Bayram

Doğrusunu isterseniz bilemiyorum. Bu yazıya türkü ile mi başlasam, şarkı ile mi? Yoksa şiir ile mi? Ya da ağlayıp sızlayarak mı? En iyisi bunları boşvereyim ve bu yazımda neden her yıl iki defa bayramı baba ocağında, doğduğumuz topraklarda geçirdiğimizin hikayesini anlatayım.
Bayramlar kaynaştırır. İnsanları akrabaları, dostları, komşuları… İnsanları birbirine en çok yakınlaştıran İlahi bir hediyedir. Bir arada yapılan bayramlar külfetli bile olsa ihmal edilmemelidir. Hele akrabalar ve yakın dostlar arasında bayramı kutlamak; yaşanmış acıları hafifletmek için en güzel fırsatlardan biridir. Bizim toplumumuzun dünyaya hayran bırakan özelliklerinin başında sıla-ı rahim ve büyüklere gösterilen saygı ve sevgi gelir. Bunu en iyi gösterdiğimiz zamanlar ise bayramlardır.

Toplumda hatır sahibi olmanın 3 kuralı vardır: Ziyaret, Ziyafet ve Kıyafet. Ziyaret edeceksin ki insanlar üzerinde iz bırakasın. Ziyafet vereceksin ki aramızda samimiyet olsun. Kıyafetin düzgün ve güzel olsun ki karşındakileri etkileyesin.

Bu 3 kuralı en iyi yaşadığımız zaman herhalde bayramlardır. Bayramların neşe içinde karşılanması ve bayramın yaklaştığı şu günlerde bütün televizyonlarda ve sokaklarda hissedilmesi elbette çok güzel. Bayram sabahı erken kalkıp bayramların canlılığını hissetmek, diğer günlerden farklı bir gün olduğunu görmek, arefe gününde ellere kına yakmak, en güzel elbiseleri giymek, hemen herkesle beraber bayram namazı kılmak, namazdan sonra bütün aile kahvaltıda buluşmak, akrabaları ve komşuları ziyaret etmek, hal hatır sormak, ihtiyaç halindeki insanlara yardım etmek, en önemlisi de anayı babayı unutmamak, en azından bayramlarda ziyaret etip gönül almak, hepimizin üzerindeki büyük yükümlülüklerdir.

Bayram günlerinin manevi atmosferinde para gibi sevimsiz bir meta bile özellikle çocuklar için çok sevimli bir hale geliyor. Bayramlarda bana verilen bayram harçlıklarını hatırlıyorum. Verenlerin ne kadar para verdiklerini, kimlerin cimri davrandığını, kimlerin cömert davrandığını ve onların yüzlerini çok iyi hatırlıyorum. Yılda bir veya iki defa alınan kıyafetler mutlaka bayramlardan önce alınır, bir hafta boyunca yatağının ucunda o kıyafetlerle uyunurdu. Bayramlarda giyilen bu kıyafetler yıl boyunca eskiyene ve yırtılana kadar giyilirdi. Yediğim şekerler, yiyemesem bile ceplerime doldurduğum şekerlerin tadı hala damağımda. Gittiğimiz her evde ikram edilen çaylar, baklavalar, börekler, çörekler, yaprak sarmaları, ayranlar bayramın güzelliğinin ve bereketinin bir yansımasıdır.

Tam bu noktada bizi biz yapan ortak değerlerimiz olan bayramları hep birlikte bir kez daha hatırlayalım. Bayramları yaşamak ve bayramları hep canlı tutmak için gelin hep birlikte dersimize çalışalım. Bayramları ihmal etmeyelim.

Rabbim hepimizi nice bayramlara ulaştırsın.

 

NURİ KAYA

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Author: Site varsayılanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.