Güneş Gibi Karşılıksız Sev!

Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin 7 öğüdünden biri olan “Güneş gibi ol şefkatte, merhamette…” sözleri şu günlerde aklımı çokça meşgul ediyor; yüreğime dokunan bu sözün mahiyetini anlamaya çalışıyorum.
Düşünüyorum da; güneş yaratıldığı zamandan beri bir kez olsun ihmal etmedi yeryüzünü aydınlatmayı; tüm yaratılmışları şefkatli kollarıyla sarmaktan, merhametini her şeye eşit şekilde dağıtmaktan usanmadı hiç… Hiç nazlanmadı, yorulmadı…
Hangimiz sabah uyandığımızda Güneş’in doğmamış olma ihtimalini düşündük? Ya da gece yatarken “ya sabah güneş doğmazsa” diye endişeye kapıldık? Çünkü o hep oradaydı, orada olacaktı, biliyorduk; masmavi gökyüzünden gülümseyecekti yine dünyaya… Her zaman olduğu gibi… Her zaman yaptığı gibi… Aldığı İlahi Emir ile karşılık beklemeksizin…
Hani derler ya; “Güneş girmeyen eve doktor girer “diye… Sadece bu söz bile Güneş’in canlılar için sayısız yararlarını anlatmaya yeten güzel bir vecize…
Güneş, ortasında yer alan ve kütlesinin yüzde 99,8’ini oluşturan sarı renkli dev bir plazmadan oluşur. Kütle oranları ise: yüzde yetmiş beşi hidrojen, yüzde yirmi dördü helyum ve geri kalan ağır elementler ise sadece yüzde birdir. Güneş’in çevresinde dönen gezegenler, asteroitler, gök taşları, kuyruklu yıldızlar ve kozmik tozlar Güneş Sistemini oluşturur. Güneş’ten yayılan enerji; fotosentez ile canlıların varlığını devam ettirmesinde, Dünya’mızın ikilimi ve hava durumunda aldığı emir ile büyük rol oynar. Güneş’in 3 günde yaydığı enerji, Dünya’daki tüm petrol, doğalgaz vs. yakıtların yanması sonucu açığa çıkan enerjiye eşittir. Bu özellikleriyle Güneş yaratanın büyük mucizelerinden biri değil midir? Güneş sistemindeki o büyük denge başka nasıl açıklanabilir?
Tüm bu özellikleri ile Güneş’in büyüsüne kapılan insanoğlu onu Tanrı ilan ederek tapınmışlar bile… Kim bilir belki de duyduğu üzüntü ve mahcubiyetinden zaman zaman ayın arkasına saklanmış, gizlemiştir kendini… Güneş Tutulması dediğimiz bu olay Güneşe ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu hatırlatır olmuş bizlere… Ve insanların güneşi Tanrılaştırması güneş ile ilgili bilimsel çalışmalar yapılmasının da önüne geçerek oldukça geciktirmiştir.
Evet! Çok da utangaçtır Güneş. Kendisine özellikle de çıplak göz ile bakılmasından hoşlanmaz ve hemen uyarır bizi. Nasıl mı? Yolladığı ışıklar ile gözlerinize zarar verir, devamlı baktığınızda gözlerinizde yıldız gibi parlamalar oluşur, hatta geçici körlük bile yapabilir. Bu nedenle özellikle de sıcak yaz günlerinde hem gözlerinizi hem de vücudunuzu korumanız gerekmektedir.
Güneş’in saygınlığını ve gücünü iyiliğinden, verdiği sıcacık sevgisinden aldığına dair çok hoş bir hikâye vardır; “Güneş ve rüzgâr kimin daha güçlü olduğunu tartışıyorlarmış. Rüzgâr; Ben daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım. Şu karşıdaki paltolu yaşlı adamı görüyor musun? Paltosunu senden daha hızlı çıkaracağıma bahse girerim demiş. Güneş bir bulutun arkasına çekilmiş ve rüzgâr kasırga şiddetinde esmeye başlamış. O kuvvetle estikçe ihtiyar adam paltosuna daha sıkı sarılıyormuş. Sonunda rüzgâr pes edip durmuş. Güneş bulutların arkasından çıkıp yaşlı adama nazikçe gülümsemiş. Çok geçmeden adam alnındaki teri silip paltosunu çıkarmış. Sonra, rüzgâra dönmüş nazik ve dostça davranışın şiddet ve güç gösterisinden daha etkili olduğunu söylemiş”.
Aslında şu günlerde Güneş gibi sımsıcak olmaya o kadar çok ihtiyacımız var ki. İlişkilerin menfaatlere ve çıkar ilişkilerine dayandığına günümüz dünyasında sevgiyi seven ve onu karşılık beklemeden paylaşmayı bilen yüce gönüllere selam olsun…
Kaynaklar
1- https://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F
Prof. Dr. Hamdi Temel
www.hamditemel.com

Author: Fatih
İsim: FATİH ŞAHBAZ Yaşadığı İl: İstanbul Yaşadığı İlçe: Üsküdar Meslek: T.Halk Bankası A.Ş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*