DELİSİNDEN VELİSİNE YOZGAT

Delisinden velisine Yozgat isimli kitap ile tanışmama  Sorgun ilçemizdeki deliler ile ilgili Sorgun Düşünce Kulubüne bir yazı yazmak fikri vesilesi ile oldu. Çocukluk ve gençlik dönemimde Sorgun ilçemizde bir çok deli/veli vardı. Arkadaşlarla bir araya geldiğimizde eski günleri yadettiğimizde bu insanları da yadederdik. Kimseye zararı olmayan insanları bazen neşelendiren ,bazen düşündüren  bazen hüzünlendiren bir garip insanlardı. Akıllıları herkes yazıyordu. Delileri (!) neden yazmıyorduk? Bu insanlar aynı zamanda kültürümüzün bir parçası idi. Adlarına deyimler söylenmiş, atasözleri ve fıkralar oluşmuş ve hepsi farklı yaşamların içinden bir kültür taşıyan insanlardı. Kültürümüzün bir parçası olan bu insanlara bigane kalmak mümkün değildi. Bu fikrin sadece bana ait olduğunu düşünüyordum ve arkadaşlarımdan bu konuda yardım istedim ve yaşadıkları olayları benimle paylaşmalarını istedim. Kendi yaşadığım olayları da kaleme alarak Sorgun’un delileri isimli küçük bir yazı kaleme aldım. Bu konuda birşeyler yazan olmuş mu diye araştırma yaparken Yusuf Karakaya Bey’in kaleme almış olduğu alanında bir ilk olduğunu düşündüğüm Delisinden Velisine Yozgat isimli kitabın olduğunu  arkadaşım Aydın Baran’dan öğrendim. Ancak kitap elimde değildi. Arkadaşım Aydın Baran Bey’i aradım ve Sorgunun delilleri isimli bir deneme yazısı yazacağımı ve acilen kaynağa ihtiyacımın olduğunu söyledim. Aydın kardeşim acil olduğu için kitabın sorgun ile ilgili kısmını bana dijital ortamda gönderdi ve yazımı kaleme aldım. Şu an bu satırları yazarken ise kitabı kargo ile gönderdi ve kitabı tamamıyla okuma ve inceleme fırsatı buldum Aydın kardeşime buradan da teşekkürlerimi iletiyorum. (Kitabı geri göndermek kaydıyla bana göndermişti ama kitabı piyasada bulamazsam sanırım bu mümkün olmayacak  )

Yusuf Bey kitabın ismini  “Delisinden Velisine Yozgat” olarak koymuş kitabın resimli kısmının altına da parantez içerisinde bir isim daha doğrusu ince bir mesaj da yazmış ; (Boş dünyaya boş tapu) Anlayan için çok derin ve ince bir mesaj. Elimdeki kitap ilaveli ikinci baskı ama basım tarihi belirtilmemiş. Kitap 276 sayfadan oluşuyor. Kitabın içindekiler kısmından sonra önsöz olarak benim de Sorgun’un delileri isimli yazımda belirtmiş olduğum Ali Şakir Ergin Bey’in delilik ve velilik ile ilgili genel bir değerlendirme yazısı bulunmaktadır. Takdim ve giriş kısmında Yusuf Bey dost meclisinde sohbet ederlerken  Yozgat’ın delileri ve bunların hal,hareket,tavırları ve hatta kerametlerinin anlatıldığını ve bir arkadaşının Yusuf hocam bu delileri araştırıp kitap haline getirseniz hem Yozgat kültürüne bir hizmetiniz olur hem de bu karakterleri unutmamış oluruz demesi üzerine karşılaşacağı zorluklardan bihaber olarak araştırmaya başlayarak kitabı kaleme almış. Öncelikle yaşayan delilerden başlamaya karar vermiş  ancak ölmüş olanların hatıraları çok olduğundan fikrini değiştirmiş. Ölenlerin yakınlarına ulaşarak hayatları hakkında bilgiler toplamış hatta  fotoğrafları olanların fotoğraflarını da temin etmiş. Önce Yozgat merkezdeki delilerden başlamış ancak bu fikrinden de vazgeçerek  (iyi ki de vazgeçmiş) ilçeleri de kapsayacak geniş bir araştırmaya koyulmuş. Köylere ilçelere defalarca gitmiş ve bilgi toplamış. Araştırmasını yaparken “Yusuf hoca akıllılar bitti delilere mi sıra geldi .“diyenlere aldırış etmeden yoluna devam etmiş. Yusuf Bey rahmetli annesinin delileri ; 1-Deli 2-Zır deli 3-Zır zır deli 4- Hınzır deli olarak dört sınıfa ayırdığını ve hınzır delilerin işi deliliğe vurarak gününü gün edenler olduğunu belirtmiştir. Delilerin hastalık türlerine göre de ayrıma tabi tutulabileceğini bir kısmının ırsi olduğunu, bir kısmının korkudan bir kısmının kara sevdaya tutulmaktan bir kısmının cin,peri gibi varlıkların musallat olmasından bir kısmının memenjit gibi hastalıklardan kaynaklandığını, bir kısmının ise deli mi veli mi olduğu belli olmayan meczup kişilerin olduğunu beyan etmiş. Delileri kategorize etmeye karar vermiş ama dinlediği olaylar edindiği bilgiler neticesinde hakkında yazı yazacağı insanın deli mi veli mi olduğuna karar vermenin güçlüğünden olsa gerek haklı olarak kategorize etmeyi bırakarak bunu okuyucularına bırakmış. İki sene zarfında 4000 kilometre yol katederek  ve yüzlerce kişi ile görüşerek bu kitabı yazmış. Deliler ile ilgili bazı önemli tespitler de bulunmuş bunlardan birisi delilerin soğuğa karşı çok dayanıklı olduğu hususu ki bu husus benim gözlemlerimi de doğrulamaktadır. Zira Sorgun delilerinden Yılmaz isimli şahıs yıkılan eski garajlar cami abdesthanesi le müftülük arasında soğuk kış gününde yerde yatarken ve paltosunun yere akan suyun etkisi ile donup yerden ayırmaya çalışırken görmüştüm. Yine Yusuf bey’in kitabının 260 sayfasında anlattığı Sorgunluların bizimde bizzat tanıdığımız Filiğin Adem’i (bizim zamanımızda doksanlı yılarda böyle diyenler olurdu ama neden böyle derlerdi bilemiyorum.)  kitaptaki ismi ile Eymirli Adem (Katrancı)  bir kış günü yatacak yer bulamayınca gece tabuta girdiği ve orada uyuduğu ve gündüz farkedildiği ve donarak öldüğünün sanıldığı, Adem’i yıkamaya başladıklarında sıcak suyun etkisi ile kendine geldiği ve küfür ederek oradan uzaklaştığı anlatılır idi ama o zamanlar küçük yaşta olduğumuzdan bu olayın gerçekten yaşanıp yaşanmadığını tam olarak bilemiyorum. Sorgun Çatmasöğüt (Mükremin) köyünden olan  Yusuf Bey’in kitabın 262.sayfasında bahsettiği Niyazi’yi de inşaat halindeki binalarda kış günü 10 kilogramlık tenekeler içine ateş yakıp gocuğuna (mont/palto/pardesü) sarılıp etrafında yattığını okula giderken çok görmüşümdür. Yusuf Bey’in bu tespitini okuyunca onu teyit anlamında aklıma bunlar geldi. 

Yusuf Bey’in tespitlerinden biri de ; Meczup olarak görülen kişilerin  kimseden para istemedikleri, sadece verileni aldıkları, her kişiden  para almadıkları alacakları insanları bile kendilerinin seçtikleri, kendilerinden daha düşkün kişilere verdikleri hususudur. Hatırladığım kadarıyla bizim çocukluğumuz ve gençlik dönemimizde de Sorgun’da yaşayan Niyazi (yiyeceği kadar ekmek isterdi), Adem,  Kitabın 256 sayfasında anlatılan Topuç (Kamil Ülger )Faruk ( iyi bir tiryaki olduğundan cuvara/sigara isterdi), Eyüp (Eski sanayii sitesinde şimdiki belediye binasının olduğu yerde tuvalet temizleyerek para kazanırdı.) ve son zamanlarda Sorgunumuzun gülü Fadime Hatun’un topladığı paraları ihtiyaç sahiplerine verdiği rivayet edilir.

  Bir diğer tespiti ise  delilerin hiç kimseden korkmadığı halde kendilerine sataşılmadığı sürece kavga etmemeleri hususudur. Kitabın 253 sayfasında bahsedilen Faruk Taştan yakanızı ısırıp kızdırmadığınız ya da polis geliyor diye ısrarla tekrarlayıp kızdırmadığınız sürece,yine Topuç’u sinirlendirmezseniz cebindeki özenle seçilmiş yuvarlak taşlarla karşılaşmazsınız.

Yusuf Bey deliler içinde meczupları ayrı bir şekilde değerlendirmiştir. Meczup kelimesinin cezbe (ruhun hayret ve sevinçten bedenden ayrı olarak heyecana gelmesi) kelimesinden türediğini ve tasavvufta tarikat ehlinin kendisinden geçme haline tekabül ettiğini, Allah’ın sevdiği kulları kendisine çekmesi ve belli özellikler vermesi olarak görülen veli ile meczubun genel olarak aynı şekilde tarif edildiğini dile getirmiştir. Meczupların beddualarının alınması halinde bunların beddua ve beddualarının Allah tarafından geri çevrilmeyeceği  yönünde bir inanç olduğundan  meczuplarla fazla samimi olunmamasının tavsiye edildiğini, Yozgatımızın manevi önderlerinden Şeyh Zade Ahmet Efendi’nin bu yönde tavsiyesi olduğunu belirtmiştir.

Giriş kısmından sonra ikinci baskıya dair değerlendirme yazısı akabinde ise ;

İbret için gönderilmiş dünyaya

Delimidir velimidir bilinmez

Mendil allar hem güneşe,hem aya

Mürşitlerin eli midir bilinmez…

Kıtasıyla başlayan Yusuf Özcan’a ait Delimidir velimidir bilinmez şiiri yer almaktadır. Kitap kişilerin isimleri, lakapları, kişilere ait fotoğraflar, doğum ve ölüm yıllarının  ve kaynak kişilerin yer aldığı  kitabın yarısını kaplayan Hayati-Zeki-Kelami Hulki kardeşler ile başlayıp Salih Kaplan ile biten Yozgat merkez bölümü, Şefaatli, Sarıkaya, Çayıralan, Çandır, Akdağmadeni, Saraykent, Kadışehri, Çekerek, Aydıncık, Boğazlıyan, Yerköy bölümü, Faruk Taştan’ın fotoğrafı ile başlayan İhsan Pelit (Hu Dede) Beyyurtlu Muhittin,Rıza Şener ,Faruk Taştan,Kamil Ülger(Topuç)Adem Katrancı (Eymirli Adem) il devam eden  ve Niyazi Yağan ile sona eren  Sorgun bölümü ve Yenifakılı ve Doğankent (Peyik) bölümü ile sona ermektedir. Her bölümde farklı bir kişi ve hikayesi yer almaktadır. Yusuf Karakaya Beyin emeğine ve kalemine sağlık, böyle nadide bir eseri Yozgat’ımıza ve ülkemize kazandırdığı için teşekkür eder,sağlıklı uzun ömürler dileriz. 

Yazımızı kitabın 131 sayfasındaki Sarıkayalı Emrullah Işık’ın sayfasındaki ;

Kırıp nefsin kapısını,

Yere serer hepisini,

Boş dünyanın tapusunu,

Kesip dağıtır Emrullah.

dörtlüğü ve Erzurumlu İsmail Hakkı’ya ait olduğu söylenen şu dize ile bitirelim;

Harabat ehlini hor görme Zakir,

Defineye malik viraneler var.

Selam ve muhabbetle…..

Nuri KAPLAN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Author: yasin66
İsim: YASİN AĞAN

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload CAPTCHA.