By 1 Mart 2016 0 Comments

Kuşaklar Arası İletişim Sorunu

İnsanlar toplumsal varlıklardır. Yani birlikte yaşamak için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Toplum aile denen küçük gruplardan oluşur. İletişim ise toplumsal bir varlık olan insanın hayatındaki en önemli unsurdur. Toplumdaki her insan birbiriyle iletişim içindedir. İletişimle insanlar, sorunlarını paylaşır, problemlerine çözümler üretir. Kısaca insan ailesiyle, arkadaşlarıyla, akrabalarıyla, komşularıyla sürekli iletişim halindedir. Toplum içerisinde görülen iletişim sorunları, aile içerisinde de görülmektedir. İnsanın olduğu her yerde kuşaklar arası iletişim sorunu vardır.  Toplumda ve ailede çatışmanın olmaması pek te mümkün değildir. Çatışma, birden fazla insanın yaşadığı her yerde kaçınılmazdır.

Bilindiği gibi aile içinde yoğun ve uzun süreli bir iletişim vardır. Aynı evi paylaşan, aynı sofrada yemek yiyen, aynı odada oturan, hep beraber televizyon izleyen her ailede karşılıklı iletişimin yoğun olduğu etkileşim kaçınılmazdır. Bu sebeple, insanlar arasında zaman zaman anlaşmazlıkların, uyuşmazlıkların olması da çok normaldir.

Dünyadaki tüm toplumlarda kültürel ve toplumsal değişim kaçınılmazdır. Bunun sebep olduğu en büyük sorun ise kuşaklar arası çatışma ya da kuşaklar arası iletişim kopukluğudur. Yeni kuşakla eski-yaşlı kuşak arasında çatışmalar yaşanmaktadır. Başta genç aile fertlerinin otoriteden bağımsız yaşama isteği, kendi kararlarını kendileri verme isteği, giyim kuşamda tercihini kendisinin belirme isteği, hangi müziğin dinleneceğini, evleneceğinde hangi eşin seçileceğini,  evlendikten sonra anne babayla mı oturulacak yoksa ayrı bir eve mi çıkılacak, hangi arkadaşı seçecek, okul ve meslek seçimi v.s. gibi çok sayıda iletişim problemi ortaya çıkmaktadır.

Anne, baba ve çocuklar arasındaki çatışmaların sorunları çözecek şekilde yaklaşıp, sorunu anlaşarak çözmek, başarılı iletişimin sonucudur. Yıkıcı dağıtıcı çözümsüz bir yaklaşım ise başarısız bir iletişimin sonucudur. İletişimde en önemli şey ailedeki fertlerin birbirini dinlemesi, karşısındakini anlamasıdır. Yeni nesil, ailenin yaşlı ve tecrübeli üyelerini dinlemeli, onların bu tecrübelerinden mutlaka faydalanmalıdır. Ailede büyük olmanın getirdiği sorunlar mutlaka vardır. Genç nesiller iletişimde bunları mutlaka dikkate almalıdır. Ailenin tecrübeli-yetişkin fertleri de çocuk ve ergen yaştaki fertlerin yaşlarına göre özelliklerini mutlaka dikkate almalıdır.

Aile içi iletişimde aşağıdaki hususlar mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır:

  • Öncelikli olarak aile bireyleri, birbirlerine adaletli davranmalı ve güvenmelidirler. Adalet ve güvenin olduğu her yerde sağlıklı iletişim vardır.
  • Kendisi,  karşısındakinin yaşında olsaydı nasıl davranırdı? Ben kendimi karşımdakinin yerine koyup onun yaşındayken yaptıklarımı hatırlarsam,  sorunu çözmek daha kolay olacaktır.
  • Hoşgörülü olmak, zaman zaman yapılan küçük hataları görmezlikten gelmek, sorunların çözümüne katkıda bulunacaktır.
  • Ailedeki her birey yaşının gereğine göre saygıyı hak eder. Büyükler küçükleri sevmeli ve hak ettiği değeri vermelidir. Küçüklerde büyükleri hem sevmeli hem de saymalıdır.
  • İletişim kurarken doğru dili kullanmak gerçekten çok önemlidir. Ben senin yaşındayken ev geçindirirdim. Hatta şartlar uygun olsaydı senden daha iyi okurdum, gibi karşılaştırmalı öğütlerden vazgeçilmeli, çocuk bugünün şartlarında değerlendirmelidir.
  • Değişen çağ ve zaman hesaba katılmalıdır. Teknoloji baş döndürücü hızla gelişmekte ve hayatımıza bir sürü yenilik girmektedir. Üç gün üç gece yapılan düğünler, birer saatlik nikâh törenine dönüştü. Eskiden ortaokulu bitiren iş sahibi oluyordu şimdi üniversite mezunu hatta yüksek lisans mezunu olmak gerekiyor. Bu ve bunun gibi değişen şartlar mutlaka göz önünde tutulmalıdır.
  • İş güç bahanesiyle çocuklara anne babalık görevinin ihmal edilmemesi, “neyini eksik ettim, yediğin önünde yemediğin arkanda, hatta harçlığını hiç eksik etmedim” gibi sözler sarf edilmemesi gerekir. Burada önemli olan anne, baba ve ailenin diğer bireyleri arasındaki sevgi bağıdır. Sevgi bağının yerini hiçbir şey tutmaz.
  • Sadece olumsuz yanların değil olumlu yanlarında görülmesi gerekmektedir. “Ödevlerini yapmadın mı?” yerine “ödevlerini ne zaman yapacaksın?” gibi yapıcı sözler söylenmelidir. Veya bugün ödevlerin çok güzel olmuş diye taltif edilmelidir.
  • Bazen yapılan küçük yanlışları görmezden gelmek, yapılan her yanlışı sert bir şekilde eleştirmemek gerekir.
  • Sorunları biriktirip halının altına süpürmeden, hemen çözüm bulunmaya çalışılması, aile içindeki iletişimi kolaylaştıracaktır.

Sonuç olarak, sorunlar çözülürken tartışma olacak, küsme olacak, kızma olacak, fakat sonunda mutlaka her ferdin hayrına olacak bir netice ortaya çıkacaktır.

 

Nuri KAYA

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

About the Author:

Post a Comment

*