Seçim ve Çocuklarımız

Yine bir seçimin arefesindeyiz. Sokaklarımız rengarenk parti afişleri ile dolu. Her dakika bir seçim otobüsü sokağımızın sessizliğini bozmakta.

Görsel ve işitsel kirlilik o kadar üst seviyede ki tarifi mümkün değil. Yıllar yılı bu hep böyle olmuştur.

Evet bir hükümet kurulacak, kurulması içinde seçimin yapılması gerekir. Seçimi kazanmak için de bir çok vaatlerde bulunulacak. Bu oyunun kuralı böyle! Birbirinin açığını bulmak, insafsızca eleştirmek siyasetin bir gereği olarak düşünülüyor.

İşin doğasında bu vardır belki de. Bu siyaset bilimcilerin üzerinde kafa yorması gereken bir alan. Ama bizi izleyen küçük dünyalarda nasıl bir etki bıraktığını düşünmekte biz eğitimcilere, anne ve babalara düşüyor. Burada eğitimcilerden bahsederken siyasetçileri de içine alan geniş bir yelpazeden bahsediyorum. Çünkü siyasetçi topluma bir kültür kazandırmada önemli bir konuma sahiptir. Bu yüzden de bir eğitimci özelliği bulunmaktadır. Bu sebeptendir ki siyasetçi her söylediğini iyi tartmak zorundadır. Çünkü öteki diye ayırdığımız ve neredeyse bazen düşman ilan ettiğimiz diğer tarafla ilgili çocuklarımız dünyasında nasıl bir iz bıraktığını düşünmek zorundadır?

Uzun tartışmalara konu olabilecek bir alan ama üzerinde konuşulduğuna rastlamadım. Seçim döneminde acaba çocuklarımızın ve ergenlerimizin öğrenme süreçlerinde bir duraksama var mı? Tabi ki hayır. Çünkü biz o kadar kendi takımımızın kazanmasına yoğunlaştık ki bizi izleyen gözleri fark edemiyoruz.

Şu bilinmeli ki bizim için önemli olan şey çocuklarımızın ve gençlerimizin dikkatinden kaçmıyor. Birçok çocuk, anne ve babasının siyasi partilere karşı takındıkları tavrı kendi yaşıtlarına yansıtabilmektedir. Model aldığı anne ve babası, karşı (düşman parti) tarafa nasıl hakaretler yağdırıyorsa, çocukta arkadaşına yansıtmakta ve tartışmakta. Çünkü arkadaşı da evde kendi anne ve babasından öğrendikleriyle oyuna katılmakta. Ortada sadece hakaret ve kısır döngülü tartışmalar olmaktadır. Dinlemek ve anlamaya çalışma çabası tatile gönderilmiştir.

Seçim sürecinde doğru kavramı anlamını yitiriyor. Gerçek tektir. Bir gerçeği zorlamalı yorumlarla saptırmakta bir marifettir herhalde.  Ancak siyasetin cilvesi ile o doğru, yanlışlar arasında sayılmakla bir çocuk ve gençte ne anlam ifade edeceğine siz karar verin.

Sürekli bir kahraman üretmek istiyoruz. Bütün yaşamımızın bir anda değişeceğine inandırılmak isteniyoruz. Yıllarca içinden çıkamadığımız sorunları bir çırpıda çözeceğine inandığımız kahramanları arar olduk. Çalışmanın ve üretmenin ne kadar önemli olduğunu unutuyoruz. Nasıl olsa bir başkan gelecek. Bütün her şeyi değiştirecek. Sihirli bir el sıkıntılarımızdan kurtaracak. Çünkü, çocuğun babası öyle diyor.

Kahraman bekleyen çocuk ve genç niçin çalışsın ki?

Kendi öz yeterliliklerimizin farkında olamaz isek her rüzgârda uçup gideriz. Çocuklarımıza da bunu yaşatmış oluruz. O yüzden bir seçim programı izlerken yorumlarımıza dikkat etmeliyiz. Bu yıl kesinlikle çocuklarımıza süreç açıklanmalı ki ahlaki gelişimlerinde sıkıntılar olmasın. Bazen meydanların ve tanıtım çalışmalarının seviyesi düşmekte.

Siyasi çekişmeleri izlerken çocuklarımıza ve gençlerimize “aslında……. “ diye başlayan açıklamalarda bulunmamız bir ihtiyaçtır. Çalışmayı, dürüst olmayı, kahraman aramaktan ziyade kendimiz olmayı, karşındakini dinleyip karar vermeyi, farklı görüşlere saygı göstermeyi anlatmamız, öğretmemiz ve yaşamamız lazım. Bu bilinçle çocuklarımızın ve gençlerimizin yanında daha dikkatli ve sorumlu davranmış oluruz.

Nice sağlıklı seçim günleri yaşamak dileğiyle…

Milletçe içeriğe çok fazla bakmadan futbol takımı tutar gibi parti tutarız. Yorumlarımız ve savunmalarımız ister istemez bilgiye kapalı bir şekilde olmaktadır. Tutulan parti ile ilgili bir eleştiri gelince tartışma büyüyor. Ve bilginin bittiği yerde hakaret ve fiziksel güç devreye giriyor.

Author: Site varsayılanı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*