Başımızı Öne Eğdik

 

Hani atlasta ana karalar vardır, onların yanında yöresinde çıkıntılar, küçük adalar yer alır ama dünya belli ana karalardan oluşur. İşte bu sefer birkaç ana karadan bahsedip sonra atlasın bütününü birlikte görelim istedim.

BİRİNCİ ANA KARA: ZİHİNSEL HEDEFLEME

“Yeni Dünya” kavramı ilk kez kullanıldığında Birinci Dünya Savaşı planlanıyor ve İngiltere artık düzenin böyle gitmeyeceğini Osmanlı’nın ortadan kaldırılarak petrol yataklarının bulunduğu bölgelerin kontrolü altına geçmesi gerektiğini düşünüyordu. Aynı kavram İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda tekrar zikredilirken, Dünya yeniden dizayn edilip, sınırlar cetvelle çizilerek sömürgeler pay ediliyordu ki; buna “Yeni Dünya” denilmekteydi. Şimdi bir başka “Yeni Dünya”yı yaşıyoruz. Bu diğerlerine hiç mi hiç benzemiyor. Bu “Yeni Dünya” en hızlısı, en etkilisi ve en sinsi olanı…

İKİNCİ ANA KARA: FELSEFE VE FİKİR DÜNYASINDAKİ DEĞİŞİM

Tam anlamıyla eksen kayması, dere yatağının değiştirilmesi, tren raylarının sökülüp yeni rotada rayların döşenmesi gibi. Klasik mantıktan sembolik mantığa geçiş. 9-10 Yahudi mantıkçının ürettiği sembolik mantığa geçiş. Bu yeni mantık, Aristo mantığının sonlanması ile derinlemesine düşüncenin yerine sembolik işaretlerle anlaşılabilen, yeryüzünün aynı düzlemde düşünmesi, aynı şekillerle kendisini ifade etmesi ve en önemlisi kimin nasıl düşünmesinden ne düşündüğüne kadar sabit, ölçülebilir çıkarımlarda bulunmayı amaçlamaktadır. Daha bilimsel bir tanımlama ile sembolik mantık, önermeleri sembollerle ifade eder, bu sembollerle işlemler yaparak mantıksal çıkarımları formüle etmeye çalışır. Mantık biliminin amacı geçerli/şüpheye yer bırakmayan çıkarımlara ulaşmaktır. Formüle ettiği önermeleri denetleyerek geçerli ve geçersiz çıkarımları tasnif eder/ayıklar. Mantıkta denetleme, çıkarımların geçerliliğini belirleme işlemidir. Mantıksal geçerlilik biçimseldir, içerikle ilgili değildir. Özetle, gündelik dilde var olan önermeleri sembolik dile çevirerek, gündelik kullanımdaki sınırlı anlamının dışına taşır. Modern mantık, iki değerli mantık, çok değerli mantık, kiplik mantığı, özdeşlik mantığı ve varlık mantığı olmak üzere beş alt guruba ayrılır ve şubelerle modern mantık işleyişini tamamlar.

ÜÇÜNCÜ ANA KARA: TEKONOLOJİYLE BİRLİKTE GELEN INTERNET

Bu bölümü biraz daha geniş tutalım zira odak noktamız internet. Endüstri çağı ile başlayan sürecin tam da merkezinde bulunuyoruz. İletişim kanallarının hayal edilemez çeşitliliğe ve erişim hızına ulaştığı “bu zamanda”  artık ne yazılırsa yazılsın, ne söylenirse söylensin “köy, kent, bölge, ülke, kıta tanımadan; dil, din, renk fark etmeden” çok hızlı ve etkin biçimde yayılabilen akıllı cihazlarla erişimde sınır tanımayan bir iletişim ve enformasyon çağını yaşıyoruz. Zaman her zamankinden daha hızlı değişiyor. Saatler 24:00’ü gösterdiğinde paylaşılan ses, söz, görüntü, çok çabuk yayılıp çabuk tüketilip çabuk bayatlıyor. Sürekli üretmek gerekiyor ya da tüketmek..

İnternetin dönüştürdüğü “ağ toplumunun” yaşadığı alanlara daha yakından bakalım. Kullanılan kanallar ve içerisindeki gettolardan, kümelenmelerden, sayısal verilerden hareketle davranışlarımızın nasıl değiştiğini sayılarla anlayalım.

Televizyon, radyo, sinema, şimdi Youtube ve Apps’lere dönüşürken; dergi, gazete, billboard,  sarı sayfalar ve telefon rehberi arama ağlarına taşınmış durumda.

Türkiye’de 37.7 Milyon İnternet kullanıcısı var. Bu Türkiye nüfusunun %49’unun internet bağlantısının olduğunu gösterirken, geriden gelen genç kuşaklardan 16-24 yaş nüfusunun %68’i İnterneti kullanıyor. YouTube, Türkiye online nüfusunun %82,2’sine erişmekte. 19,6 Milyon aylık tekil kullanıcı, 3,61 Milyar aylık izlenen video sayısı, 581,3 dakika aylık video izlenme süresi, 68 milyon mobil telefon abonesi var. İnternet mecralarında yer alan nüfusumuzun yaş ortalaması 29.2. Sosyal medya platformlarında 192 Milyon profil yer almakta. Yani 78 Milyon nüfusu olan Türkiye’nin bireyleri birden fazla karakterle platformlar üzerinde geziniyor. Twitter’da siyaset yapan, politika konuşan kişi, Facebook’ta iş, eş, dost, gezi, ilginç video paylaşarak sosyalleşiyor. Instagram’da munis aile babası çocukları ile resimlerini yayınlıyor. Üstelik hanımların yoğunlukta bulunduğu Instagram’da el işi, sanat ürünleri, giyim eşyaları alınıp satılırken, birbirlerine pozlarını buradan veriyor. Hanımlar cumhuriyeti olduğu taa uzaktan anlaşılıyor. Kariyer planlarındaki gelişim için Linkedin’de sıkı profili bulunan eğitimli beyaz yakalar, bilimsel makaleler, katıldığı seminer ve toplantıları paylaşıyor. Ömrünün her gün en az 3 saatini Youtube’de video seyrederek geçiriyor. Dahası konvansiyonel mecralarda gördüğünü (açık havada, tabelada, totemde, bilboardda, gazetede, dergide, televizyonda) dönüp Google’a soruyor, doğru mu diye…

Artık kimse adres bilmiyor, caminin yanından dönmüyor. Evine navigasyonla gidiyor.

Satırlar ve sabırlar sınırlı. O bakımdan ortaya koymaya çalıştığım atlasın ana karalarını ve Türkiye özelinden içinde bulunduğumuz dönemi izahata çalışıyorum. Oysa hepimiz yaşıyoruz ve evriliyoruz. Evrilmemiz istenilen biçimlerde, gösterilen hedefe doğru hızla akıp gidiyoruz. Kısa hedeflerle mutlu oluyoruz. Uzun uzun konuşmaya gerek yok. Emojilerle anlaşıyoruz; J, L. Sembolik mantığın yüz yıl sonraki meyvelerini yiyoruz. Küresel dünyada, global düzlemde gettolarda yaşıyoruz. Her birimizin bulunduğu sosyal ağlarda ne yapıp ettiklerimizin iz haritaları çıkıyor. Var olan yok olmuyor. Internet geçmişimiz kalp grafisi şeklinde hekimin önüne gelen efor testi gibi. Kısa hedeflerle mutlu oluyoruz. Candy Crush’la sıkı muhabbetimiz var. Savaş oyunları ile zaferden zafere koşuyoruz.  Resim, şekil infografilerden dünyaları anlıyoruz. Bir sürü oyunla uğraşıyoruz, mutlu oluyoruz. Sığ ve yatay bir ruh derinliğinde ölü deniz gibiyiz. Yatay ve dibi görünüyor. Birden fazla karaktere bürünmüş çoklanmış 192 milyonuz. -Tabi bu sayı şimdilik doğru- Yarın değişecek ve daha da artacak. Başımızı öne eğmiş hepimizin elinde aklımızı başımızdan almış, hafızamızı devrettiğimiz akıllı telefonlar… Alıyor satıyor, siyaset yapıyor, vatan kurtarıyoruz. WhatsApp, Facebook, Twitter derken boynumuz kireçlenmiş farkında değiliz.

Artık sosyal oluşumlarımız arasında kadim bir yere oturan başka gettoların sakiniyiz.

Bugün verisi olsun diye yaşadığımız ağların nüfusları şimdilik aşağıdaki gibi ama bu yazıyı okuduğunuzda sayılar artmış olacak.

Facebook: 39 Milyon Kullanıcı

Twitter: 10,5 Milyon Kullanıcı

Instagram: 10 Milyon Kullanıcı

Youtube: 25,4 Milyon Kullanıcı

Google Plus: 7.7 Milyon Kullanıcı

Linkedin: 3.7 Milyon Kullanıcı

SON ANA KARA: BıG DATA PAZARI

Tüm sosyal ağlardan, arama motorlarından, navigasyon izlerinden, paylaşım içeriklerinden paylaştıklarımızdan oluşmuş iz haritalarımız kayıt altında. Verileri toplayanların okuyabileceği kıvamda. Big Data merkezlerinde toplanan verilerin analizi artık zor da değil. Kaldı ki Facebook bunu bize kaç farklı versiyonda öğretmişti?

Son ana karada oturanların işi verileri okumak. Siyaset, ekonomi, spor, kültür, din, giyim kuşam aklınıza ne geliyorsa ona göre önermelerde bulunmak. Modayı, dünyayı şekillendirmek. Bu verileri kim kilosu kaç sterlinden alıp satıyor bilmiyorum. Ama, hepimizin başını öne eğdirdiklerini biliyorum.

ŞİMDİ ANA KARALARI TEK BİR ATLASTA SİZ BİRLEŞTİRİN. BÜYÜK RESİM İÇERİSİNDE GOOGLE  EARTH’DEN KÖYÜNÜZÜ BULUN.

 

Aydın BARAN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

 

 

 

 

 

Author: Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*