Sorgun’da Ramazan

İlk gençlik yıllarımıza denk gelmesindendir belki, Ramazan günlerinin ayrı bir tadı vardı Sorgun’da. Bizde bıraktığı hoş duygular vardı.

İnsanoğlu herhalde yaşadığı anın kıymetini anlamak üzere bir çabaya girişmeyince, geçmişe dair anlar daha anlamlı ve yaşanabilir geliyor. “Nerede o eski ramazanlar?” demeyen bir nesil yoktur herhalde. Bu bizim ilk deneyimlerimizden olduğundandır ki unutamıyoruz ve doğru bir yaşantı olarak görmek istiyoruz.  O yüzdendir ki yaşanmış ilk anlar zihinlerimizin en önemli köşesinde masumluğa bürünmüş şekilde duruyor hep.

Bende bu tatilde Sorgun’da ilk gençlik yıllarıma denk gelen Ramazanları aradım. Yazın o sıcağında her 3-4 dakikada bir baktığımız saatin, zamanın önünde çekilişini bekler dururduk. İftar vaktine daha hızlı ulaşmak içindi bütün çabamız. Ne kadar çok şeyle uğraş sakta tükenmezdi bir türlü zaman. Uykunun yanında, evin işlerini beklenen süreden daha uzun tutmamıza rağmen, bütün inatçılığını sergilerdi. Bizim oralarının değimiyle “şikarlanıyordu” zaman.

Unutamadığım ve üzerinden yıllar geçmesine rağmen uzak diyarlarda yaşadığım Ramazanlarda ihmal etmediğim bir şey vardı. Zamanı tüketmek için fırınlarda pide kuyruğunda beklemek. Hiçbir torpile izin vermeden, hakkına razı gelerek zamanı sırada bekleyerek tüketmek… Yanında samimi bir arkadaşın var ise karşılıklı küçük iddialara girmek: “iki parti sonra sıra bize gelir, yok üçüncü partide sıra bize gelir”. Üç, dört fark etmezdi. Yeter ki iftardan önce, kurulu sofraya son anda yetişecek kadar zamanımız olsun. Alınacak pide sayısı istenen sayıdan mutlaka bir tane fazla olurdu. Kızılmazdı fazlalıklara. Çünkü küçük olmanız ve oruç tutmanız bütün tepkileri yok edebiliyordu. İlginçtir; büyüklerimizin empati yeteneğinin o anlarda gelişmiş olduğunu fark edersin.

Belki birçok kişi için anlam ifade etmeyen anlardı. Ama benim için farklı heyecanı barındıran bir şeydi.

Peki, o heyecanı tekrar bulabildim mi? Tabi ki hayır! Bulamazdım. O benim çocukluğumda saklı kaldı. Benim bu zamanda bulamadığım hazzı, bugünün gençleri 15 yıl sonra arayacaklar. Ve bulamayacaklar. Tanıdık bir soruyla: “Nerede o eski Ramazanlar?” diyecekler.

Her şey çok değişti/gelişti Sorgun’da.  Güzel olanın yanında kontrolden çıkan bir yaşam biçimi de oluşmakta. Şehirleşmeden tutun kültürel yapıya kadar birçok şey değişiyor ve gelişiyor.

Çocukluğumuzun Ramazanlarında oruçlu olmayan insan daha dikkatli olurdu. Gizli gizli ihtiyacını giderirdi. Ama şimdi 20 yaşındaki gencin, “abi kusura bakma oruçlu değilim” demesini büyük bir erdem olarak görmeye başladık.

Herkes yabancı artık! Tanıdık yüz bulmak zorlaşıyor. İlçe sınırlarından alınan göçten daha fazla başka şehirlerden gelen kalabalıklar kültürel çatışmaları da beraberinde getiriyor. Ekonomik kalkınma üretimden ziyade hizmet sektörüne dönüşmesi kalıcı ekonomik yapıyı oluşturamıyor. Aslında bu konu beni aşar. Ekonomistlerin analizlerine bırakıyorum.

Ama sosyolojik tahlillere ihtiyaç var. Yıllar öncesinden göç verdiğimiz insanların tatillerinde bıraktıkları izleri silmenin ötesinde, bir sonraki gelişlerinde onların bile şaşkınlıkla izledikleri bir değişim rüzgarı…

Belki de, bu şehrin her rüzgardan etkilenmeyecek bir yapısının olması gerekiyor. Şehrin ileri gelenlerinin ekonomik yeterliliklerini genişletmenin yanında, kültürel değişim konusunda da biraz duyarlı olmaları gerekiyor. Zenginliği madde ile sınırlı olanlar, gelecek nesillere bunun hesabını zor verirler. Belki bu Türkiye’nin sorunu olabilir ama ilçemiz şimdilik büyüklerimiz tarafından kontrol edilebilecek bir seviyede.

Güzel bir gelişmeye de şahitlik etmiş oldum bu tatilde. Aralarında iddialaşmalarıyla meşhur olan bir kesimin yeni konusunun “eğitim” olması beni sevindirdi. Artık çocuklarını okutmanın çabası içerisinde olunması olumlu bir gelişme. Bir iddialaşmanın ürünü olsa bile, sonuçların tabii ki olumlu olacağını umut ediyorum.

Çocukluğumuzun o güzel günlerini emanet ettiğimiz bu şehri, üzerine düşünmeye, konuşmaya, tartışmaya ve proje üretmeye değer buluyorum. Çünkü ilk anıları yaşamak, bağlılığımızı mecburi hale getiriyor.

 

RECEP DAĞDEMİR

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

 

About the Author:

Post a Comment

*