Vakfiyelerine Göre Yozgat Vakıfları (1400-1920)

Kitabın ana konusunu Osmanlı imparatorluğu döneminde Anadolu’ya Türk göçleri nedeniyle gelen ve Yozgat ili sınırları içerisinde kalan bölgede 1400-1920 tarihleri arasında tesis edilen vakıflar ve müesseselerinden, belgeleriyle bahsedilmektedir. Bütün bu vakıf müesseselerinin, toplumdaki kurumsallaşmaya ve İslamlaşmaya etkilerinden bahsedilmektedir. Hamza Keleş, medreseler, mektepler, camiler, tekkeler ve zaviyelerin toplumun yapılanmasına etkilerini güzel ve bilimsel bir araştırmayla analiz etmektedir. O dönemde vakıflaşmanın ne derece güçlü ve etkili olduğunu bizlere sunmaktadır. Tespiti yapılan vakıf ve müesseseler başlıklar halinde şöyle sıralanmıştır.

14 Adet Medrese

5 Adet Sıbyan Mektebi

1 Adet Rüştiye Mektebi

1 Adet Azınlık Erkek Mektebi

102 Adet Camii

4 Adet Mescid

1 Adet Kilise

4 Adet Zaviye

2 Adet Tekke (Dergâh)

1 Adet Köprü

13 Adet Çeşme

2 Adet Şadırvan

Vakıf kelimesi durdurmak, alıkoymak manasında olup, terim olarak İslam ülkelerinin içtimai ve iktisadi hayatında önemli rol oynayan müessesenin adıdır. Vakıf; müesseseleşmiş bir yardım anlayışını ifade eder. Cami, mescit, medrese, imaret, zaviye, han, hamam, sebil gibi insanların bizzat faydalandığı müesseselerin sürekli ve düzenli bir şekilde işletilebilmesi için kendilerine tahsis edilen bina, arazi, para gibi gelir kaynaklarına vakıf denmiştir.

 

MEDRESELER VE MEKTEPLER

Arapça olan medrese kelimesinin sözlük anlamı ders okutulan yer (okul) demektir. Terim olarak talebelerin hem içinde yaşadığı hem de içinde çeşitli derslerin okutulduğu, öğretim kurumunu ifade etmektedir.

İslam’ın ilk zamanlarında eğitim öğretim mescitlerde yapılırken zamanla İslami ilimlerin gelişimiyle, belli bir program ve düzen içerisinde öğretilmesi zaruri hale gelmiştir. Bu sebeple eğitim öğretim amacıyla medreseler kurulmuştur.

KÖSE YUSUFLU MEDRESESİ

Çapanoğlu Süleyman beyin Kethudası Abdullah Ağa tarafından 1769 yılında Yozgat’ın Köseyusuflu köyünde cami ile birlikte yapılmıştır.

HOŞYAR KADIN MEDRESESİ                   

Yozgat’ın Medrese Mahallesinde Hoşyar Kadın Binti Abdullah B. Abdurrahman tarafından 1848 yılından önce yaptırılmıştır.

TOPAÇ KÖYÜ MEDRESESİ

Yozgat’ın Yerköy ilçesine bağlı Topaç Köyünde Mehmet Arif Efendi B. Osman Efendi tarafından 1905 ten önce yaptırılmıştır.

Köseyusuflu Medresesi, Çorum Camii Kebir Medresesi, Hoşyar Kadın Medresesi, Züleyha Hanım Binti Himmet Ağa Medresesi, Huri Hanım Medresesi, Ortaköy Medresesi, Topaç Köyü Medresesi, Kargalık Köyü Medresesi, İncirli Müslim Köyü Medresesi, Karacalar Köyü Medresesi, Kızıldağ Köyü Medresesi, Yozgat Medrese Mahallesi Medresesi eserde yer almaktadır.

MEKTEPLER

Sıbyan mektepleri ilköğretim düzeyindeki okullardır. Osmanlıda ilköğretimin okutulduğu okullar sıbyan mektepleriydi. Sıbyan mekteplerinde medreseden yetişen muallimler ders verirdi. Bununla beraber cami imamlarının ders verdiği de görülmüştür.

SÜLEYMAN BEY MEKTEBİ

Yozgat’ta Çapanoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılan mektep Çapanoğlu Camii’nin yanına inşa edilmiştir. Mektebin cami ile beraber 1793 yılında yaptırıldığı bilinmektedir.

ALİ EFENDİ MEKTEBİ

Yozgat’ın Yancıoğlu Mahallesindeki mektep Cevheri Ali Efendi tarafından 1804 yılında cami ile beraber yaptırılmıştır. Tamamen ahşaptır.

ERMENİ ERKEK MEKTEBİ

Yozgat’ın Eski Pazar Mahallesindeki binanın inşa tarihi ve yapanı hakkında bilgi yoktur. Vakfiyeye göre 1907 den önce inşa edilmiştir.

Sıbyan Mektepleri, Ali Efendi Mektebi, Süleyman Bey Mektebi, Ali Efendi Mektebi, Baş Çavuş Halil Ağa Mektebi, Salih Efendi Mektebi, Ali Rıza Paşa Rüştiye Mektebi, Ermeni Erkek Mektebi

 

CAMİLER

YOZGAT ÇAPANOĞLU CAMİİ

Yozgat şehrinin sembolü sayılan Çapanoğlu Cami, büyük bir yapıdır. Bina ayrı tarihlerde inşa edilmiş, iki ayrı yapıdan oluşmaktadır. Birinci kısmı, Çapanoğlu Mustafa Bey 1777-1779 yıllarında yaptırmıştır. İkinci kısmı Kardeşi Süleyman Bey 1794 yılında yaptırmıştır. 1899-1901 yıllarında Mahmud Celaleddin Paşa tamir ettirmiştir.

OSMANPAŞA KÖYÜ CAMİİ

Osmanpaşa Yozgat’a bağlı bir kasabadır. 1316 tarihinde hacı Mehmet Barçuk tarafından yaptırılmıştır.

YOZGAT CEVHERİ ALİ EFENDİ CAMİİ

Yozgat’ın Aşağıçatak mahallesinde, kitabesine göre 1788 yılında Cevheri Ali Efendi ve Hacı Ahmet Efendi tarafından yaptırılmıştır.

Gemerek Şahruh Bey Camii, Kozan Şahruh Bey Camii, Ilısu Şahruh Bey Camii, Çat Köyü Ahmet Ağa Camii, Boğazlıyan Hacı Mehmet Ağa Camii, Yozgat Çapanoğlu Camii, Osman Paşa Köyü Camii, Yozgat Cevheri Ali Efendi Camii, Mehmetbeyli Köyü, Başçavuş Halil Ağa Camii ve daha çok sayıda cami.

Zaviye Arapçada köşe manasına gelir. Terim olarak yol üzerinde kurulmuş olan köy, kasaba, şehir gibi anlamlara gelir. İçinde belli bir tarikata mensup şeyh ve ona tabi olan dervişlerin yaşadığı, yoldan geçen yolcuların konakladığı, yediği, içtiği müesseseye zaviye denir. Anadolu’ya gelip yerleşen Türklerin İslamlaşmasında önemli rol oynayan bu müesseseler, zaman içerisinde dergâh, tekke, mevlevihane gibi farklı isimlerde almıştır.

Anadolu ya yerleşen Türkler, kendilerine yurt edinmek için bu müesseseleri kurmuştur. Bir nevi Türk beyliklerinin teşkilatlanma merkezi olmuştur. Böylelikle Anadolu’ya yerleşme merkezleri, tekke ve zaviyeler etrafında gelişip büyümüştür. Beylikler otoritelerini sağlamak için kendilerine ait topraklarda yaşayan şeyhlerin nüfuzlarından faydalanmışlardır.

Osmanlı imparatorluğu yeni fethedilen topraklarda yerleştirilen şeyh ve müritlerine vakıflar tahsis ederek zaviye kurdurmuşlardır. Hali hazırda vakfı olanlarda vakıflarını genişletmişlerdir. Zamanla zaviyeler fonksiyonlarını kaybedip bozulmalar başladıktan sonra, zaviyelerin yerlerini tekkeler almışlardır.

Tekke terim anlamı tarikata mensup insanların ayinlerini yaptıkları oturup sohbet ettikleri, yiyip içtikleri mekânlardır. Farsça da dayanılacak yer anlamında kullanılmaktadır. Tarikatların müessesesi haline gelen tekkeler zamanla Kalenderhane, Mevlevihane, Kadirihane gibi tarikatların adlarıyla anılmaya başlamıştır. Zaman içinde mimari yapılarında gelişme olmuş, şeyhlerin ailelerinin de ikamet ettiği mekânlar haline dönüşmüştür. Tekkelerin masrafları vakıflar tarafından karşılanır, devamlı tekkede ikamet eden dervişler tekkenin hizmetlerini yaparlardı.

 

ZAVİYELER

Yozgat ve çevresinde oldukça fazla zaviye vardır. Bu zaviyelerin hepsi 15 ve 16. Yüzyılda Bozok Sancağını yöneten Dulkadiroğlu Beyliği tarafından kurulmuştur.

Akdağ’da Şah Verdi Fakih zaviyesi, Kılınç Abdal zaviyesi, Toraman köyünde Ali Derviş zaviyesi,  Boğazlıyan yöresinde Yol Kulu zaviyesi, Karadere de adı belli olmayan zaviye, Yukarı Konakta adı belli olmayan zaviye, Aşağı Konakta Yunus Halife zaviyesi ve Yola Geldi zaviyesi, Terli Köyündeki Sırçalı zaviyesi

EMİRCİ SULTAN ZAVİYESİ (HALK ARASINDA) OSMANPAŞA TEKKESİ

Yozgat Boğazlıyan arasındaki Atatürk yolu üzerinde Yozgat’a 30 km uzaklıktaki Osmanpaşa kasabasındaki Osmanpaşa tekkesidir. Tekkenin kurucusu Emirci Sultanın adını taşır. Emirci Sultan Anadolu’nun Türkleşmesi ve İslamlaşmasında bölgenin gelişmesinde önemli rol almıştır. Yesevilik ve vefailik tarikatıyla ilişkili olduğu ortaya çıkmıştır. Emirci Sultan zaviyesi 1826 yılında Bektaşilik ortadan kaldırılınca Nakşibendilik tarikatının himayesine geçmiştir. 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kaldırılmasına kadar varlığını devam ettirmiştir. Cengizhan’ın istilasından kaçıp Anadolu’ya  sığınan şeyh ailelerine verilen evlatlık vakıf imtiyazlarından biride Emirci Sultana verilmiştir.

KILINÇ ABDAL ZAVİYESİ

Aluddevle Bey tarafından Akdağ yöresinde yaptırılmıştır. Akdağ’a bağlı Kuyuca Viran Mezrası mülküyle beraber vakfedilmiştir. Zaviyenin şeyhi Türkmen eşrafından Kılınç Abdal Şeyh İbadullah ve onun evlatlarıdır.

 

TEKKELER

YOZGAT ŞEYH HACI AHMET EFENDİ TEKKESİ (DERGÂHI)

Tekke,  Yozgat merkez Çamlık yolu üzerindeki Taşköprü Mahallesinde yapılmıştır. Sultan Abdülmecit Han ve Hanımı Şevk Efza Hanımın yardımıyla, 1858 yılında Şeyh Hacı Ahmet Efendi tarafından yapılmıştır.

YOZGATLI MEVLEVİ DERGÂHI

Tekke Yozgat hükümet binası karşısında yaptırılmış. İnşa tarihi bilinmeyen tekkeyi Konyalı Şeyh el Hac Salih Sabri Dede Efendi b. Şeyh Hasan tarafından yaptırılmıştır.

Literatür için çok kıymetli olan bu eserin yazımı için Prof. Dr. Hamza Keleş’e çok teşekkür ederim.

 

Nuri KAYA

SORGUN DÜŞÜNCE KULÜBÜ

 

Author: sevare

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*