Sen, Ocakları Söndüren, Ne Tatsız, Katil Şeysin!

Seni; Çevre Kimyası dersinde tanıdım. Ne kadar sinsi ve zehirli bir gaz olduğunu öğrendim. Öğrencilerime de, seni anlatırken; “aman dikkat arkadaşlar, bu gazın şakası olmaz” diye defalarca tekrarladım. Sınavlarımda bile soruyordum ki ne olduğu anlaşılsın. Hatta öğrencilerime; “bu soruyu soracağım” diyordum ve soruyordum da… Ta ki önemi iyice anlaşılsın.

Her kış geldiğinde, her gün bir yerde “sobadan çıkan gaz şu aileyi, şu kişiyi zehirledi” vs. haberleri duymamak mümkün değil. Ya da, “şofben zehirlenmesi nedeni ile şu aile yok oldu” diye acı acı haber sunan spikerleri…

Ve son olay…

Gecemizden de daha kara

Soma

Tüm bedenlerimizin rengi oldu

Kara…

O, sinsi katil, tatsız, zehirli ve öldürücü bir gaz olan karbon monoksitten başkası değil. Yapısında karbon olan tüm bileşiklerin, tam yanmamasından oluşur. Yanmamış odun, doğal gaz, kömürün tam yanmamış dumanında ve egzoz gazlarında meydana gelen bir gaz. Vücutta oksijen taşıyan ve tüm dokulara oksijeni ulaştıran hemoglobinin, oksijeni bağlayan bölgelerine bağlanarak oksijen bağlanmasını engelliyor. Yani oksijen alımını, dokulara oksijen taşınmasını bloke ediyor ki, bu çok hızlı bir ölüm anlamına geliyor. Her ne kadar zehirlenme olarak tanımlansa da aslında oksijensiz kalma ve bir çeşit boğulma. Özetle oksijenle arasında ölümcül bir yarış başlıyor ki, sadece yoğun bir oksijen takviyesi ile bu ölümle yaşam arasında ki ölümcül yarış yaşam lehine çevrilebilir. Bu yüzden bu tip yakıtlar kullanılırken daima hayata bir pencere açmak ve odaya oksijen girmesini sağlamak çok önemlidir.

Sigara içenler çoktan bu zehirli gaz ile tanışmışlardır bile. Kapalı garajlara da dikkat lütfen, devamlı havalandırılmalı ve pencereler vs. açık bırakılmalıdır.

Eğer bulunduğumuz ortamda  karbon monoksit gazı ve oksijen gazı var ise ve bu havayı soluyorsak kanda bulunan hemoglobin oksijen gazı yerine karbon monoksidi tercih eder. Karboksi hemoglobin oluşarak en ücra hücrelerimize kadar o zehirli gaz gider ve tüm hücrelerimizi zehirler. Zehirlendiğimizi de anlamayız.

Böyle bir ortamda zehirlenen kişiler, öncelikle bulundukları ortamdan uzaklaştırılıp temiz bir odada pencereler açılarak hastanın rahat nefes alması sağlanmalı, bolca temiz hava solutmalı ve sonra hızlı bir şekilde acile götürülmelidir. Baş ağrısı, baş dönmesi ve bulantı varsa zehirlendiği kesindir.

Aslında, karbon monoksit ile baş edilebilir. Devamlı bacalarınızı temizletirseniz veya yatacağınız zaman sobanızı söndürürseniz, banyoda şofben bulundurmazsanız veya kontrolünü iyi sağlarsanız ve sabah erkenden de evinizi havalandırırsanız problemleri kısmen de olsa çözmüş olursunuz. Maden ocakları gibi yerlerde ise karbon monoksit detektörü varsa zaten problem bitmiş demektir.

Soma faciasından sonra, bütün uzmanlar bu konu ile ilgili görüşlerini ve çözüm önerilerini anlatmaktadırlar. Ne yazık ki bir kaç hafta sonra bu konu da unutulacak, yeni bir facia yaşanıncaya kadar hiç bir önlem de almayacağız. Bu son olsun, gerekli önlemler alınsın ve iş güvenliği formaliteden sıyrılıp gerçek bir kontrol ve eğitimden geçsin diyorum. Şehitlerimizin ruhu şad olsun, kalanlara Allah sabır versin.

Karbon monoksit sinsi bir katil, asla vazgeçmez, Ama biz tedbirli olmalı ve onun elini kolunu tedbirle, yasayla, denetimle ve en önemlisi eğitimle bağlamalıyız. Çünkü o, hayatla aramızdaki bağ olan oksijene saldırıyor.

Oksijenin bol, ihmale dayalı ölümlerin az olduğu bir dünya için, şehitlerimizi kalbimize gömüyoruz.

 

Prof. Dr. Hamdi TEMEL

Author: Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*