıca turizmine olan talepte yöresel yiyecek ve içecek kültürünün rolü araştırılmış mıdır?
  • İlerisi için gerek Yozgat ve ilçeleri gerekse de Yozgat dışındaki Yozgatlılar için gastronomik unsurlar tespit edilmiş midir?
  • Turizm, kültürel miras ve gastronomik unsurların belirli bir plan ölçeğinde yürütülen ekonomi politiği var mıdır?

Açıkçası, çoğu sorunun kurumsal bir çatı altında, bir plan dâhilinde ve uzun vadede yapılabilirliğine yönelik bir çalışma olduğunu düşünmüyorum. Ama tam da bu noktada ekmeden biçme hedefine talip olmamamız gerektiğine de inanıyorum.

Yozgatlılar olarak genel eğilimimiz, çağın – kısacası sistemin – dışında kalmamak olmamalıdır. Çağın gereklerine uygun ulaşım, turizm, yemek kültürü vb. alanlarda Yozgat da, Yozgatlı da olmalıdır. Bunu yaparken de küyerel (küresel düşünüp yerel davranan) vizyona sahip lokomotif güçlere ihtiyaç bulunmaktadır.

Canınız çektiğinde tüm Yozgat yemeklerine ulaşabileceğiniz yöresel bir mutfak temennimle….

 

Fatih ŞAHBAZ

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

 

About the Author:

Post a Comment

*