Bahar: Yeniden Doğuş

Dünya’nın kendi ekseni etrafında bir tam dönüşü ile bir gün (24 saat) oluşurken; yine dünyanın güneş etrafındaki bir tam dönüşü ile de bir yıl (365 gün 6 saat) oluşmaktadır.

Bir yıl, ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış olmak üzere 4 mevsimden oluşmakta olup, dünyanın güneş etrafındaki dönüşü esnasında güneşe göre konumu mevsimleri oluşturmaktadır.

Mevsimler, eliptik denilen dünyanın güneş etrafındaki yörüngesinin düzlemiyle, dünyanın dönme ekseninin yaptığı açı sonucu ortaya çıkar. Eğer eksen eğikliği olmasaydı, dünya güneş etrafında dolanırken, güneş ışınlarının yere düşme açısı değişmeyecek, sıcaklık değişimleri gerçekleşmeyecek, böylece mevsimler de oluşmayacaktı.

Her iki yarım kürede de mevsimler birbirinin tersi olarak yaşanır. Kuzey yarım küre yazı yaşarken, güney yarım küre kışı yaşamaktadır. Aynı şekilde birinde sonbahar yaşanırken diğerinde ilkbahar yaşanır. Bizim de içinde bulunduğumuz kuzey yarım kürede; ilkbahar, 21 Mart-22 Haziran; yaz, 22 Haziran-23 Eylül; sonbahar, 23 Eylül-22 Aralık; kış, 22 Aralık-21 Mart tarihleri arasındaki döneme rast gelir. Güney yarım kürede mevsimlerin sırası tersine olup, ilkbahar 23 Eylül’de başlar.

Mevsimlerin sıralanışı sanki doğum ile ölüm arasındaki dönemi hatırlatır. İlkbaharda doğa yeniden doğar, çiçekler açar, sıcaklık artar, güneş ışınları ve bahar yağmurları toprağı besler, meyveler, ekinler tomurcuk vermeye başlar. Yaz mevsiminde bu hareketlilik doruk noktasına ulaşır, ekinler, meyveler olgunlaşır. Sonbahar mevsiminde hasat toplanmış olur, sıcaklık azalır, çiçekler, ağaçlar solmaya başlar. Kış ayında ise doğa sanki uykuya dalar.

Yaşamın akışı da öyle değil midir? İnsan doğar, büyür (İlkbahar), olgunluk seviyesine ulaşır (Yaz), sonra zayıflamaya başlar (Sonbahar) ve ölür (Kış).

Kasvetli, adeta ölü haldeki doğanın yeniden doğuşunun insanlar üzerinde yarattığı değişimin etkisiyle bahar yorgunluğu dediğimiz hadise yaşanır. Bahar mevsiminin başlarında kendimizi biraz yorgun hissederiz. Bu yorgunluk kısa sürer ve akabinde kendimizi daha canlı, daha mutlu ve daha umutlu hissederiz.

İlkbahar, bütün ağaçların, canlıların uyandığı bir mevsimdir. İlkbahar, hayatın bir silkinişi ve uyanışıdır.

İlkbahar, bizim geleneğimizde gelişi şenliklerle kutlanan, bayram yapılan tek mevsimdir. Baharın gelişiyle hazırlıklar, kutlamalar yaparız. Evlerimizde de bahar temizliği yapılır.

Bahar mevsimi bu kadar kıymetli olduğuna göre acaba tüm yılın bahar mevsimi olmasını ister miydik? Sanırım hayır.

Belki de baharı bu kadar anlamlı ve kıymetli yapan; sıcaktan kavrulduğumuz yaz mevsiminin, doğanın ölmeye başladığı sonbaharın ve soğuktan donduğumuz, doğanın adeta öldüğü kış mevsiminin varlığıdır. Eğer bunların varlığını bilmeseydik ve yaşamasaydık baharın bu kadar güzel olduğunu bilebilir veya hissedebilir miydik?

 

Hatip SORGUN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

 

Author: Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*