İklim Değişikliği Nedir? Nedenleri, Çözümleri, Etkileri

Doğa kendi içinde bir denge halindedir. Kendi kendini iyileştirebilen bir yapısı vardır ancak bu ahengi bozan en büyük faktör tabi ki insandır. Günümüzde televizyon, radyo, panel, internet ve konferans gibi yerlerde adını sıkça duymaya başladığımız iklim değişikliği belki de insanlığın karşılaşacağı en büyük felaketlerden birisidir. Doğa aslında kolay kolay tahrip edilip, başa çıkılabilecek bir unsur değil ama kâinatta her şeyin kendine has iç dinamikleri vardır. Dünya kendi dinamiklerini ayakta tutabilmek için yüzyıllardır insanoğlu ile görünmez bir savaş halinde ama artık oda yavaş yavaş yorgun düşüp başa çıkamaz hale geldi. Neden mi? Nüfus artış hızı, orman alanlarının tahrip edilmesi, CO2 gazı salınımı, enerji tüketimi, gelişen teknoloji ve diğer ihtiyaçlar… Tüketim toplumu olmak ekonomik, sosyokültürel açıdan büyük bir problem olduğu gibi iklim açısından da öyledir. Bizlerin de bilerek veya bilmeyerek bir nebze faili olduğu bu sessiz değişim, hepimizin bugün ve gelecekteki yaşantısını derinden etkileyecektir. Belki tüm sorunları kökten çözemeyiz, fakat herkes kendi üzerine düşen kısmı iyileştirebilir.

İklim Değişikliği Nedir?

Muhtemelen iklim değişikliği ve küresel ısınma terimlerinin birbirinin yerine kullanıldığını duymuşsunuzdur. Bunun nedeni, her ikisinin de Dünya’nın iklimindeki değişiklikleri tanımlamasıdır. Küresel ısınma, gezegenin yükselen ortalama sıcaklığına odaklanırken, iklim değişikliği genellikle belirli bir süre boyunca yağış, rüzgâr modelleri ve sıcaklıklar gibi şeylerde meydana gelen değişimleri ifade eder. İklimdeki ölçülen değişiklikler birkaç yıl, on yıllar ve hatta milyonlarca yıl sürebilir.

Dünya var olduğu sürece iklim değişikliği meydana geldi. Dünya’nın iklim modelleri her değiştiğinde ve ölçülebilir bir süre boyunca yerinde kaldığında olur. Bu, kendini doğal soğutma ve ısınma döngülerinde açıkça göstermiştir. İnsan nedenleri küresel iklimi değiştirmeye başlamadan önce, iklim değişiklikleri meydana gelirken beş ana faktör birbiriyle etkileşime girdi. 

Bu beş faktör şunları içerir:

Atmosfer (hava)

Biyosfer (canlılar)

Kriyosfer (buz ve permafrost)

Hidrosfer (su)

Litosfer (yerkabuğu ve üst manto)

İklim Değişikliğine Ne Sebep Olur?

Dünya’nın iklimi 4,5 milyar yıl önce oluştuğundan beri değişiyor. Yakın zamana kadar bu değişikliklerin nedeni doğal faktörler olmuştur. İklim üzerindeki doğal etkiler arasında volkanik patlamalar, Dünya’nın yörüngesindeki değişiklikler ve Dünya’nın kabuğundaki kaymalar (plaka tektoniği ) sayılabilir.

Son bir milyon yılda, Dünya bir dizi buzul çağı (buzul dönemleri) ve daha sıcak dönemler (buzullararası) yaşadı. Buzul ve buzullararası dönemler, Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesindeki değişikliklerin neden olduğu, kabaca her 100.000 yılda bir değişir. Son birkaç bin yıldır, Dünya sabit bir sıcaklığa sahip buzullar arası bir dönemdedir.

Ancak 1800’lü yıllardaki Sanayi Devriminden bu yana küresel sıcaklık çok daha hızlı arttı. İnsan faaliyetleri, fosil yakıtları yakarak ve toprağı kullanma şeklimizi değiştirerek, hızla iklimimizdeki değişikliklerin başlıca nedeni haline geldi.

İklim Değişikliğinin Doğal Nedenleri Var mı?

Dünya’nın iklimi, volkanik faaliyetteki değişiklikler, Güneş enerjisi çıktısı ve Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesi gibi iklim sisteminin dışındaki doğal faktörlerden etkilenebilir. Bunlardan, çağdaş iklim değişikliğinin zaman ölçekleriyle ilgili iki faktör, volkanik faaliyetteki değişiklikler ve Güneş radyasyonundaki değişikliklerdir. Dünya’nın enerji dengesi açısından, bu faktörler öncelikle gelen enerji miktarını etkiler. Volkanik püskürmeler epizodiktir ve iklim üzerinde nispeten kısa vadeli etkilere sahiptir. Güneş ışınımındaki değişiklikler, geçtiğimiz yüzyılda iklim eğilimlerine katkıda bulundu, ancak Sanayi Devriminden bu yana, sera gazlarının atmosfere eklenmesinin etkisi, Güneş’in çıktısındaki değişikliklerin 50 katından fazla oldu.

İnsan Nedenleri

İklim değişikliğine fosil yakıtların yakılması ve arazinin ormancılık ve tarım için dönüştürülmesi gibi insan faaliyetleri de neden olabilir. Sanayi Devriminin başlangıcından bu yana, iklim sistemi üzerindeki bu insan etkileri önemli ölçüde artmıştır. Diğer çevresel etkilere ek olarak, bu faaliyetler arazi yüzeyini değiştirir ve atmosfere çeşitli maddeler yayar. Bunlar sırasıyla hem gelen enerji miktarını hem de giden enerji miktarını etkileyebilir ve iklim üzerinde hem ısınma hem de soğutma etkilerine sahip olabilir. Fosil yakıtların yanmasının baskın ürünü bir sera gazı olan karbondioksittir. Sanayi Devriminden bu yana insan faaliyetlerinin genel etkisi, esas olarak karbondioksit emisyonlarından kaynaklanan ve diğer sera gazlarının emisyonlarıyla artan bir ısınma etkisi olmuştur.

Atmosferdeki sera gazlarının birikmesi, doğal sera etkisinin artmasına neden oldu. Sera gazı salımlarının devam eden emisyonlarının gezegeni insan uygarlığı tarihinde daha önce hiç deneyimlenmemiş seviyelere kadar ısıtma potansiyeline sahip olması, endişe verici olan sera etkisinin insan kaynaklı bu artışıdır. Bu tür bir iklim değişikliğinin geniş kapsamlı ve/veya öngörülemeyen çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçları olabilir.

Sera Etkisi

Bir serada Güneş’ten gelen enerji camın içinden ışık ışınları olarak geçer. Bu enerji seradaki bitkiler, toprak ve diğer nesneler tarafından emilir. Bu emilen enerjinin çoğu, serayı ısıtan ısıya dönüştürülür. Cam, bu ısıyı hapsederek seranın sıcak kalmasına yardımcı olur.

Dünya’nın atmosferi, bir seranın camı gibi davranır. Güneş’ten gelen radyasyonun yaklaşık % 31’i, Dünya’nın atmosferi ve yüzeyi (özellikle kar ve buz tarafından) tarafından doğrudan uzaya yansıtılır ve diğer % 20’si atmosfer tarafından emilir. Gelen radyasyonun geri kalanı, yeryüzünün okyanusları ve karası tarafından emilir, burada ısıya dönüştürülür, yeryüzünün yüzeyini ve üzerindeki havayı ısıtır. Atmosferdeki belirli gazlar, bir seranın camı gibi hareket ederek ısının dışarı çıkmasını engeller.

Bu sera gazları ısıyı emer ve bir kısmını yeryüzüne geri yayarak yüzey sıcaklıklarının normalde olması gerekenden daha yüksek olmasına neden olur. Doğal olarak oluşan en önemli sera gazı su buharıdır ve doğal sera etkisine en büyük katkı sağlar. Bununla birlikte, diğer gazlar, çok daha küçük miktarlarda oluşmalarına rağmen, sera etkisinde önemli ve büyüyen bir rol oynarlar. Bunlara karbondioksit, metan ve azot oksit dâhildir.

Bu doğal sera etkisi olmasaydı, Dünya şu anda olduğundan çok daha soğuk olurdu  (yaklaşık 33 °C daha soğuk) Gezegendeki ortalama sıcaklık şu anda olduğu gibi ılık (15 °C) değil -18 °C olurdu. İklimimizin sıcaklığı çok önemlidir çünkü yeryüzünde ve atmosferde su, üç fazın hepsinde var olabilir.  Kar veya buz olarak donmuş, su olarak sıvı ve su buharı gibi gaz. Suyun bir aşamadan diğerine çevrilmesi, yaşamı sürdürmek için kritik öneme sahiptir, çünkü yeryüzündeki yaşam için mevcut olan suyu yeniden dolduran kara-okyanus-atmosfer sistemindeki bu su döngüsüdür. Su döngüsü, genel olarak bizim hava ve iklim sistemimizi yönlendiren şeyin önemli bir parçasıdır.

Hava Kalitesinin Olumsuz Etkileri

Sıcaklığa bağlı morbidite ve mortalite

Solunum ve kardiyovasküler hastalıklar

Aşırı soğuk ve sıcak olaylara bağlı hastalık 

Artan iş sağlığı riskleri

Hava ile ilgili doğal tehlikeler

Hasarlı halk sağlığı altyapısı

Yaralanmalar ve hastalıklar

Sosyal ve zihinsel stres

Artan mesleki sağlık tehlikeleri

Nüfus deplasmanı

Dış ve iç hava kirleticilerine ve alerjenlere daha fazla maruz kalma

Solunum hastalıkları

Kalp krizi, felç ve diğer kardiyovasküler hastalıklar

Kanser

Su ve gıda kaynaklı kirlenme

Kimyasal ve biyolojik kirleticilerin neden olduğu bağırsak bozuklukları ve hastalıkları

Ultraviyole ışınlarına maruz kalmanın sağlık üzerindeki etkileri

Cilt hasarı ve cilt kanseri

Katarakt

Rahatsız bağışıklık fonksiyonu

Vektör kaynaklı ve zoonotik hastalıklar

Sivrisinekler ve keneler, hayvanlar tarafından taşınan bakteriler, virüsler ve diğer patojenlerin neden olduğu değişen hastalık kalıpları.

İklim değişikliğinden kaynaklanan sağlık risklerine uyum sağlamak önemli olsa da, sera gazı emisyonlarının azaltılması da sağlık yararları ile sonuçlanabilir. Fosil yakıtların yakılmasını azaltarak, yukarıda sıralanan bazı sağlık etkilerinin ciddiyetini azaltabilecek zararlı sera gazı emisyonlarımızı azaltmakla kalmıyor, aynı zamanda insanların ve ekosistemlerin sağlığını etkilediği bilinen toksik kirleticilerin salınımını da azaltabiliriz.

İklim Değişikliğinden İnsanlar Sorumlu mu?

Tüm kanıtlara bakıldığında, insanların iklim değişikliğinin başlıca nedeni olduğuna dair büyük bir bilimsel fikir birliği var. Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli son raporunda, küresel ısınmanın ana nedeninin insan faaliyetlerinden kaynaklandığı % 95’in üzerinde bir kesinlikle ifade edilmektedir.

Doğal iklim döngüleri Dünya’nın sıcaklığını değiştirebilir, ancak gördüğümüz değişiklikler, doğal döngülerin açıklayamayacağı bir ölçekte ve hızda gerçekleşiyor. Bu döngüler, gözlemlediğimiz 100 yılı değil, küresel sıcaklığı yıllarca veya bazen sadece aylarca etkiler. Bu arada, Milankovitch döngüleri ve güneş ışınımı gibi uzun vadeli değişiklikler binlerce ve binlerce yıl alır.

İklim değişikliğini etkileyen pek çok şey var, ancak kanıtlar reddedilemez. Fosil yakıtları yakmak ve toprağı kullanma şeklimizi değiştirmek gibi insan faaliyetleri, iklim değişikliğinin başlıca nedenidir.

Grafik 1: Küresel Yeryüzü Sıcaklık Endeksi (Kara ve Okyanus)

Kaynak: NASA (2019)

NASA tarafından yayımlanan ve son 136 yılın sıcaklık kayıtlarının yer aldığı Grafik 1’de görüleceği üzere, 1998 yılı hariç tutulduğunda en sıcak on yedi yılın on altısı 2001 yılından bu yana görülmektedir. 2016 yılında sıcaklık en üst seviyeye ulaşmıştır.

KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN OLUMLU DIŞSALLIKLARI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Literatür taraması yaptığımızda, ağırlıklı olarak iklim değişikliğinin olumsuz dışsallıkları üzerine bilimsel araştırmaları ve değerlendirmeleri görmekteyiz. Ancak iklim değişikliği ile ilgili günlük yaşantımızda karşımıza çıkabilen bu olumsuzlukların yanında bazı olumlu dışsallıklar da öngörülmektedir. Bu olumlu dışsallıkların büyük bir bölümünü, temiz enerji kaynaklarına ve enerji tasarrufuna yönelim oluşturmaktadır

Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Katı Atıkların Kullanımı

Grafik 2: 2000 ve 2018 Yıllarına Ait Türlerine Gore Enerji Tüketimi

Fosil yakıtların kullanımını, günümüz açısından değerlendirmek için 2018 yılı grafiğine bakıldığında, dünya genelinde toplam enerji tüketimindeki ağırlığı dikkat çekmektedir. Ancak 2000 ve 2018 yılları birlikte değerlendirildiğinde fosil yakıtların ağırlığını, azalarak koruduğu ve yenilenebilir enerji kaynaklarının, toplam enerji tüketimi içerisindeki payının arttığı görülmektedir. Yenilenebilir enerjiye yönelim; küresel ısınmaya, istihdama, enerji talebine, insan sağlığına, ekosisteme farklı faydalar sağlayacaktır. 143 ülkeyi kapsayacak şekilde yapılan bir araştırmaya göre söz konusu ülkeler; 2030 yılına kadar enerji ve enerji dışı fosil yakıtların ve biyoyakıt emisyonlarının %80’ini, 2050 yılına kadar % 100’unu durdurduğunda % 1,5 °C’lik küresel ısınmadan kaçınılmış olacaktır. %100 yenilenebilir enerji kaynakları ile bütün alanlardaki enerji ihtiyaçlarını karşılamaları sonucunda, kaybedilen iş sahasından 28,6 milyon daha fazla, uzun vadeli ve tam zamanlı iş sahası oluşacaktır. Şüphesiz bu yeni iş sahaları istihdama olumlu katkı sağlayacaktır. Yine aynı araştırmaya göre yenilenebilir enerji kaynakları ile birlikte enerji talebi % 57,1 azalırken, enerji maliyetleri % 61, enerjinin sosyal maliyetleri % 91 azalacaktır. Dünya çapında enerjiye ulaşılabilirlik artacak ve güç kesintileri azalacaktır (Jacobson v.d., 2019: 449). Aynı araştırmanın Türkiye’ye yönelik bulguları ise Şekil 2’de belirtilmektedir.

Şekil 2: Türkiye ve %100 Yenilenebilir Enerji

Kaynak: The Solutions Project (2019)

2019 yılında enerji ithalatı petrolde % 91,2, doğalgazda ise % 98,9’dur. 2019 yılı itibariyle, % 72,4 oranında bir enerjide dışa bağımlılık düzeyi bulunmaktadır (Türkiye Petrolleri, 2019: 30-33). Enerjide dışa bağımlılığı azaltma konusunda yenilenebilir enerji kaynakları önemli bir yere sahiptir. Yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılmasının yıllık yaklaşık 21 milyar metreküp doğalgaz ithalatının önüne geçilebileceği, bu sayede de toplamda 4 milyar dolar gibi bir tasarruf sağlanabileceği öngörülmektedir. Yenilenebilir enerji kaynakları, özellikle enerji ihtiyacının önemli bir kısmını yerli kaynaklarla karşılayabilen Türkiye gibi ülkeler için iktisadi açıdan önemli bir işleve sahiptir (Türkiye Petrolleri, 2016: 25-27).

Ekonomik kazanımlarının yanında fosil yakıtların sağlık üzerindeki olumsuz etkilerinden de kaçınılmış olunacaktır. 2019 yılında Çin’in Hubei eyaletinde başlayarak pandemiye dönüşen COVID-19 salgınından yola çıkarak, Türkiye’de pandemi ile mücadeleye yönelik alınan tedbirler arasında 30 büyükşehirde uygulanan sokağa çıkma yasağına Zonguldak ilinin eklenmesi örnek gösterilebilir. Türkiye acısından önemli kömür havzasına sahip olan Zonguldak ilinde, madencilik faaliyetlerinin akciğer hastalıkları konusunda oluşturduğu hassasiyet, bu kararın alınmasında önemli bir etken olarak değerlendirilebilir. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelim bu gibi kırılganlıklardan kaçınmamıza yardımcı olacaktır.

Birey refahının yenilenebilir enerjilerden geçtiği görüsü yaygınlaştıkça, eko-endüstriler gelişme göstermektedir. Eko-endüstrilerin değeri yaklaşık 1 trilyon Euro’dur. Bu endüstriler 2000-2011 yılları arasında %50’den fazla büyüme performansı göstermiştir. Bununla birlikte 3 milyondan fazla insan bu endüstrilerde istihdam edilmektedir (Unlu ve Yıldız, 2017: 239). İngiltere’de 2014 yılının ilk çeyreğinde, biyoenerji, jeotermal, hidroelektrik, güneş ve rüzgâr enerjisinden oluşan yenilenebilir enerji alanlarında çalıştırmak üzere verilen ilanlar toplam enerji sektöründekilerin üçte birini oluşturuyorken; 2017’nin aynı döneminde bu oran % 51,5 olmuştur (Ruggieri, 2017). Bu veriler aynı zamanda istihdamda yaşanacak bir dönüşüme de işaret etmektedir. Bu dönüşüm, istihdamın içeriğinde de karşımıza çıkmaktadır. Enerji sektörü geleneksel olarak erkek egemendir. 2016 yılında yapılan bir çalışma; kadınların, modern yenilenebilir enerji sektöründeki işgücünün ortalama % 35’ini temsil ettiğini göstermektedir (IRENA, 2017). Fosil yakıtların tükenebilir olması ve çevreye yönelik zararları; enerji tasarrufunu sağlamak adına kaynakların etkin kullanımını da önemli kılmaktadır. Bu anlamda döngüsel ekonomi ve sıfır atık çalışmaları ön plana çıkmaktadır. Döngüsel ekonomi modeli, enerji ve tüm kaynakların verimli bir şekilde kullanıldığı ve atıkların bütüncül bir süreçle geri dönüştürüldüğü, neredeyse sıfır atık üretimi ile ürünlerin ve hammaddelerin yeniden kullanılmasını sağlayan temiz üretim modeli olarak tanımlanmaktadır. Döngüsel ekonomide, doğrusal ekonominin geleneksel al-yap-kullan-at modelinin aksine, kaynaklar mümkün olan en uzun süre kullanımda tutulur ve maksimum değerlerine ulaşılır (Sapmaz Veral, 2019:20-21). Gerek yenilenebilir enerjiye geçiş gerekse döngüsel ekonomi yönündeki adımlar nihayetinde sürdürülebilir kalkınmayı destekleyerek toplumsal refahı arttırmaktadır.

Diğer Olumlu Dışsallıklar

• Soğuk iklime sahip bölgelerdeki tarımsal üretimde artış,

• Daha düşük ısınma maliyetleri,

• Soğuk algınlığından ölenlerin sayısında azalma,

• İyi idare edilen ormanlardan küresel kereste arzında potansiyel bir artış.

Bir Araştırma

Yapılan bir araştırmayla, 7 milyarlık dünya nüfusunun onda birine sahip, aralarında Türkiye’den İstanbul ve İzmir’in de bulunduğu on dokuz mega kıyı şehrinin, fosil yakıt kullanımı ve diğer insan aktivitelerine bağlı olarak, iklimde meydana gelen değişikliğin neden olacağı mali kayıp tahmin edilmeye çalışılmıştır. Listede yer alan on dokuz şehir; Amsterdam, Atina, Barcelona, Kopenhag, Dublin, Glasgow, Hamburg, Helsinki, İstanbul, İzmir, Lizbon, Londra, Marsilya, Napoli, Odesa, Porto, Rotterdam, St. Petersburg, Stockholm’dur. Sayılan bu şehirler dünya topraklarının % 2’lik bir kısmını oluşturmasına rağmen, dünya nüfusunun yaklaşık %10’u bu şehirlerde yaşamaktadır. Bu çalışmada en çok maddi kayba uğrayacak ilk üç şehir; İstanbul, Odesa ve İzmir olarak sıralanmaktadır. Toplamda bu 19 mega şehrin uğrayacağı maddi kayıp 2030 yılında 1 milyar 181 milyon dolar; 2100 yılında ise 42 milyar 924 milyon dolar olarak hesaplanmıştır. İstanbul ve İzmir için ise 2030 yılında toplam 333 milyon dolar olarak öngörülen maddi kaybın; 2100 yılında ise yaklaşık 15 milyar dolara çıkacağı hesaplanmıştır (Abadiev.d., 2016: 6).

Sonuç olarak;

İklim değişikliğinin olumlu etkileri genel olarak ekonomik faktörlerden oluşurken buna karşın olumsuz etkilerinin tamamı insan sağlığını dolayısıyla hayatını tehdit eden unsurlardan oluşuyor. Mevcut durumu koruyup iyileştirmeye gayret göstermeliyiz.

Yılların doğa üzerinde meydana getirdiği bu yıkım insanlığa bir tepki olarak sessizliğini bozdu fakat sona yaklaşmadıkça onun çığlıklarını duyamıyoruz. Yaşama dair olguların, önceliklerin değişmesi için nefes almamızın zorlaşmasını beklememeliyiz.

Bilim ve teknolojinin ışığında gerek ülkesel gerek bireysel bazda var olan yapılanmaları daha da iyileştirip buna ek olarak yeni köklü yapılanmalar ile üretim tüketim alışkanlıklarında toptan değişik yapmalıyız. Gerek vicdanlarda gerek hukuksal yazılı kaynaklarda geleceğimizi temin altına alacak yeni normlar geliştirmeli, toplumu bu yönde bilinçlendirmeliyiz.

Yasin TAŞTAN

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Kaynakça:

Esra HANBAY KAHRİMAN, Eylül 2020  “Küresel İklim Değişikliğinin Olumlu ve Olumsuz Dışsallıkları zerine Bir Değerlendirme” Cilt: 33 sayı:118 Sayıştay Dergisi

https://www.sayistay.gov.tr/tr/Upload/95906369/files/dergi/pdf/118m4.pdf

https://www.metoffice.gov.uk/weather/climate-change/what-is-climate-change

https://www.metoffice.gov.uk/weather/climate-change/effects-of-climate-change

https://www.metoffice.gov.uk/weather/climate-change/causes-of-climate-change

https://climate.nasa.gov/interactives/climate-time-machine

https://www.canada.ca/en/environment-climate-change/services/climate-change/causes.html

https://www.nationalgeographic.com/environment/article/global-warming-effects

https://www.terrapass.com/blog/climate-change-battle-causes-effects-and-solutions

https://www.nationalgeographic.com/magazine/graphics/seven-things-to-know-about-climate-change

https://climate.nasa.gov/causes/

https://www.bbc.com/turkce/haberler-51144765

https://mgm.gov.tr/iklim/iklim-degisikligi.aspx

http://climatechange.boun.edu.tr/karbon-ayakizi/

https://ekolojist.net/iklim-degisikligi-nedir/

https://www.wwf.org.tr/ne_yapiyoruz/iklim_degisikligi_ve_enerji/iklim_degisikligi/

http://acikerisim.ktu.edu.tr/jspui/handle/123456789/213

http://chem.eng.ankara.edu.tr/files/2018/05/B%C3%96L%C3%9CM-7-K%C3%9CRESEL-ISINMA-ve-%C4%B0KL%C4%B0M-DE%C4%9E%C4%B0%C5%9E%C4%B0KL%C4%B0%C4%9E%C4%B0.pdf

https://royalsocietypublishing.org/doi/10.1098/rstb.2019.0104

Author: Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*