Sevdadan Tefekküre: Şair İsmail Büyükerol

Kendisini hep görürüm. Ancak hiç tanışmak nasip olmadı. Tanışmak ancak geçen yıl (09.07. 2016) SDK Sorgun toplantısında nasip oldu. Naif yapısıyla kitabını imzalatma fırsatı buldum. Kısa da bir tanışmamız oldu. SDK kitapları üzerinden beni tanıdığını söyleyince çok mahcup oldum.

Toplantılarımızda, eserlerini gündem etmemiz gereken önemli bir şairimiz olduğunu biliyordum. Yaz buluşmamızda kitabını hemşehrilerimizin okuması için SDK standına da bırakmıştı. Ayaküstü kısa sohbetimizin sonunda imzaladığı şiir kitabını sonraki günlerde okuma fırsatı buldum. Bir Sorgunlu olarak gurur duydum. Kültür mirasımıza bir katkısı olan emektar bir hocamızla tanışmanın sevinci içinde idim. Uzun süredir Sorgun kültürü üzerine kafa yoranların eserleri ile bunu ispatlamaları önemliydi.

İsmail Hoca bir mühür basmıştı Sorgun tarihine. Silinmeyecek türden. “Ne bıraktınız Sorgun’a?” dendiğinde eserleriyle bunu ispatlamış oluyor.

Şiirle hep mesafeli olmuşumdur. Çok konuşmak ve yazmanın ötesinde bir şey. Bir cümle ile her şeyi anlatmak. Kendi adıma zor ve geliştirmemin de mümkün olmadığı bir alan. Sadece duygu ile sınırlı olmayıp, tarihi, dini, sanatı, mimariyi, sosyolojiyi, gelenekleri, görenekleri iyi tanımayı ve bilmeyi gerektiriyor şiir yazmak.  Kendi adıma imkânsıza yakın bir durum. Hocamı bu yönüyle haddim olmayarak tebrik ediyorum.

Hocamızın “Suların Sevdası” kitabı iki bölümden oluşmaktadır.

Birinci bölümden önce güzel bir selamla şiiri ile önsöze;

 

“Üçü-beşi, yüzü-bini

Birleyene selam olsun

Kalbindeki kibri, kini

Körleyene selam olsun

 

Karda, kışta; siste, pusta

Lafta değil işte usta

Şerde değil, hak hususta

Terleyene selam olsun” dörtlükleriyle başlıyor.

Kalbindeki kibri ve kini körleyip, lafta değil işte usta olan hocamıza selam olsun diyoruz

 

Birinci Bölüm

Kitaba ismini ikinci şiirin başlığından seçen hocamız, “Suların Sevdası” üst başlığın altında; aşk, sevda, özlem, zaman, sonbahar, duygu, köy hayatı, ayrılık, çaresizlik, sıla, hasret vb. konuları işlemiştir.

 

Bir zamanlar fidandık, çiçektik, tomurcuktuk

İnanması güç ama emzikli bir çocuktuk

Keşke hiç büyümesek hep böylece kalsaydık

Yaşamanın tadını avuç avuç alsaydık

 

diyerek geçen ömrü kısaca özetlemiş ve özlemini de içinde barındıran bir dörtlükle hepimizin duygularını kelimelere dökmüş.

“Zaman ve su; dönüşü olmayan meçhul bir yolun, yorulmayan iki yolcusu” diyerek anlamlı bir tanımı bizlere paylaşmış.

İsmail Hoca, “Aşk Hocam” şiirinde kendini bize şöyle tanıtıyor:

 

Ben hep hükmettim gönlüme

Hep sev diye buyurdum

Asla kimseyi aç bırakmadım kimseyi sevgiden yana

Doyurabildiğim kadar doyurdum

 

Bir sonraki bölümde yapmamız gerekenleri bir bir sıralıyor.

Bir beyit ile bizlere hayatı kum saatine benzeterek son kum tanesiyle ölümü anlatıyor;

 

Can evimin duvarında asılı bir kum saati

Son kum tanesi düşünce gelir gözü yum saati.

 

İkinci Bölüm

Kitabın ikinci bölümünü, yaşadığımız şu günler için çok anlamlı buldum. “Türklüğün Son Bestesi” üst başlığı altında vatan, bayrak, şehit, yas, Anadolu, dava, düşünmek, sorgulama vb. temalar işlenmiştir.

Şu dönemde özellikle ihtiyacımız olan önemli bir başlık. Vatan ve vatan savunmasının gerekliliği konusunda önemli duygu paylaşımlarını sunmaktadır. Özellikle “Asker Kınası” şiirin sanal dünyada dolaşması gurur verici.

Bu bölüme “Türkiye’mi Düşündüm” şiiri ile başlanılmış. Türkiye’nin yaşanabilir ve sahip çıkılması gereken bir diyar olduğunu anlatıyor bizlere;

Baktım kitabesi beş yüz yaşında

Cennet sanki yedi yerden yarılmış

Toroslarda çam çınara sarılmış

Dört mevsimi aynı günde yaşarken

İlkbaharda akarsular coşarken

Tarih- kültür, doğa- güneş, kum- deniz

Kaval çalan çobanını görseniz

Doya doya yaşamalı Türkiye’m.

 

Kardeşçe yaşamamızı engellemek için oynanan oyunlara karşı “Yeter artık nokta koyun” diyerek önemli bir problemin suni ve gerçekten uzak bir durum olduğunu anlamlı cümlelerle yüreğimize göndermektedir. “Adın Kürt’se Türk soyadın” diyerek kardeşliğimizin altını çizmektedir.

Eğitim aşkı ile teröre rağmen görevini yerine getirmeye çalışan öğretmenlerimizin yaşadıklarını anlatan ve şehit olan öğretmenlerimiz için kaleme aldığı “Yaz Öğretmenim Yaz” şiiri de çok anlamlı. İyi bir nesli inşa etmek için can veren tek sen varsın diyerek, “X,Y,Z ‘yi kim öğretecek şimdi sana” diyerek öğretmene sahip çıkılması için biraz düşünmeyi salık vermektedir.

İsmail Hocam “Son Durum” ile ülkenin genel yapısı üzerine önemli tespitlerde bulunmaktadır. İçkiden şehvete, faizden enflasyona, küfürden teröre kadar şiirlerinde durum tespiti yapmaktadır.

Eserde ayrıca  milletçe unuttuğumuz bir özelliğimiz üzerine de özellikle dikkat çekilmiş. “Tefekkür” başlığı altında düşünmeyi ve sorgulamayı bir ihtiyaç olarak görmemiz gerektiği vurgulanmıştır. Bir fani olarak dünyanın geçiciliği üzerine daha sistemli bir düşüncenin içerisinde olmamız gerekiyor.

Tefekkürün ulaşacağı noktayı da bizlere “Buldum” şiiriyle sunmaktadır:

 

Hürlüğü kullukta buldum

Bolluğu darlıkta buldum

Aradım kendi aslımı

Sebebi varlıkta buldum

 

diyerek her insanın tefekkürle ulaşacağı ve huzur bulacağı mertebeyi kendi üzerinden bizlere sunmuştur hocamız.

İsmail Hoca, belki de kitabın bitimiyle bir insan olarak gelinmesi gereken seviyeyi bizlere özetliyor. Özellikle düşüncenin önemini öne çıkararak hayatta gelinebilecek son noktayı güzel bir şekilde anlatmaktadır.

Sorular, hepimizin hayatında yön verecek önemli birer enstrümandır. Doğru sorular ise hayatı anlamlı kılacak noktaya taşır. Gelinen anlamlı nokta huzuru barındırır. Gerçeğimizle yüzleşmemizi sağlar. Onun için İsmail Hoca “Sorular” başlığı ile 3 beyitte bizlere şunları anlatmış:

 

Dünyada gözümüze perde mi örülüyor

Neden asıl gerçekler ölünce görülüyor

 

Topraktan besleniriz ve topraktan yürürüz

Biz toprağa dönünce sahi neden çürürüz

 

Ne bu nokta, ne bu ünlem, ne bu soru ve virgül

Nokta sonum, ünlem feryat, soru çengel gel sen gül

 

Şair İsmail Büyükerol, kitabını, girişteki selam ile bitirirken, birleyene, körleyene, derleyene, gürleyene ve terleyene selam olsun diyerek bu anlamlı eserini bizlerle paylaşmıştır.

Yüreğinize ve kaleminize sağlık değerli hocam. Her kelime için harcadığınız mürekkebin en az iki kat fazlasıyla size dönerek değerinizin doğru anlaşılmasını umuyor, saygılarımı sunuyorum.

 

Recep DAĞDEMİR

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

Author: sevare

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*