By 1 Nisan 2015 0 Comments

Yeni Mahalle İlkokulu & İmam Hatip Ortaokulu

İlkokulu Yenimahalle İlkokulu’nda okudum. Okula başlamam biraz zor olmuş!. Ben de hatırlıyorum, ilk başlarda sürekli okuldan kaçardım. Okulun dağılmasını bekler, sonra sanki okuldan geliyormuş gibi eve giderdim. O zaman Çekerek Caddesi’nde ofisin 100 metre kadar yukarısında bir evde oturuyorduk. Tabi okuldan eve haber gitmiş. Benim okuldan kaçtığım anlaşılmıştı. Sonra aile büyükleri refakatinde bizzat sınıfa teslim edilmeye başladım. Annem beni okula getirir yanımda dururdu bir süre. İntibak etmem zor oldu, ancak belli bir dönem sonra alıştım.

Aslında hayatımın her aşamasında bu durumu yaşadım. Yeni ortamlara intibak etmekte genelde zorlandım. O zor intibak süreçlerini aştıktan sonra ise; iyi, sıcak ilişkilerle ortamın etkin bir üyesi olabilmeyi başarabildim.

Ama hep zorlukla, kolay bir şey yok bizim hayatımızda. Neden acaba?

Yenimahalle İlkokulu caddeye bakan ana bina ve arka kısımda tek katlı uzun bir binadan oluşuyordu. O bölge tümüyle okullardan oluşan geniş bir alandı. Yenimahalle ilkokulunun bir yanında Yeşilyurt İlkokulu diğer yanında ise Sorgun Lisesi yer alıyordu.

Yeşilyurt İlkokulu bizim komşu, kardeş okulumuzdu ancak her zaman tatlı bir rekabet, hafiften bir dalaşma yaşanırdı aramızda.

Sorgun Lisesi bizim ilkokulun hemen yanındaydı. Ben ilkokula giderken lisede okuyan büyüklerimizi hatırlarım da, bana kelli felli büyük adamlar gibi gelirlerdi. Şimdi lisede okuyan çocuklarımıza bakıyorum, o dönem lise öğrencilerine göre çok ufak tefek kalıyorlar. O zamanki lise öğrencileri biz küçük olduğumuz için bize büyük mü gözüküyordu, yoksa gerçekten nesil küçülüyor mu? Herkeste aynı izlenim var mı merak ediyorum!

İlkokula başladığımda arka kısımdaki uzun binada eğitim görüyorduk. Bir defasında sınıfta dersteyken aniden içeriye elinde silahlı askerlerin girdiğini hatırlıyorum. Sanırım birini veya birilerini arıyorlardı. İhtilal dönemiydi! Çok korkmuştuk. Öğretmenimiz bizim korkmamamız için çok büyük çaba sarf etmişti.

Sabahları okulun önünde toplanıp İstiklal Marşı ve Andımız’ı okumamızı unutamam. Andımız şu an yok!

Faal bir öğrenci değildim. Aslında çok heveslenirdim ancak pek beceremezdim. Bir defasında okulun trompet takımında yer almıştım. O zaman çekilmiş bir fotoğrafım hala durur. Zaman zaman bakar o günleri düşünürüm. Takımın lideri sınıf arkadaşım Canan’dı. Canan bu konularda çok aktifti ve işini de çok iyi yapardı. Canan, Nejat ve benim beraber çekilmiş bir fotoğrafımız da var o günlerden. Ben de duruyor onlarda var mı bilmiyorum?

Okul numaramı hatırlarım. Numaram 50’ydi. İlkokulda öğretmenimiz Sayın Hatice Alan Hanım’dı. Ne kadar sürdü tam hatırlayamıyorum ancak, bir dönem Sayın Mustafa Ağıralioğlu da öğretmenimiz olmuştu. Başta Hatice Hanım olmak üzere diğer tüm öğretmenlerimizi sevgi ve saygıyla anıyor, ellerinden öpüyorum.

Yine ilkokul yıllarından hatırladığım ve zaman zaman görüştüğüm çok kıymetli arkadaşlarım var. Burada onları da anmak isterim. Sevgili Ferda Yiğit, Canan, Muazzez Yıkılmaz, Okan Erciyes, Yasemin ve Yasin Ünal, Nejat Yıldırım. Hatırlayamadığım tüm arkadaşlarıma da sevgilerimi gönderiyorum.

İlkokul döneminden hiç unutamadığım arkadaşlarımdan bir tanesi de rahmetli Hakan Tüysüz idi. İlkokulun bir döneminde Yenidoğan Mahallesi’nde oturmuştuk. Hakan da Laleli Camii civarında oturuyordu. Çoğu zaman yol arkadaşlığı da yapardık. Kendisi bir bisiklet kazası neticesinde vefat etti. Hakan’ın vefatı beni çok derinden etkilemişti. Hiç unutamadım. Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın. Geçenlerde yine Sorgun Düşünce Kulübü toplantısı vesilesiyle küçük kardeşi Harun ile görüştüm. O günler yine anılarımda canlandı. Bu vesileyle, rahmetli Hakan kardeşimin tüm ailesine de sevgi ve saygılarımı iletmek isterim.

Maalesef kadir kıymet bilmeyen bir yapımız var. Okul sonrası öğretmenlerimizle bir irtibatımız yok. Olmadı, olamadı… Aslında biz de hatalıyız ancak asıl hata bizlerin değil. Bu irtibatı sağlayacak sosyal yapılanmalar oluşturulabilseydi, bizler arkadaşlarımızla ve öğretmenlerimizle irtibatımızı koparmamış olurduk.

Eğer okul, okulda okuyan tüm öğrencilerini içeren bir veri tabanı oluştursaydı, öğrencilerinin nerede ne yaptığını takip etseydi ve her yıl mezunlarını bir araya getirecek etkinlikler düzenleseydi bizler de beraber okuduğumuz arkadaşlarımız ve öğretmenlerimizin birçoğuyla hayatımızın her aşamasında ilişkimizi sürdürür olurduk.

Bu çoğu yerde böyle ve böyle olması gerekir. Ama maalesef, bizler bu güzelliklerden mahrum kaldık!

İlkokul sonrası Sorgun İmam Hatip Lisesi’nin ortaokul kısmına devam ettim. Geçen ay Sorgun İmam Hatip Lisesi dosya konumuzdu. Abdullah Alpaydın kardeşim yazısında her gün 1 km’lik yolu 4 defa gidip geldiğinden bahsetmişti. Ortaokula okurken bizim ev Sivas Caddesi üzerinde, çarşıdan gelen yolun Sivas caddesi ile kesiştiği bölgedeydi. Sanırım imam hatip lisesine mesafesi 1,5 km civarındadır. Öğle yemekleri için eve gelirdim. Bu sebeple, ben de bu yolu her gün 4 defa gider gelirdim. Şimdi düşünüyorum da, yaz kış her gün o yoğun trafikli anayolu o yaşta nasıl gidip gelmişim! Şimdiki durumla mukayese edildiğinde bizler gerçekten zor şartlarda okumuşuz. Tabi ki bizden öncekiler de bize nazaran oldukça zor şartlarda okudular, yaşadılar…

Hafızam çok güçlü değil (bu arada Sayın Rauf Yücel Hocama Sorgun’dan Çıktım Yola kitabındaki detaylı anlatımı dolayısıyla çok imreniyorum), isimleri, anları çok hatırlayamıyorum. Bu vesileyle, hatırladığım kadarıyla ve hatırlayamadıklarımı da dâhil ederek, Sayın Halil İbrahim Aydın, Halit Çelik, Fevzi Ağan, Hamza Özdemirci, Ali Öztürk, Ayşen Yılmaz hocalarımızı sevgi ve saygıyla; aramızda olmayan rahmetli Mustafa Şahin ve Erdoğan Sümengen hocalarımızı da rahmetle anmak istiyorum.

 

Hatip SORGUN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

 

 

 

 

 

 

About the Author:

Post a Comment

*