Kün Edebiyat Dergisi

Bi dergi çıhmış, adı Kün Edebiyat. İki ayda bi yayınnanıyo. Beşinci sayıya ulaşmış. Dergiyi bizim oranın adamı çıharmış. Derginin genel yayın yönetmeni Siyami Yozgat.

kn edebiyatSiyami Hoca, Derviş ve Yol, Usat romanlarını yazmış, ders kitapları ve masallar hazırlamış, Sevda Destan İçinde adlı şiir kitabı olan, gastelerde karikatürler çizmiş çoh yönlü bi edebiyatçı.

Dergi dediğin nasıl annadılırki? işte gapağı var, gapağanda resim var içinde de yazılar. Eni bu boyu bu, sayfa sayısı şu… Bu gadar golay olsaydı keşke bi dergiyi annatmah.

Dergi demek ciddiyet demektir. Dergi demek ehil galemleri bi araya getirmek demektir. Dergi demek bi gonunun derinnemesine işlenmesi demektir. Dergi demek hayata şahitlik etmek demektir. Dergi demek insana dair söyleyecek sözü olmak demektir.

İşte bunnara talip olmuş Siyami Hoca ve idealist bir avuç insan. On ombeş gişisi seçilen dosya konusunda olmak üzere, her sayıda otuzbeş gırh gişi galem oynatmış.

İlk beş sayıda sırayla Taşrada Edebiyat, Eylül, Edebiyat ve İdeoloji, Çocuk Edebiyatı, Şehir ve Medeniyet konuları ele alınmış. Dergide dosya gonusu dışında çoh sayıda şiir, hekaye ve deneme yer almış. Hilmi Yavuz, Saadettin Ökten gibi misafiller ağallanmış. Misafillerinen uzun uzun sohbetler edilmiş.

Çoh dağal bundan yirmi yimbeş sene evvel dergiyi nerde buluyodun? Kitabı nerde buluyodun? Belediyenin eski binasına çapraz bahan bi gasteci vardı. Gasteci dediysek buğday bazarındaki ardiyelerden farksızdı. Boyası gavlamış, demirlerle gaplı camından içerisi gozükmezdi. Gunnük gasteler saman balyası gibi üst üste dururdu. Kitap mitap hak getire! Adamahıllı üç beş dergi bulunursa iyi.

Adı kitapçı olan gırtasiye dükkannarında boyna gırılan sıfırbeş, sıfıryedi galem ucu, üste başa dokülen mürekkep, hiç gullanılmayan iletki, gönye bulunur, ohunacah kitap bulunmazdı.

Ohulların kutübağnelerinde sırtları numaralı, yiter miter başına bi iş gelir diye oğrenciye verilmeye çekinilen az uz kitap olurdu. Kutübağneleri beş dakkalık tenefüslerde bi oğrenci açar, açdığı gibi de gapardı. Memur yoh, bişey yoh! Senin annıyıcağan, ohul kutübağneleri de sürekli gapalı depolar gibiydi.

Mezallağa giderken koprüyü geçince sağda gulübe gibi bi kutübağne vardı. Kutübağnede çoğuncası esgi ansiklobediler olmak üzere bi avuç kitap vardı. Kitaplar ya koyu bi renkle yüzlenmiş ya da mukavva ile ciltlenmişdi. Her iki halde de kitaplar gendilerine ozgü renkleri yitirmiş, elini uzatmaya gorhduğun demirbaş eşyaya dönüşmüştü. Kutübağneye ekseri ev ödevi ya da yıllıh ödev için gidilirdi. Ödev yapma işi herhangi bi ansiklobediden bi maddeyi deftere geçirme işlemiydi. Ödev için kutübağneye gelen oğrenciye ödevin bulunduğu cilt getirildikten sonra, aman yırtılmasın deyin başında durulurdu.

Evleri zaten sorma. Evlerde kitap nağriyodu? Horanta ekmek derdindeydi, kitabı nideydi, ohumayı nideydi?

Dergi diyoduh  esgilere daldıh. Melmeketimizin adamı dergi çıharmış. Elbet çıharacah, kimden ne ağsikleri var? Hayıllı uğullu osun, emek verenner savossun!

 

ADNAN KORKMAZ

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Author: Site varsayılanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*