1940’lı Yıllarda Akdağmadeni

Önsöz:

Ne zaman bir şehre uğrasam aklıma hemen İsmet Özel’in şu mısraları gelir ve kendime sorarım “Acaba bu şehirden öç almanın vakti gelmiş midir?” diye…

Bir şehrin urgan satılan çarşıları kenevir

kandil geceleri bir şehrin buhur kokmuyorsa

yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkmıyorsa

o şehirden öcalmanın vakti gelmiş demektir.”

Düşünürüm, şehirden öç almak ne demektir? Şehirden neden öç almak gerekir? Öç, işlenen bir fenalığın karşılığı olarak fenalık yapana ödetilen bedel olduğuna göre, şehrin yaptığı fenalıklar nelerdir? Esasında “Esenlik Bildirisi” isimli şiirde bütün bu sorulara cevap verilmektedir. Fakat şiirin en çarpıcı mısraları yukarıya alıntılanan dörtlüğünde yer almaktadır.

Kapitalizmin ve getirdiği hayat tarzının insan ilişkilerine henüz hâkim olmadığı dönemlerde, Türk düzeninin oluşturduğu şehirler kandil geceleri buhur kokar, yağmurdan sonra sokaklar ortadan kalkar ve yukarıdan inen rahmete minnetle yeniden kurulurdu. 1980-1987 yılları arasında çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği Akdağmadeni’nde kısa süre de olsa bu esenliği yaşadığımızı hatırlıyorum. Ancak özellikle 1980’li yılların ortasından itibaren başlayan süreç insan ilişkilerinde bir başka düzeni, “paran kadar konuş” anlayışını ve bunun inşa ettiği insanlardan müteşekkil şehirleri meydana getirdi. Bugün artık şehirden öç almanın vaktinin gelip gelmediği kimsenin umurunda değil…

Neyse, niye bunları yazdığımı bilmiyorum. Esasında aşağıda sadece Akdağmadeni İlçesinin 1940’lı yıllardaki tanıtımına ilişkin dönemin kaymakamı tarafından yazılan bir yazıyı herhangi bir ilave yapmadan özetlemeye çalışacağım. Belki de bana bu önsözleri söyleten güdü, 1940’lı yıllardaki şehirlerimizin henüz öç alma vaktinin gelmediği şehirler oluşuydu.

Giriş:

İçişleri Bakanlığı tarafından çıkartılan “İdare Dergisi’nin[1] Mart-Nisan 1946 sayısında, dönemin ilçe kaymakamı Faik Akoğlu tarafından hazırlanan “Akdağmadeni İlçesi” başlıklı bir yazı yayımlanmıştır. Yazının sonuna atılan tarihten bu yazının 18.10.1945 tarihinde tamamlandığı ve dergiye gönderildiği anlaşılmaktadır. Bu yazıda Kaymakam’ın, ilçenin tarihi, coğrafi durumu, iklimi, arazi özellikleri, ırmakları, bayındırlık, ekonomik, kültürel ve sosyal durumu hakkında okuyuculara geniş bilgiler verdiği görülmektedir. Bu yazının dergide “İdari Coğrafya” bölümünde yayımlanmış olmasından, derginin her sayısında ülkenin değişik il veya ilçelerini tanıtan yazılara yer verildiği ve böylece okuyucularına gidip, görmedikleri farklı şehirler hakkında bilgiler aktarıldığı anlaşılmaktadır. Bu bilgilerin aradan geçen yaklaşık 80 sene sonra tarihi kıymet taşıdığı, hakkında bilgi verilen yerin o günkü durumuyla bugününü karşılaştırma imkanı veren önemli bir bilgi kayanğı haline geldiği belirtilmelidir. Bu vesileyle dergiyi yayımlayanlara ve ilçemiz hakkında bu kıymetli bilgileri dergiye gönderen Kaymakam’a saygılarımızı ve rahmet dileklerimizi sunuyoruz.

Akdağmadeni ilçemiz hakkında hazırlanan bu yazı, Kaymakam Faik Akoğlu’nun yukarıda anılan İdare Dergisi’ne gönderdiği yazıda yer verilen bilgilerden oluşturulmuştur. İlçenin tarihi, coğrafi durumu, ırmakları, iklimi, arazi yapısı değişkenlik özelliklerine sahip olmadığı için bu konulara ilişkin bilgiler özetlenerek aktarılacaktır. Burada daha ziyade ilçenin 1940’lı yıllardaki ekonomik, sosyal ve kültürel durumuna ilişkin tespitlere yazıda anlatıldığı şekliyle yer verilecektir. Böylece SDK takipçilerine Akdağmadeni ilçesinin 80 sene önceki haliyle bugününü çeşitli açılardan karşılaştırma ve gelişim seyrini izleme imkanı sunulacaktır.    

İlçenin Doğal ve Coğrafi Özellikleri

Akdağmadeni İlçesi İç Anadolu bölgesinde ormanlar içerisinde kurulmuş şirin bir kasabadır. Akdağ silsilesinin kuzeyinde bir vadi içersinde yerleşmiş bulunan ve bu dağın adıyla anılan ilçe merkezi, deniz yüzünden 1352 metre yüksekliktedir. 3520 kilometre karelik yüz ölçümünde bulunan İlçe; doğudan Şarkışla (Sivas) batıdan Sorgun ve Çekerek (Yozgat), kuzeyden Yıldızeli (Sivas) ve Artova (Tokat), güneyden Boğazlıyan (Yozgat) ilçeleriyle çevrilmiştir.

İlçenin özelliği ormanlık oluşudur. İlçenin güney ve güneydoğusundaki sarıçam ve gurup gurup titrek kavak ve ardıç bitkileri ile kuzey ve kuzeybatı kısmındaki meşe bitkilerinin birleşmesinden orman teşekkül etmiştir. Ormanlarımız yaş itibariyle çok gençtir, sırıkla ağaç devresi içinde ve ortalama 50-60 yaş arasındadır. Bölgemizde 160.000 hektar kadar ormanlık saha vardır; bunun 71,380 hektarı meşe baltalık artanı da çam koru ormanıdır. Akdağ silsilesi üzerinde ormanlar içerisinde çok güzel ve geniş yaylalar Nalbant, Sırıklı, Karaziyaret, Yelliboyun, Mezarlı ve Nusrat adlarını taşıyan yaylalıklar vardır. Göze çarpar ovası yoktur. Ormanlık bölgesinden maada dağlık, sahalar çıplak ve fundalıktır.

İklimi, Orta Anadolu’nun soğuk mutedil iklimine benzerliği olup yazın fazla sıcak, kışın da fazla soğuk yapmaz. Kışı uzundur. Senelik ortalama ısısı +8 °C’dir. Extremler +30 -20 °C arasındadır. Fazla rutubet yapar. Yağmur ve kar miktarı senede 478 milimetredir. 30-40 santim kar yağar. Yağış miktarının %50-60’ı bitki mevsiminde geri kalanı da bu mevsimin haricindedir. Ekim ayının sonunda yağmur, Kasım ayı ortasında da kar başlar. Nisan ortasına kadar kar devam eder. Şimal rüzgârı (poyraz) devamlı eser.

Arazinin üçte ikisi dağlıktır, güney doğuya düşen Hasbek bucağının küçük bir kısmı ovalıktır. Dağlık arazinin Kuzey bölgesi tamamen ormanlık olup bu ormanlar içerisinde 2137 metre yükseklikte Nalbant dağı vardır. Akdağ silsilesinin ilçedeki yüksek kısmı bu dağla Karaziyaret dağıdır. Akdağ silsilesinin en yüksek tepesi ilçemize hudut olan Boğazlıyan ilçesinin Çayırşeyhi bucağı yakınında 2730 metre yükseklikteki kendi ismini alan Akdağ tepesidir.

İlçede yakın tarihlerde üç deprem olmuştur. Erzincan zelzelesine rastlayan 1939 yılı Aralık ayının 26-27’nci gecesi ile 1940 yılının 13’üncü Nisan gününde şiddetli deprem olmuşsa da insan ölümü olmamıştır. Binalarda oldukça hasar yapmıştır. 1940 yılı Temmuz’unun 29’unu 30’una bağlayan gecesinde 5 saniye süren şiddetli ve devamlı bir deprem olmuş birçok zayiat ve haşarata sebebiyet vermiştir. Merkez ve diğer köylerdeki bina yarıklıkları ve ufak tefek yıkıntılar hariç bilhassa Peyik bucağına bağlı köylerden bucak merkezi, Dedefakılı, Kanberli, Mahmatlı, Karacalar, Küçükçalağıl, Horuk, Divanlı, Abdurrahmanlı, Karkalık ve Karamağra köyleri tamamen; Çötelli, Caferli, Salur, Parmaksız, Parmaksızkaçağı, Hoşumlu, Sorguntatlısı, Karapınar, Ozan, Çavuşlu köyleriyle Hasbek bucağına bağlı Terzili, Karayakup ve Bozman köyleri kısmen harap olmuş, 233 insan 892 hayvan ölmüştür. Kızılay’ın değerli yardımları ile harap olan köylerimiz yeniden kurulmuş ve 13 köye 555 ev yapılmıştır.

İlçenin Tarihi ve Nüfus Bilgileri

İlçenin kuruluşu yenidir. Tapu kayıtları bu bölge köylerini 1860 yılına kadar Bozok (Yozgat) ilinin, merkezi şimdiki Çepni köyü olan Karahisarı Bahramşah kazasına bağlı göstermektedir. İlçe merkezinin 1815 yılına kadar ormanlık olduğu, bugünkü kasabaya civar Güneyli köylülerinin, halen kasaba içinde bulunan, ormanlıktaki havuzda hayvanlarını suladıkları söylenmektedir. 1815 yılında Akdağ çevresinde bulunan simli kurşunu işletmek, üzere Yozgat (Bozok) ili emrinde ve idari salâhiyeti haiz bulunan bir maden işletmesi müdürlüğü kurulmuş olduğu tesbit edilmektedir. Bu işletmenin ibtidai şekilde faaliyeti üzerine civar köylerden ve bilhassa Gümüşhane; Trabzon, Arapkir ve Ahıska gibi il ve ilçelerden taşçı, marangoz ve uyarı sanatkâr ustalarıyla birçok ameleler çalışmağa gelmiş ve ormanı söküp yerine evler yapmak suretiyle maden kuyularına yakın olan kasabayı kurmuşlardır. Gelenler arasında Rum ve Ermeni aileleri de vardır. Zamanla genişleyen ve nüfusu artan kasabada 1860 yılında Karahisarı Bahramşah kazasına bağlı bir nahiye vücuda geliyor ve Akdağmadeni adını alıyor. 1871 yılında Karahisarı Bahramşah kazası ilga edilerek Akdağmadeni nahiyesinde kaza teşkilâtı kuruluyor ve Yozgat’a bağlı kalıyor. Kaza merkezi bir kaç ay sonra eski bir nahiye olan Karamağara köyüne naklediliyorsa da 1876 yılında tekrar Akdağmadeni kasabasına dönüyor ve Karamağara köyü de bu kazaya bağlı bir nahiye olarak kalıyor. Bu nahiyenin köylerinden on ikisi 1882 yılında o sıralarda kaza olan Kadışehri nahiyesine bağlanmıştır. Bu suretle kurulmuş bulunan ilçenin, 1933 yılında ilçe güneybatısındaki Hasbek köyünde yeniden kurulan Hasbek bucağı ile 1896 yılında Yozgat Akdağmadeni şosesinin yapılması üzerine Karamağara Köyü’nden Peyik Köyü’ne nakledilmiş bulunan ve resmî ismi Karamağara olarak gösterilen Peyik bucağı namı altında (Merkez bucağı hariç) iki bucağı, Peyik ve Hasbek bucakları vardır. İlçenin 168 köyü olup, 52’si Peyik 32’si Hasbek bucağına ve 84’ü ilçe merkezine bağlıdır. 168 köy 142 muhtarlıkla idare edilmektedir. Bunlardan 129’unda Köy Kanunu yürürlüktedir. Yalnız ilçe merkezinde belediye teşkilâtı vardır.

1940 sayımına göre ilçenin umumi nüfusu, 25091 kadın 26386 erkek olmak üzere, 51477 kişidir. Nüfus kesafeti 15’dir. Artış nisbeti binde 56’dır. İlçenin umumiyetle dağlık oluşu, havası ve sularının iyi bulunuşu ve olağanüstü durumda köylerdeki refahın artmış olması yüzünden doğum çoğalmıştır. Bu duruma göre nüfus artış nisbeti normalin üstünde iyi bir rakam göstermektedir. 660 hanede 2411 nüfusu bulunan ilçe merkezinin altı mahallesi vardır ve üç muhtarlıkla idare edilmektedir. Mahalleler toplu bir halde olup kasabadan akan dere boyunca uzanmaktadır.

1923 yılında kasaba 1250 hane iken Rum ve Ermenilerin 1924 yılında Yunanistan’a mübadele suretiyle nakilleri üzerine nüfus miktarı oldukça azalmıştır. Aynı tarihte Yunanistan’dan Selânik Kayalar bölgesinden mübadele suretiyle gelen 266 hane Türk kasabada yerleştirilmişse de bunların bir kısmının bilâhare başka taraflara göçleri üzerine nüfus eksilmesi telâfi edilememiş bulunmaktadır. Yine bu tarihlerde 21 köydeki Rum ve Ermenilerin tehcir ve mübadelesi üzerine bu köylere Romanya, Bulgaristan ve Yugoslavya’dan gelen 790 hane Türk mübadil ve göçmenlerle bilâhare doğudan naklen gelen 29 hane göçmen aile bu köylere yerleştirilmişlerdir. Hariçten gelen bu mübadil ve göçmenlerden üçte ikisi başka taraflara göç etmişlerdir. Gelenlerin tütüncü olmaları ve tütün mıntıkasında yerleştirilmiş bulunan akrabalarının yanına gitmek istemeleri, göçmelerine sebep olarak gösterilmektedir.

İlçemizde gerek içerde gerekse dışarıdan gelme yürük ve sair göçebelere çok rastlanmamaktadır. Elli hane kadar Adana bölgesinden gelme hayvancılıkla geçinir yerli yürükler varsa da bunlar ilçemizin Karacaviran köyüne yerleştirilmişlerdir.

İlçenin Bayındırlık, Ekonomik ve Ziraat Durumu

İlçeyi, Yozgat il merkezine bağlayan 108 kilometrelik şose ile Yıldızeli’ne kadar uzayan 85 kilometrelik kısmen şose kısmen de ham yol olan 193 kilometre uzunluğunda iki anayol vardır. Sivas’a tren gitmeden evvel Yozgat – Maden ve civarları kasabaların Sivas’la münasebeti bu yolla temin edilirdi. Şimdi hemen hemen terk edilmiştir. Şosenin muhtelif kısımlarında 35 kilometrelik yol tamir ve ıslaha muhtaç bir durumdadır. Ahşap köprülerin Islahına ve yolun bozuk kısımlarının onarılmasına başlanmıştır. Şose yaz ve kış bütün taşıtlara açıktır. Belediyenin otobüs şeklindeki kamyonu Kasaba ile il merkezi arasındaki bu şosede devamlı çalışır. Peyik bucak merkezi de bu yol üzerindedir. İlçe merkezi ile Yıldızeli arasındaki yolda motorlu taşıt ancak yaz günleri güçlükle işleyebilir. Kasaba ile Hasbek bucak merkezi arası yolu 35 kilometrelik patika ve ham yoldur. Fazla yağmurlu günlerde motorlu taşıt işlemez. Ortalama 700 kilometrelik köy yolları patika ve ham yoldur. Dağlık bölgeye rastlayan Merkez ilçesi köylerinde bu köylere yakın Peyik bucağı köylerinin bazılarında kışın tekerlekli taşıtlar işlemez. Aralık, Ocak ve Şubat aylarında bu köylere hayvanla dahi gidilemez.

İlçemizden ve yakınından demiryolu geçmez. En yakın istasyonumuz 45 kilometre uzaklıktaki Yıldızeline bağlı Subaşı istasyonu olup yollarının ham ve bozuk olması yüzünden faydalanılamamaktadır. Köy evleri tamamen tek katlı pencereleri küçük ahşap veya kerpiçten yapılma gayri sıhhî binalardır.

İl merkezi ile bu arada Sorgun ilçesi ve iki bucak merkezi ile üç karakola ve iki büyük köye telefon bağlantısı vardır. Hatların uzunluğu 200 kilometredir. Yalnız ilçe merkezinde posta telgraf teşkilâtı vardır.

İlçe merkezi ile Peyik ve Hasbek bucak merkezlerinde ve 120 köyde içme suyu mevcut olup avgun ve toprak künklerle getirilmişlerdir. Bu içme suları temizlik işlerinde de kullanılır. Diğer köyler halkı ya içinden veya civarından geçen açık gayri sıhhî hark ve derelerden veyahutta açık menba sularından içerler ve temizlik yaparlar. Merkez kasabaya üç ayrı menbadan künklerle eskiden su getirtilerek çeşmelere dağıtılmıştır. Tahlilleri yapılmamıştır.

İlçenin yalnız ova bölgelerinden Hasbek bucak Köyleriyle bunlara civar Peyik merkez bucak köylerinde 14000 ve merkez köylerinde 8000 ki topluca 22000 hektar sulak arazi mevcuttur; sulama usulü iptidaidir ve harklar açmak suretile sulanmaktadır.

İlçe bölgesinde elektrik tesisatı yoktur. İlçe merkezine elektrik tesisatı yapılması için gereken tedbirler alınmıştır.

Gerek ilçe merkezinde gerekse bucaklarda ihtiyacı karşılayacak hükümet binaları yoktur, ilçe merkezinde bir adliye binası, bir belediye binası ve özel idareye ait bir özel idare memurluğu ve sıhhat yurdu binaları vardır. Kasaba evlerinin hemen hepsi iki katlı ve kiremit örtülü ahşap veya kerpiç yapıdır. İç ve dışları kireç sıvalı ve teşkilâtı muntazamdır.

İlçe merkezinin cadde ve ana sokakları tamamen arnavut kaldırımı olup oldukça muntazamdır. İç sokaklar dar ve gayri muntazamdır. Kaldırım kısmı dört kilometredir. Ana cadde, kasaba içindeki dereye muvazi olarak, uzar ve normal bir genişliktedir. Derli toplu bir meydanı yoktur. Belediye önünde küçük bir parkı ve belediye arkasında ilk maden işletme müdürü olan Haseki isminde birinin yaptırmış olduğu güzel minareli iyi bir cami vardır. Bucaklarda kaldırımlı sokak yoktur ve gayri muntazamdır.

İlçe merkez ve bucaklarının yapılmış harita ve plânları yoktur. Merkez ilçe belediyesinin fennî yangın vasıtaları yoktur. Bir emme basma tulumba ile kâfi miktarda balta, kazma, çengel ve kova vardır.

İlçe merkez ve köyler nüfusunun azlığı, toprağının dar ve verimsiz bulunuşu, demiryolu ve genel ticaret yollarına, ticaret ve sanayii ileri bölgelere uzaklığı gibi sebeplerden, ilçede şimdiye kadar gerek resmî müesseseler eliyle gerekse şahsi teşebbüslerle büyük ticaret ve sanayi müesseseleri kurulmamıştır. İlçe merkezinin kuruluşunda iptidai şekilde işletilmeğe başlanan civar dağlarda mevcut madenler vesilesile biraz olsun iktisadi bakımdan canlılık göze çarpmış ise de, madenin işletilmemesi üzerine ilçenin bilhassa merkez kasabanın iktisadi durumu günden güne kötülemeğe başlamıştır. Bu gerileme halen devam etmektedir.

İlçede 95 adet su ile işler değirmen mevcut olup üst üste 24 saatte 800 -1.200 kilo buğday ve benzerlerini öğütmek ve senenin 4-6 ayını çalışmak suretile ortalama 14.250 ton hububat öğütebilmektedir.

Ticaret Bakanlığı’nca halka dağıtılmış bulunan 44 el tezgâhı ile kazada mevcut ortalama 500 halı, kilim ve kaba bez tezgâhlarında 7.000 metre kaba bez ve 150 kaba halı ve 1.000 Kürt kilimi dedikleri kilim dokunmaktadır. İlçenin belli başlı ihraç maddesi yoktur. Ziraat ürünleri küçük sanatlar ve tezgâh mamulleri ancak kendisine yeter miktardadır.

İlçeye yakın il ve ilçelere az miktarda, ortalama 2.000 ton buğday ve arpa 800 ton fasulye ve nohut satışı yapılmaktadır ilçeden civar kasaba ve köylere senede mamul ve gayri mamul 3.000 metre küp kereste ve 20.000 kental odun ihraç edilmektedir, ilçenin bilhassa hayvan ihraç pazarı olan Kayseri’ye kara yolu ile İstanbul ve Samsun’a Yerköy ve Yıldızeli istasyonlarından trenle senede ortalama 5000 koyun, 2.500 keçi ve 2.000 etlik sığır, sevkedilmektedir. Mevsiminde İstanbul ve Kayseri’ye 150 ton yapağı ve tiftik satışı yapılmaktadır. 3.500 kilo yağ harice sevkedilir. Orman mahsullerinden az miktarda katran, salep ve mahlep harice satılmaktadır. İthal mallarının başında ticaret eşyaları ile sınai malzemeler gelmektedir. Ortalama 8.000 ton sınai ve ticari eşya ve malzeme ilçeye girmektedir. Yalnız merkez kasabada Ziraat Bankasının bir Ajansı vardır.

İlçe merkezinde her haftanın perşembe gününde hayvan pazarı kurulursa da ilçenin büyük yol uğrağı olmayışı ve ticari faaliyetinin azlığı sebebile çok sönük geçmekte ve bazı haftalarda hiç alış veriş yapılmadığı görülmekledir. İlçemiz Hasbek bucağı köyleriyle bu bucağa yakın Peyik köyleri halkı, işlek bir mevkide olan ve batı sınırımıza bitişik bulunan Boğazlıyan’ın Haman bucağı pazarına daha çok rağbet göstermektedir.

İlçe merkezine yakın Karapir ve Evci köyleri arasındaki dağ silsilelerde Orta Köy, Culhalı, Davulbaz köylerine kadar uzayan dağlarda simli kurşun ve gümüş madeni, Peyik bucağının Karamağara köyü üstündeki Çime dağında Manganez ve merkeze bağlı Melikli Köyü civarında geniş bir sahada kömür mevcutsa da işletilmediğinden faydalanılmamaktadır. İlçe merkezinin kuruluşunda, Karapir köyü civarında açılmış kuyulardan iptidai şekilde simli kurşun çıkarılmıştır. Ne kadar çıkarılmış olduğu bilinememektedir. Bilâhare 1910 yılında imtiyazlı bir Yunan şirketi tarafından da aynı teşebbüs yapılmışsa da Umumi Harbin ilânı üzerine burayı terk etmek mecburiyetinde kalmışlardır.

İlçe arazisinin üçte biri bilhassa kuzey ve kuzeydoğu bölgesi tamamen ormanlıktır. Sarıçam, meşe, titrek, kavak, ardıç ve benzeri ağaçlardan bol miktarda bulunur. Bunlardan fazla istihsal edilen çam ile meşedir. Ormanlar içerisinde bulunan köy halkı mamul ve gayri mamul kereste, odun, kömür ve az miktarda katran salep, mahlep gibi orman mahsullerini hazırlayarak civar il ve ilçelere götürüp satmakla maişetlerinin bir kısmını temine gayret ederler. Kağnı arabası imal eden ormanlık dağ köyleri de vardır. Bu ormanlar arasında fazla miktarda domuz, kurt, tilki ve tavşan gibi vahşi ve yabani hayvanlar bulunur. Halk bilhassa kışın toplu halde av yapar ve derilerinden faydalanırlar. Senede ortalama 5.000 av derisi satışı yapılır.

Genel olarak ilçenin geçimi ziraatledir. Bütün halk çiftçidir; buğday, arpa ekimi fazladır. Bir kaç yıldır fasulye, nohut, mercimek ve patates ekimi çoğalmaktadır. Ortalama 20.000 ton buğday 8.000 ton arpa 100 ton çavdar, 100 ton mısır, 40 ton yulaf, 1.000 ton fasulye, 1.000 ton nohut, 60 ton mercimek, 100 ton patates istihsal olunmaktadır. İlçe merkezi ile 60-80 köyde kendine yeter sebze yetiştirilmekte ise de ilçenin iklim durumu bunların normal verimine mâni olmakta geç ve güç yetişmektedir. Sebzelerden daha çok soğuğa mütehammil olanlar; meyvelerden de iyi cinsten elma, armut, erik ve vişne yetişir. Bağcılığa halk yeni heves etmekte ve çubuk dikimi çoğalmaktadır. Arazinin verim kabiliyeti azdır. Ortalama hububat bire 6-7’dir. Hasbek bucağının Kanak Çukuru adı ile anılan bölgesinde bu verim bire 10-15’dir; fasulye, nohut ve patates bire 10-15’dir.

Ziraat usulü basit ve iptidaidir, tarlalar öküz veya manda ile karasabanla sürülür. 10.500 karasaban vardır. Bazı köylerimizde pulluk kullanılırsa da yüzde üç nisbetini geçmez. Faydasını görerek halkın pulluğa rağbet ettiği ve gittikçe adedinin çoğaldığı görülmektedir. Ziraata elverişli 63.662 hektar arazi olup bunun 32.409’u kıraç 22.000’i sulu ve 8.853’ü de bağ ve bahçedir. Halkın geleneğine göre arazinin yarısı ekilir diğer yarısı nadasa bırakılır ertesi yılda nadas edilen yer ekilir diğeri nadasa bırakılır. Bu suretle tarla dinlendirilmiş oluyor. Bazı köylerde nadasa bırakılan yerlere fasulye, nohut ekilmektedir.

Büyük arazi sahibi ve büyük çiftçi yoktur. Genel olarak orta ve ortadan aşağı durumda çiftçi vardır. Ortalama her çiftçiye 80 dönüm arazi düşer. Peyik bucak merkezinde geçen yıl 2.000 adetlik akasya numune fidanlığı tesis edilmiştir. İlçe halkı hayvancılıkla da geçinir. Adetçe çok ve büyük sürü sahipleri olmamakla beraber her köyün bir kaç sürüsü ve her evin iki ve daha fazla davar ve birçoklarının ineği vardır. Tarlası olmayan veya tarlası bir çifti korumayan pek azı hariç her çiftçinin en az bir çift öküzü bulunur. Çiftçiler arasında 4-5 çift sahiplerine rastlanır.

Mayıs’ta gelerek Eylül’de dönen, civar il ve ilçelerden bu arada bilhassa Yozgat, Sorgun ve Çiçekdağı’ndan her yıl büyük davar sürüleri ve etlik için tüccarlar tarafından alınmış sığır sürüleri, yukarıda isimlerini yazdığımız yaylalarda otlanırlar. İlçede 46.589 koyun, 35.864 kıl keçisi, 20.899 tiftik keçisi, 5.432 manda, 33.825 inek 2.066 at, 4.934 eşek ve 144 deve vardır. Hayvanlarda en çok şarbon ve şap hastalıkları görülmektedir. Bu hastalıklar daimi değildir. Bazı seneler hariçten ve arizi olarak gelmekte ise de yerinde tedbirlerle derhal önlenmektedir.

İlçenin Sosyal, Kültürel ve Sağlık Durumu

İlçe halkı ziraat, hayvancılık ve kerestecilikle uğraşır. Merkez dağlık bölgesi köylüleri fakir, maişetleri dar olduğundan erkekleri Eylül’den Nisan ayına kadar Adana, Ankara gibi büyük şehirlere çalışmağa giderler. İlçe halkının giyiminde ayrı bir hususiyet yoktur. Kasabalı erkekler caket pantolon veya kilot, başlarına şapka veya daha çok kasket, kadınları entari giyerler, sokağa manto ve eşarpla çıkarlar. Gençleri modaya uygun giyimlidir. Köylerde erkekler caket, kilot pantolon veya şalvar ve kasket, kadınları basit dikilmiş entari ve yazma yemeni giyerler. Köylülerin mali durumu iyi olanlarının ayaklarında iskarpin veya yemeni diğerlerinde çarıktır. Düğünleri üç gün sürer, davul çaldırmak âdettir. Gelinler çok cihaz eşyası getirir, köylerde geline başlık namı altında mali kudretine göre koyun keçi, sığır ve hattâ buğday ve bir miktar da para verilir. Daha evvel aracılar pazarlık eder ve miktarını tesbit ederler. Köy kadınları düğünlerde entari üzerine renkli yün hırka, kızları sırmalı beli dar eteği bol entari üzerine yüne sırmalı şeritlerle süslenmiş çuhadan yapılma caket ve başlarına etrafı işlenmiş renkli yazma yemeni giyerler. Ayaklarına giydikleri altı mıhlı kaba kunduradır. Zengin düğünlerde cirit oynanır yemek yedirilir ve üç ayak, kabak, yanlama, ağırlama, dikhoran diye isimlendirilen ve davul zurna ile oynanılan ağır veya süratli müşterek hareketlerle ahenk temin edilen oyunlar oynanılır. Bir kaç kişi ile oynanan bu oyunlara halay çekme denir.

Halk çok misafirperverdir. Köylerde mali durumu iyi olanlar köyde geceleyen her kişiyi kabul eder. Bu gibilere halk arasında oda sahibi denir. Her köyde iki – beş oda sahibi bulunur. Köye uğrayan yabancıları köylü bu odalara götürür ve orada misafir ettirirler. Kış geceleri de köyün erkekleri bu odalarda toplanır bir kaç saat köyde, kasabada olup bitenleri hattâ duydukları veya gazetelerde okudukları yalan yanlış veya doğru hariç olayları konuşurlar. Kumar içki ve kâğıt oyunları alışkanlığı yoktur.

İlçe halkı tab’an mutedil mizaçlıdır. Asayişi ilgilendirir, katil, yol kesme, soygunculuk gibi suçlar pek azdır. Kız kaçırma vakalarına, tarla münazaalarına ve orman kaçakçılığına çok rastlanır.

Biri merkezde, onu köylerde olmak üzere ilçede on bir ilkokul ayrıca on bir de eğitmenli okul vardır. Mevcut ilkokul binalarının bitişiğinde birer öğretmen evi ile Peyik bucak merkezi ve 25 köyde işliği ve öğretmen evini içine alan yeni tip birer okul binası ve Hasbek bucak merkezine bu yıl verilmiş bulunan 4 köy enstitüsü mezunları için mevcut okul binası civarında 4 öğretmen evi ile iki işlik yapımına başlanmıştır. Öğretmen evleri yapımı tamamen bitmiştir. 13 okulun yapımı da bitmek üzeredir. Artanı programa göre önümüzdeki yıl tamamlanacaktır.

İlçede ilk tahsil çağındaki çocuk sayısı 3.560, öğretmenli okullara devam eden öğrenci sayısı 2.100, mezun olanların sayısı ise 126 dır. Merkezde bir halkevi, Hasbek ve Peyik bucak merkezleriyle Yeniyapan, Oluközü ve Akçakışla köylerinde beş halkodası mevcuttur. Halkodaları bu yıl açılmıştır. Halkevi ve Halkodaları’nda çalışma göze çarpmayacak kadar azdır. İlçede tarihî kıymeti haiz, bilinen, bir eser yoktur. Muşali ve Ermelik köylerinde İranlılara ait olduğu zannedilen birer kale vardır. Kaleler, tamamen yıkılmıştır ve tarihî kıymet ve hususiyetlerini gösteremeyecek bir durumdadır. Dağ köylerinden Bozhüyük ile Yukarıçulhalı arasında Çatallan mevkiinde büyük bir mağara vardır. Hangi devre ait olduğu bilinemeyen Dara devrine ait olduğu ve Teberi tarihinde Gülsen alanı namı altında kaydedilmiş bulunan bu mağarada birçok geniş odalarla mahzenler ve su depolan bulunduğu söylenmektedir. Yolları bozuk ve uzun olduğundan içerisine girilememekte ise de bu mağara içinden geçen kuvvetli bir suyun Sarkışlarım Sızır köyü önünden çıktığı bilinmektedir. Batı bölgemizdeki Hasbek bucağına bağlı Hozman köyü sınırımız üzerinde Sorgun’a bağlı Etilere ait Alaşar höyüğü (Halkça bu höyüğe bölgemizdeki Hozman köyüne yakınlığı bakımından olacak; Hozman Höyüğü adı verilmektedir) üzerinde Şikago Üniversitesi Arkeolog Mütehassısları tarafından kazı yapılmış ve çıkan eserler Ankara müzesine sevk edilmiştir.

İlçe merkezinde on yataklı bir sağlık merkezi kurulmuşsa da teşkilâtını tamamlayamadığı için şimdilik hastalarını yatıramamaktadır. Hasbek bucağı köylerinden 25 ve Peyik bucağı köylerinden 11’inde olağanüstü sıtma savaşı yapılmaktadır. İlçede Sıtma âmili büyük bataklıklar yoktur. Sivrisinek barındıracak su birikintilerde ufak bataklıklar kurutulmaktadır. Bu meyanda 125 dekarlık Peyik bucak merkezindeki bataklık kurutulmuştur. Kanak suyu ile Göndelen suyu civarındaki köylerde sıtmayı doğuran sebepler mevcutsa da, diğer yerlerdeki köylülerimiz sıtmayı kendi köylerinden değil daha çok pazarlar vesilesile Boğazlıyan ve başka sıtmalı bölgelere gittikçe almaktadırlar. Birçok köylerde bilhassa dağ köylerinde sıtmalıya rastlanmamaktadır. 1.832 sıtmalı tesbit edilmiştir. Verem, frengi, trahum gibi serpici hastalıklara yakalanmış kimseler âzdır. Hükümet tabibliği kayıtlarına göre 620 frengili tesbit edilmektedir. 1944 yılı içinde ilçenin 11 köyünde 139 çiçek vakası tesbit edilmişse de 132 si tedavi edilerek kurtarılmış yedisi -kurtarılamamıştır. Bu yıl çiçek vakasına rastlanmamıştır. 1944 yılında beş köyde kızamık vakası görülmüşse de alınan tedabirlerle bu hastalığın da önü alınmıştır. Mevsim hastalıklarından grip konjokdivit, diyare gibi hastalıklardan başka mahallî denecek hastalıklardan romatizma ve bağırsak parazitlerine fazla miktarda rastlanmaktadır.

Halk, bilhassa dağ köylerimiz sağlam yapılıdır. Çocuk ve genç ölümü gayet azdır. 70 80 ve daha ileri yaşlılar çoktur.  İlçe merkezinin iki mahallesinde eskiden yapılma kanalizasyon tertibatı mevcuttur. Diğer mahalle ve bütün köylerde helalar septik çukurdur, ilçe merkezde bucaklarda ve elli üç köyde umumî hela vardır.  Plânlı, fennî bir mezbaha yoktur.  İlçe merkezinde duvarla çevrili bakımsız bir mezarlık vardır. Köy mezarlıkları umumiyetle köy kenarında ve yüksek mahallerdedir.  İlçe merkez belediyesinin bir çöp arabası, iki temizlik amelesi ve hükümet tabibliğinde hayvanla sevk edilir bir etüv vardır.

İlçe merkezinde iki hamam mevcut olup yalnız biri işlemektedir. Merkeze bağlı Karadikmen köyü yakınında hafif kükürt kokusu neşreden, tahlil edilmemiş ve hangi hastalıklara yaradığı kati bilinmeyen bir kaplıca varsa da etrafı açık, yıkanacak ve barınacak mahalli olmadığından faydalanılamamaktadır. Civar köylüler yazın sıcak aylarda kağnılarla hazırlıklı gelerek bir kaç gün kalır ve yıkanırlar.

İlçe merkezinde halk bilhassa kadınlar iyi giyinir ve temiz gezer, evleri göze çarpacak kadar temizdir. Köylerde genel olarak temizliğe riayet etmezler. Bu yıl köy sağlığını korumak için elli buğu sandığı yaptırılmış ve köylere dağıtılmıştır. İlçede üç han, üç lokanta, dört kahvehane vardır.Bucaklarda ve köylerde han, lokanta ve kahvehane yoktur.


[1] Bu dergi halen “Türk İdare Dergisi” adıyla ulusal hakemli olarak yayınını sürdürmektedir.

Ali Nadir

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Author: yasin66
İsim: YASİN AĞAN

1 thought on “1940’lı Yıllarda Akdağmadeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.